Ana içeriğe geç
Sözlük

inanma ile cümle

inanma kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Bütün paramı savurdum, inanın ya da inanmayınI pissed away all my money, believe it or not.
Biz neden inanmadığımızı açıklamakla mükellef değiliz.The onus is not on the rest of us to say why not.
Ettiler, ister inan ister inanma.They did, believe it or not I turned it down
Çünkü Nollywood'un Afrika'dan çıkabileceğine kimse inanmamıştı.Because nobody believed that Nollywood can come out of Africa.
Buna inanmadılar.People did not believe this.
İnanması güç.I can hardly believe it.
'Evet, biz buna inanmak mayn't rağmen, deniz okula gitti''Yes, we went to school in the sea, though you mayn't believe it--'
O cevapladı : "Kendine inanmak."And he said, "A belief in themselves."
Sokrat, kendine gaipten bilgelik anlatan bir demonu olduğuna inanmasıyla ünlüdür.Socrates, famously, believed that he had a daemon who spoke wisdom to him from afar.
Su takside kac kisi var sizce? ister inanin ister inanmayin, bu Nijerya'da bir taksiVery interesting. How many people do you think are on that taxi?
Evet biliyorum, biliyorum Ona iltifat ettiğimde bana inanmayacakYeah, I know, I know when I compliment her she wont believe me.
Bu saçmalıklara yıllardır inanmakla ne kazandığımızı anlayabilmiş değilim.I don't know what we're doing, believing in all this nonsense over all these years.
Bana inanmaya ihtiyacınız yok ve inanmamalısınız da.Look at the audit results.
İnanmamız gerektiğine, gerçekten inanıyorum.I believe that we must believe, truly believe.
O halde ben kime inanmalıyım?I still have many friends that are there.
Biliyorsunuz, özünde, hepimiz görmediğimiz şeylere inanmak zorundayız.You know ultimately, we all have to believe things we haven't seen.
Lütfen sana inanmayı reddeden Wood adına, senden özür dilememe izin ver.Let me be the first to apologize on behalf of Wood, who refused to believe in you.
Eğer bana inanmak istiyorsanız, haydi yapalım.If you want to believe me, let's do it.
Ya da küresel ısınmaya inanmadığını söyleyen enişteniz.Or maybe your brother-in-law who doesn't believe in global warming.
Artık bu role inanmak ve bu rolde olmak istemiyorsun.I don't want to believe and be in that role now.'
İster inan ister inanma, şaşırmıştım.Believe it or not, I wasn't surprised.
Şimdi, hiç kimse ona inanmadı.Now nobody believed him.
Pekçok insan ahlaki gelişme kavramına inanmak istiyor. Peki bu konuda uzlaşılabilir mi?But can you reconcile that?
Monarşi konusunda gelince... ...bana inananlar ve inanmayanlar var.Regarding the monarchy, there are those who believe me and those who don't.
Belki de derslerin sonunda, "Buna inanmalısınız" demeliyim.I should end the class by saying, "You will believe."
İkinci kaynak iyilik yapmanın iyilik doğuracağına inanma konusundaki eğilimdir.The second foundation is fairness/reciprocity.
Yani buna inanmamı mı istiyorsun?So you want me to believe that?
Nasılsa bana inanmayacaksın!You won't believe me anyways!
Ama olduğuna inanmak istedim.But I wanted to believe something did.
Ona bile bile inanmadım.Didn't believe her on purpose.
Ve sonra onu sökmek için yeni bir fikre inanman gerekiyor.And then you have to believe another idea to remove it.
Buna inanmanın biraz güç olduğunu düşünüyorsanız şuna bir göz atın.If you think that sounds a little far fetched take a look at this.
Kendilerine inanmaları gerekliydi.Kendilerine inanmaya ihtiyaçları var.
Soguk agda ya da tras, ister inanın ister inanmayın, tras etme bir yetenektir.Even is it is a cold wax and shaving, shaving is a skill believe it or not.
Ailesi bunun hakkında düşündü, ve sonunda ona güvenerek, ona inanmaya karar verdilerHer parents thought about it, and they finally, to their credit, decided to believe her.
Onlara inanmaya başladığında, bu onları güçlü kılar... bu, onlara ağırlık verir.When you believe in them, then it empowers them... it gives them weight.
İki küçük etli burger, inan ya da inanma.Two small beef burgers, believe it or not.
Bana gelince, tabi ki, vücut dilime tamamen inanmam lazım.For myself, of course, I have to completely trust my body language.
Gücü, bir başkasının yalana inanmaya razı olması ile ortaya çıkar.Its power emerges when someone else agrees to believe the lie.
İster inanın ister inanmayın bunu zaman kazandıran bir yöntem olarak düşünmüştüm.Believe it or not, I devised this as a timesaving method.
Şimdi sana inanmamı mı bekliyorsun?Do you expect me to believe that?
Sana söyleyeceklerime inanmayacaksınYou wont believe what I tell you
Bazı insanların ölüm sonrası yaşama inanmadıkları fikri.It's the idea that some people don't believe in an afterlife.
Fikirlere inanmayabilirsiniz, ama onlar başarmanın gayet verimli yolları.You may not agree with the ideas, but my goodness, they're highly effective mechanisms for doing so.
Bu yüzden tanrıya inanmadan da tanrısal anlar yaşayabiliriz.So one can have so-called spiritual moments without belief in the spirit.
Kendimize inanmamız gerekiyor.We need to believe in ourselves.
Şimdi inanma zamanı.Now is the time to believe.
Steve Jobs'tan ogrendigim son sey ise "Bazı şeyleri görmek için inanmak gereklidir.""Some things need to be believed to be seen."
Bazı şeylere inanmak için görmek gereklidir.Some things need to be seen to be believed.
Gerçek olarak görmeden önce Macintosh'a inanmalısınız.You have to believe in Macintosh before you would see it as reality.
Farkli birşeyler yapabileceğine inanmalısın.You have to believe that something different can happen.
Bir başka deyişle, eğer kimse tehdit oluşturduğuna inanmazsa,They're worried, in other words, that if anybody believes that it wasn't such a threat --
1994'ten beri kaydettiğimiz ilerlemeye inanmak neredeyse imkansız.It's almost impossible to believe the progress we've made since 1994.
-Söylesem de inanmazsın- You wouldn't believe me if I told you.
Ve ister inanın ister inanmayın, seyircilerden ıslık çalanlar oldu.And, believe it or not, there were hisses in the audience.
Bana inanmayacaksın.You won't believe me.
Ama bana inanmadılar.But they didn't believe me.
Kimse yapıldığına inanmadı.No one believed it was done.
Ve sonuncusu, sanıyorum muhtemelen en önemlisi, yeterli olduğumuza inanmak.And the last, which I think is probably the most important, is to believe that we're enough.
Bunlar Çakraların temel bilgileri! İnan veya inanmaIn today's society, we put way too much emphasis on independence, and not enough on interdependence.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod