inandı ile cümle
inandı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Bu benim inandığım bir şey.This is something I believe in.
Tom'u bunu yapmayacağıma inandırdım.I assured Tom that I wouldn't do that.
Herkes Tom'un söylediği şeye inandı.Everybody believed what Tom said.
Tom'un yanlış bir şey yapmadığına inandım.I'm convinced that Tom did nothing wrong.
Tom çok inandırıcıydı, değil mi?Tom was very convincing, wasn't he?
Tom ve Mary, John'a inandı.Tom and Mary believed John.
Seni bana inandırmak için ne yapmam gerekiyor?What do I have to do to make you believe me?
Seni bana inandırmak için ne yapmak zorundayım?What do I have to do to make you believe me?
Faşistlerin gerçekten inandıkları şey bu.This is what fascists actually believe.
Antisemitistlerin gerçekten inandıkları şey bu.This is what antisemites actually believe.
Tom'un söylediği her şeye inandın mı?Did you believe everything Tom said?
Tanrı'nın sürekli benimle konuştuğuna inandım.I believed God was constantly talking to me.
Onun inandığı herkes ona ihanet etti.All the people in whom he believed betrayed him.
Bu doğru değildi ama ilk başta inandırıcı geldi.It wasn't true, but at first it sounded credible.
"Dershaneleri kapatma gerekçeleri inandırıcı değil"."Dershaneleri kapatma gerekçeleri inandırıcı değil".
Miller’in kendisi de kısa süre buna inandı, ancak daha sonra değişti ve bunu reddetti.Miller himself believed this for a short time, though he later changed and repudiated it.
İyiyi, doğruyu ve güzeli arayan toplumların her zaman barış içinde yaşayacağına inandım.I believed that societies looking for good, right and beauty will always live in peace.
Shakespeare'in Goethe ve Schiller'den çok daha üstün olduğuna inandığı söylenmektedir.He is said to have believed that Shakespeare was far superior to Goethe and Schiller.
İnsanlar çok uzun bir süre gizli kitaplar, saklı mekanlar ve şaşırtıcı şeyler olduğuna inandı.For too long people believed that there were secret books, hidden places, and amazing things.
Geri dönüşünden sonra bu projeyi Avusturya'da gerçekleştirmeye daha güçlü inandı.After his return he was even more convinced to realize a similar programme in Austria.
İnandı ve ulaştı".It is authoritative for faith and conduct."
İmparatoriçe Pyotr'un masumiyetine inandırılmıştır ve Pyotr'un serbest bırakılmasını emreder.The Empress has become convinced of Pyotr's innocence and has ordered his release.
Sadece neye inandığın var.What they believe in.
Bulgaristan’ın tamamıyla fethedildiğine inandı.He believed that Bulgaria was thoroughly conquered.
Leon başlangıçta suçlamalara inandı ve Konstantinos bir manastıra sürüldü.Leo initially believed the accusations, and had Constantine banished to a monastery.
Ama genel olarak reklamlar inandırıcı olmak zorundadır.In general, advertising must be honest.
Ancak katılımcılar bu verileri sübjektif olarak inandırıcı bulmuşlardır.However, the participants found them subjectively persuasive.
Börklüce'ye göre Hıristiyanların Allah'a inandığını inkar eden bir Türkmen, dinsiz demekti.Zoroaster believed in one creator God, teaching that only one God was worthy of worship.
Mankenler gibi inandırıcı kafaları var.Has giant tapeworms as henchmen.
(3) ; 2-İnsanlar “İnandık” demeleriyle bırakılıp ta hiç sınanmayacaklarını mı sandılar?The message said, “Do you suppose we have killed the two white men for nothing?
Ancak anılarında Kruşçev, "Ona tamamen güvenemeyeceğine inandığını" yazdı.In his memoirs, however, Khrushchev recounted that he believed that he "couldn't rely on fully."
