inanmış ile cümle

inanmış kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Birçok kişi onun "tavsiyeye dayanıklı" olduğuna inanmış.Many people are convinced that he is "advice-resistant".
Tom haklı olduğuna inanmış.Tom is convinced he's right.
Dan o onun bir kaza olduğunu söylediğinde başlangıçta Linda'ya inanmıştı.Dan initially believed Linda when she said that it was an accident.
Başta inanmıştım ona.I believed him at first.
Hayaletlerin gerçekten var olduğuna inanmış değilim.I'm not convinced ghosts actually exist.
Tom çok inanmış görünmüyor.Tom doesn't seem too convinced.
Tom onun iyi bir fikir olduğuna inanmış.Tom is convinced that's a good idea.
Tom onun iyi bir plan olduğuna inanmış gibi davranıyordu.Tom pretended to agree that it was a good plan.
Tom'un söylediğine inanmış gibi yaptım.I pretended to believe what Tom said.
Tom'un bana söylediğine inanmış gibi davrandım.I pretended to believe what Tom told me.
Leyla, Sami'ye yardım edebileceğine inanmıştı.Layla had faith that she could help Sami.
Tom'a inanmış gibi yaptım.I pretended to believe Tom.
Tom, Mary'nin bunu yapması gerektiğine inanmış görünmüyor.Tom doesn't seem convinced that Mary has to do that.
Tom Mary'nin söylediği hiçbir şeye inanmış görünmüyordu.Tom didn't seem to believe anything Mary said.
Tom, Mary'nin söylediği her şeye inanmış görünüyordu.Tom seemed to believe everything Mary said.
Bunun üzerine İsrailoğullarından bir kesim inanmış, bir kesim de inkar etmişti.It was given to all Israelites, irrespective of repentance and faith.
Babasının Van Gogh olduğuna inanmıştı ancak doğumunun zamanlaması bunu mümkün kılmamaktadır.He believed Van Gogh was his father, but the timing of his birth makes this unlikely.
Ayrıca suikastçilerin Marcus Antonius'u da öldürmeleri gerektiğine inanmıştır.He believed that the Liberators should also have killed Mark Antony.
17 yaşına kadar Rose Bailey'nin gerçek babası olduğuna inanmıştır.Until the age of 17, Rose believed that Bailey was his natural father.
Tsiolkovsky insan tarafından uzay işgalinin türümüzün kaçınılmaz yolu olduğuna inanmıştır.Tsiolkovsky believed human occupation of space was the inevitable path for our species.
Ancak Zwicky, bu nesnenin gerçekte Yerel Grup içindeki yakın bir cüce gökada olduğuna inanmıştı.However Zwicky came to believe this was actually a nearby dwarf galaxy in the Local Group.
III. Aleksios bu suçlamalara inanmış ve Vatatzes'i idam ettirmiştir.Alexios III believed the allegations and had Vatatzes executed.
O da onlar bu günlüğü bulduktan sonra onlara inanmıştır.So, they would certainly believe him when he accused the Mayor of corruption.
Entelektüel amaçların ve formel nedenin tüm doğal süreçleri yönlendirdiğine inanmıştır.He believed that intellectual purposes, formal causes, guided all natural processes.
Hutton tek biçimciliğe inanmış olmasına rağmen, onun zamanda teori yaygınlık kazanmamıştır.Though Hutton believed in uniformitarianism, the idea was not widely accepted at the time.
Leopold Trepper - inanmış bir komünist devrimci - olarak 1982 yılında Kudüs'te öldü.Leopold Trepper died in Jerusalem in 1982.
Don Pasquale buna inanmış gibi görünür.Don Pedro confesses everything.
Onun kargışına uğrayarak asla çoğalmayacaklarına inanmışlar.It is believed that, he never disappoints his devotees.
Ancak Bizet, bu eser ile müzikte doğru yolu bulduğuna inanmıştı.And all that... would have just got in the way of the music.
İnanmış bir avrupa federalizmi taraftarı olup ayrıca atlantikçidir.How to Be an American Novelist in Spite of Being Southern and Catholic.
Çok tanrılı dinlere inanmışlardır.They believe in prayer.
