inandı ile cümle

inandı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu beni şuna inandırdı:It made me believe this: that strangers care.
Eğitim, laik dünyanın gerçekten inandığı bir alan.Now education is a field the secular world really believes in.
İlkem, bunu objektif ve inandırıcı bir şekilde, şefkat ve dürüstlükle yapmak.My creed is to do so with objectivity, credibility, compassion, and honesty.
Mimicry bir rol yaptığına inandı, ama nasıl?Mimicry's believed to play a role, but how?
Çok da sıkıdır, yalnızca inandığı şeyleri söylerHe's also very austere and he believes in what he says...
Çok yakında neye inandığına dair bir karar vermen gerekecek.You know, pretty soon I think you're going to have to decide what you believe.
İnandığımdan ben bile emin değildimI wasn't sure I believed it.
Öyleyse demokrasiye inandığını söyleyenler bunun neticesine de katlanmak zorundadırlar.In that case, those who say they believe in democracy must also endure the its aftermath.
Demokrasiye inandıklarını söylediler, ama neticesine katlanmadılar.They said they believed in democracy, but didn't endure the aftermath.
Ve kendimizi ikna etmeye çalışırız -- gerçekten kendimizi doğru olmadıklarına inandırmaya çalışırız.And we try to convince ourselves -- we really try to convince ourselves they're wrong.
Ben inandım buna.I believe that one.
Savunduğu düşünceye inandığı için yaptı.He did it because this was what he believed.
Steve Jobs her zaman basitliğe, zarafete ve güzelliğiye inandı.So Steve Jobs had always believed in simplicity and elegance and beauty.
Bunlar benim uzun zamandır inandığım şeyler.Well, these basically are things I believed in such a long time.
Sonra biz, Şerefiye karşılıklı ifadeler denir inandığımız ayrıldıThen we parted with what I believe are called mutual expressions of goodwill, the
Gün ışığı... inandığım tek şey aşk hayat acılarla dolu olsa da,Shine... The love is Believe... the truth
Ve hiçbir şey bizi hikayelerin yaptığı kadar yaşamamızın bir amacı olduğuna inandıramaz.And nothing does a greater affirmation than when we connect through stories.
Ben her zaman bunun harika bir araç olduğuna inandım.And I always thought it was such a fantastic device.
Aramızda, bu sorunun çözümlendiğine kendini inandırmış insanlar var.We've had people pretend that this is a problem that's been fixed.
İnandığının aksine, kadınlar ve erkekler değişik şekillerde kazalar yaparlar.There are a lot more ways a man and a woman can get into trouble.
Çünkü bence bu, inandığınız bir şeye destek olmak zamanı.Because, again, I think, sort of, putting our money where our mouth is, here.
Bu bir prensip, bir ideal ve ben beyaz insanların çoğunun buna inandığını düşünüyorum.Uh, and that's a principal, and that's an ideal and I think they for the most part believe that.
İnandıkları şey, %24 Amerikalı Twitter kullanıcısının zenci Amerikalı olduğudur.They believe that 24 percent of American Twitter users are African-American.
Beyniniz sadece sizi orada o detayın olduğuna inandırıyor.The brain just makes you think that it's got the detail there.
Yani burada, büyük fikirlerden biri olduğuna inandığım,So here we have what I think is one of the great ideas, which is Google.
Buna inandığımı zar zor söyleyebilirim.I can hardly say I believe it.
Bana göre araştırma bulguları inandırıcı ve bu işin mantığı da inandırıcı.So in my opinion, the research evidence is compelling and the logic of this is compelling.
Sumatra gezimizde resimleri siz çekseydiniz... ...insanlar kitabımı inandırıcı bulabilirdi.If we'd had you to take pictures on the Sumatran trip... they might have believed my book.
İnandığı şeylerin makul sonuçlarını uygulamaya cüret edemeyen biri.One, I fear, who dare not follow his own convictions... to their logical conclusion.
Hepimiz derinden inandığımız inançlara sahibiz.Each of us has deeply held beliefs.