Sonunda oyuncularım bana inandı" ifadelerini kullandı.I finally had the players believing in me".
Leibniz sembollerin insan kavrayışında sembollerin önemli olduğuna inandı.Leibniz thought symbols were important for human understanding.
Ninova halkı Tanrı'ya inandı.Peirce believed in God.
Gilmour, Waters'ın Pink Floyd'u sona erdirmek için ayrıldığına inandı.Gilmour believed that Waters left to hasten the demise of Pink Floyd.
Ama asıl umudu bir gün kaset yapacağına inandığı besteleridir.However it is still an ambition she wants to fulfill someday.
Bu onun bu projeye inandığını gösteriyordu."Evidence indicates that this was his plan."
Kocabaş herkesi Ertuğrul'un katil olduğuna inandırmıştır.Kostov suspects Chi is a traitor.
İnandığımız şey kabaca uzlaşma ve kod çalıştırmadır.”We believe in: rough consensus and running code."
Neye inandığıma tam olarak emin değilim" şeklinde konuştu."I was not as aware of... how I was", she stated.
Taejong, zekasını ve dürüstlüğünü kanıtlayacağına inandığı politikalarla ülkeyi yönetmeye başladı.Taejong began to initiate policies he believed would prove his qualification to rule.
(Bu sonucun inandırıcılığına ilişkin bir tartışma aşağıda belirtilmiştir.)(A controversy over the cogency of the conclusion is described below.)
Birtakım hayaller kurar ve sonra bu hayallere kendisini inandırır.Hledání člověka a sny o milování se s ním.
Buna inandım.This I Believe.
Sadece inandığı değerler adına savunmasını yapar.She always fights for what she believes in.
Bu adın İncil'deki açıklamaları daha inandırıcıdır.Indeed, that is what the Bible itself promotes.
1916'da İtalya, I. Dünya Savaşı'na "İtilaf Devletleri" tarafında girmeye inandırıldı.In 1916 Romania entered World War I on the Entente side.
Örneğin bir tanım ifadesinde, konuşmacı ne söylüyorsa, söylediği şeye inandığını gösterir.We cannot prove whether the participant really says what he is thinking.
Maddeci dönemde baskıyı tanımlamanın feministlerin tarihsel görevi olduğuna inandı.She believed that it is the historical task of feminists to define oppression in materialist terms.
"Paternalizme halkın inandırılmaması gerekir."We know that homelessness is not inevitable.
Bu deneyim onu, mesleğinin dil incelemesi konusunda olacağına inandırdı.This required her to learn the role in her native language.
Bu Lemmings'in inandığı.The world is just." This is What Lemmings Believe.
Ben milyonlarca Amerikalı gibi, fotoğrafçılara inandım.I believed the photographers, and so did millions of other Americans.
Ve en önemlisi olduğuna inandığım dördüncü şey deAnd the fourth thing, which I believe is most important, is
Hindistan"ı degiştirdigine inandıgım uçüncü sey ise İngiliz diline yonelik tutumumuzdur.The third big thing I believe that has changed India is our attitude towards the English language.
Sonra uzerinde hemfikir olmadıgına inandıgım düşüncelerimiz var.Then we have what I believe are the ideas in conflict.
İnsanları bu kelimelerle adlandırdığımızda inandığımız şeyler de bunlar oluyor.It's about the values behind the words, and how we construct those values.
Bence önemli olan tek perspektif kuralı şudur: İnandırıcı görünüyorsa, başarılı olmuşsunuz demektir.The only rule of perspective that I think matters is if it looks believable, you've succeeded.
Birine inandığınız zaman, güvendiğinizde bunun nasıl bir his olduğunu bilirsiniz.You know when you have faith in somebody, believe in somebody.
O inci 'ot yemek inandığını söyledi aynı th 'vahşi midilli.She says she believes they eat th' grass same as th' wild ponies do.
İlgili Sayfalar