Bestelerinin işe yaramaz olduğunu düşünmüş ama öğretmenlikle yararlı olabileceğine inanmıştı.He was unusual in believing that his teaching would be useful to women as well as men.
Evlenme işlemini yapacak olan Keşiş Francis Hero'nun masum olduğuna inanmıştır.The presiding friar intervenes, believing Hero to be innocent.
Bu senaryoda, hisse senedinin fiyatının düşeceğine inanmıştınız ve açığa satış yapmıştınız. .In this scenario where the stock went down to $20 you made a profit of $30.
Aslında biz bu kadar uzun süre inanmış, Bu gerçekten bizim gerçek talihsizlik.The fact that we have believed for so long, that is truly our real misfortune.
"Tha 'yapabileceğini inanmış olmaz" Daha önce atlanır asla, "Mary" dedi.I wouldn't have believed tha' could do it." "I never skipped before," Mary said.
Hikayene inanmış gibi yapıp gidelim.Right, let's pretend we believe your story and let's go.
Diyeceksin ki "cadılara nasıl inanmışlar?" ve sonra dönüp soracaksın;And you say: "How could they believe in witches?", then you turn around and say:
Ama ben her zaman hikayelerin de benzer bir etkisi olduğuna inanmışımdır.But I've always believed that stories, too, have a similar effect on us.
Kendi kelimelerine göre, ilk başta kendisi bile olanların gerçek olamayacağına inanmış.In his own reported words, he was convinced at first that what had happened couldn't have been real.
Meksikalılar hakkındaki bu tek hikayeye inanmıştım, ve kendimden daha fazla utanç duyamazdım.I had bought into the single story of Mexicans and I could not have been more ashamed of myself.
Kendisi World Wide Web dediği şeyin tüm dünyayı saracağına tamamen inanmıştı.But he was completely convinced that his World Wide Web would take over the world one day.
İmkansız şeylere inanmıştınız ve korkusuzdunuz.You believed in impossible things and you were fearless.
Mü'minler o kimselerdir ki Allah'a ve Elçisine (gönülden) inanmışlardır.There is no harm in your eating together or separately.
Onlar, ayetlerimize inanmış ve müslüman olmuş (kullarım) idiler.For (those of) you on that day who believed in My revelations and submitted.
Tersine, eğer gerçekten inanmışsanız, sizi imana ilettiği için Allah, sizin başınıza kaksa yeridir."In fact God has favoured you by showing you the way to belief, if you are men of truth."
Eğer onların (gerçekten) inanmış olduklarını anlarsanız, onları kafirlere geri döndürmeyin.If you find that they are believers, do not send them back to unbelievers.
De ki: "O, çok merhametlidir. O'na inanmış, O'na dayanmışızdır.Say: "He is the benevolent; in Him do we believe, and in Him do we place our trust.
Eğer inanmışlarsanız, bunda şüphesiz sizin için bir delil vardır."This shall be a token for you if you really believe."
Ey iman edenler, Allah'tan sakının ve eğer inanmışsanız, faizden artakalanı bırakın.O believers, fear God and forego the interest that is owing, if you really believe.
Şüphesiz, eğer inanmışsanız bunda sizin için kesin bir ayet vardır."In this will be a portent for you if you do believe.
İşte onlar, inanmış değildir.They are those who will never believe.
De ki, "Eğer inanmışsanız, imanınız size ne kötü şey emrediyor?"Say: "Vile is your belief if you are believers indeed!"
Ey İnananlar! Allah'tan sakının, inanmışsanız, faizden arta kalmış hesabdan vazgeçin.O believers, fear God and forego the interest that is owing, if you really believe.
İnanmışsanız bunda size delil vardır".In this will be a portent for you if you do believe.
Gevşemeyin, üzülmeyin, inanmışsanız, mutlaka siz en üstünsünüzdür.So do not lose heart or be grieved, for you will surely prevail if you are believers.
İşte onlar inanmış değillerdir.They are those who will never believe.
İşte gerçekten inanmış olanlar bunlardır.Are true believers.
Onlar Allah'a inanmış ve O'na karşı gelmekten sakınmışlardır.Those who believe and obey God,
Pek az kimse onunla beraber inanmıştı.But only a few believed in him.

İlgili Sayfalar