13 yaşında bu sözleri duyduğunuzu ve inandığınızı hayal edin.Imagine being 13 years old, hearing those words, and believing it.
Onun su olduğuna inandığın için o su gibi görünür.Because you believe it's water. it looks like water
Yl Gwak. Beni anladığına inandım, ama sen de acınılası, zavallı bir insansın.I believed that you would understand me but you 're also a pathetic human
İnanamıyorum bizi senin şaçmalıklarına inandırdığına.I cannot believe we bought in to all of your nonsense.
Ve bundan sonra, annem bunun kader veya lanet olduğuna inandı,And after that, my mother believed that it was fate, or curses
Bilemiyorum; inandırıcı bulmuyorum.I don't know. I don't believe it.
Bir yalanın, gerçek olduğuna kendimizi inandırmamızdır.That's when we convince ourselves that a lie is the truth.
Joseph Cambpell inandı.Joseph Campbell did.
Gitgide daha çok insan konut fiyatlarının sürekli yükseleceğine inandı. -More and more people just thought that housing always appreciates.
Bir sürü inandığımız şey var.We believe all sorts of things.
Bindiğim uçağın güvenliğini kontrol eden başka bir gruba inandım.I relied on some other group to determine whether my plane was safe to fly.
"Yaptığımız, inandığımız her şey mevcut duruma meydan okumaktır."Everything we do, we believe in challenging the status quo.
Ve eğer neye inandığınız hakkında konuşursanız, sizin inandığınıza inananların ilgisini çekersinizAnd if you talk about what you believe, you will attract those who believe what you believe.
Aslında insanlar inandıklarını ispatlayan şeyleri yapıyor.In fact, people will do the things that prove what they believe.
Ortalarda dolaştı ve insanlara neye inandığını söyledi.He went around and told people what he believed. "I believe, I believe, I believe," he told people.
Bu neye inandıklarıydı ve siyah-beyazla alakalı değildi.It's what they believed, and it wasn't about black versus white:
Sence bu toplumda tanrıya dua etsen, tanrıya inandığını söylesen...[Carlin] You know when you talk about god in this society, when you profess you believe in god
- Gününü geçirmene yardımcı olacak bir şeye inandığın sürece...[Woman] As long as you believe in something that makes you ??? for the day
İşte gerçek olan ve benim inandığım şey şu:And here is the real deal. Here's what I believe.
O zaman atalarımız Onun sözlerine inandılar, Ezgiler söyleyerek Onu övdüler.Then they believed his words. They sang his praise.
Yalancı tanık yok olur, Dinlemeyi bilenin tanıklığıysa inandırıcıdır.A false witness will perish, and a man who listens speaks to eternity.
Verdiğimiz habere kim inandı? RABbin gücü kime açıklandı?Who has believed our message? To whom has the arm of Yahweh been revealed?
Bu olayın haberi bütün Yafaya yayıldı ve birçokları Rabbe inandı.And it became known throughout all Joppa, and many believed in the Lord.
Kral Agrippa, sen peygamberlerin sözlerine inanıyor musun? İnandığını biliyorum.››King Agrippa, do you believe the prophets? I know that you believe."
Bazıları onun sözlerine inandı, bazıları ise inanmadı.Some believed the things which were spoken, and some disbelieved.
Fakat anlaşmazlığa düştüler, onlardan kimi inandı, kimi de inkar etti.But dissensions arose, some believed, some denied.
Rabbimiz, biz inandık, bizim günahlarımızı bağışla, bizi ateş azabından koru! diyenleri,who say: "O Lord, we believe; forgive our trespasses and save us the torment of Hell."
Rabbimiz, senin indirdiğine inandık, elçiye uyduk; bizi şahidlerle beraber yaz!"O Lord, we believe in Your revelations and follow this Apostle. Enroll us among the witnesses."
Büyüklük taslayanlar: "Biz, sizin inandığınızı inkar edenleriz!" dediler.Those who were arrogant answered: "We do not believe in what you believe."
Alemlerin Rabbine inandık! dediler.And said: "We have come to believe in the Lord of all the worlds,
İlgili Sayfalar