inanmıyor ile cümle
inanmıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
5
ORT. KELİME
Bunu yapacağına inanmıyorsun, değil mi?You don't believe I'll do that, do you?
Tom bunu yapabileceğine inanmıyor.Tom doesn't believe he could do that.
Tom senin bunu yaptığına inanmıyor.Tom doesn't believe you did that.
Bunu yapmış olduğuna inanmıyorum.I don't believe you did that.
Bunu senin yaptığına inanmıyorum.I don't believe you did that.
Tom bunun doğru olduğuna inanmıyor.Tom doesn't believe that's true.
Tom bunu yaptığına inanmıyor.Tom doesn't believe I did that.
Tom Mary'nin bunu yapacağına inanmıyor.Tom doesn't believe Mary would do that.
Tom Mary'nin bunu yapabileceğine inanmıyor.Tom doesn't believe Mary can do that.
Tom Mary'nin onu yaptığına inanmıyor.Tom doesn't believe Mary did that.
Tom, Mary'nin kendine iyi bakabileceğine inanmıyor.Tom doesn't believe Mary can take care of herself.
Tom, Mary'nin tek başına evine gidebileceğine inanmıyor.Tom doesn't believe Mary can get home by herself.
Tom Mary'nin kazanacağına inanmıyor.Tom doesn't believe Mary will win.
Tom Mary'nin ağlayacağına inanmıyor.Tom doesn't believe Mary will cry.
Tom, Mary'nin kazanabileceğine inanmıyor.Tom doesn't believe Mary can win.
Bunu yapabildiğine inanmıyorum.I don't believe you can do that.
"Tom'un bana inanmayacağını biliyorum." "Ben de sana inanmıyorum.""I know Tom won't believe me." "I don't believe you either."
Tom, Mary'nin bu hafta bunu gerçekten yapmayı planladığına inanmıyor.Tom doesn't believe Mary really plans to do that this week.
Tom Mary'in bugün bunu yapmak istediğine inanmıyor.Tom doesn't believe Mary really wants to do that today.
Tom Mary'nin gerçekten bunu tekrar yapmak istediğine inanmıyor.Tom doesn't believe Mary really wants to do that again.
Tom, Mary'nin gerçekten bizimle gitmeyi planladığına inanmıyor.Tom doesn't believe Mary really plans on going with us.
Tom, Mary'nin gerçekten bizimle birlikte gitmeyi planladığına inanmıyor.Tom doesn't believe Mary really plans to go with us.
Tom, Mary'nin gerçekten bunu yapmayı planladığına inanmıyor.Tom doesn't believe Mary really plans on doing that.
Tom ve Mary'nin evleneceğine inanmıyorum.I don't believe Tom and Mary will ever get married.
Tom, Mary'nin bunu tek başına yapacağına inanmıyor.Tom doesn't believe Mary would do that by herself.
Tom Mary'nin gerçekten bunu yapmak istediğine inanmıyor.Tom doesn't believe Mary really wants to do that.
Tom gerçekten bunu yapmak istediğine inanmıyor.Tom doesn't believe you really want to do that.
Tom Mary'nin gerçekten bunu yapacağına inanmıyor.Tom doesn't believe Mary would really do that.
Tom Mary'nin bunu çok sık yaptığına inanmıyor.Tom doesn't think Mary does that very often.
Tom Mary'nin gerçekten bunu yaptığına inanmıyor.Tom doesn't believe Mary really did that.
Tom gerçekten senin bunu yaptığına inanmıyor.Tom doesn't believe you really did that.
Tom'un bugün gerçekten bunu yapmak istediğine inanmıyorum.I don't believe Tom really wants to do that today.
Tom hakkındaki söylentilere inanmıyorum.I don't believe the rumors about Tom.
Kazanabileceğime inanmıyorum.I don't believe I can win.
Kazanacağıma inanmıyorum.I don't believe I'll win.
Sami, Leyla'ya inanmıyor.Sami isn't believing Layla.
Tom astrolojiye inanmıyor.Tom doesn't believe in astrology.
Kimsenin bunu yapacağına inanmıyorum.I don't believe anyone will do that.
Niye inanmıyorsun?Why don't you believe it?
Neden bize hiç kimse inanmıyor?Why doesn't anyone believe us?
Niye bize kimse inanmıyor?Why doesn't anyone believe us?
Neden insanlar bize inanmıyor?Why don't people believe us?
Sami bana inanmıyor.Sami doesn't believe me.
Pencereleri temizlemenin gerekli olduğuna inanmıyorum.I don't believe it's necessary to clean the windows.
Sadece herkesin bunu yapması gerektiğine inanmıyorum.I just don't believe everybody needs to do that.
Sami hiçbir şeye inanmıyor.Sami believes in nothing.
Senin suçlu olduğuna kimse inanmıyor.Nobody believes that you're guilty.
Tom, Mary'nin intihar ettiğine inanmıyor.Tom doesn't believe Mary committed suicide.
İsa'nın Tanrı'nın oğlu olduğuna inanmıyor.He doesn't believe that Jesus is God.
Diğer yanağı çevirme olayına inanmıyorum.I don't believe in turning the other cheek.
Sana vurana diğer yanağını uzatma felsefesine inanmıyorum.I don't believe in turning the other cheek.
Tom, Avustralya'nın var olduğuna inanmıyor.Tom doesn't believe Australia exists.
Suçlu olduğuna inanmıyorum.I don't believe you're guilty.
Bana inanmıyorsan kendi gözlerine inanacaksın.If you don't believe me, you'll believe your own eyes.
Bunu söylesen bile sana inanmıyorum.Even if you say it, I don't believe you.
Kimse Batı medyasına inanmıyor.No one believes the Western media.
Latin Amerikalılar Batı medyasına inanmıyorlar.Latin Americans don't believe Western media.
Artık Tanrı'ya inanmıyorum.I don't believe in God anymore.
Stefan onun bir hayalet olduğuna inanmıyor.Stefan doesn't believe that was a ghost.
"Tanrıya inanmıyorum ama inansaydım onun müziği benim İncil'im olurdu".I don't believe in God, but if I did, her music would be my bible".