inandı ile cümle

inandı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Problemi aslında onun olmasını inandığımdan daha kolay buluyorum.I find the problem easier than I originally believed it to be.
Kapitalizme inandığın için paraya tapıyorsun.You worship money because you believe in capitalism.
Ben bir balığım, bu yıldızbilime inandığım anlamına gelir.I'm a Pisces, which means I believe in astrology.
Onun Tom'un istediği olduğuna gerçekten inandın mı?Did you really believe that is what Tom wanted?
Eğer o başarırsa, Amerikalılar inandırıcılığını kaybedecektir.If he succeeds, Americans will lose credibility.
Tom John'un onun erkek kardeşi olduğuna inandı.Tom believed that John was his brother.
Sana inandığımı farz edelim.Let's assume that I do believe you.
Tom ona inandığımızı biliyor.Tom knows we believe in him.
Ben Tom'a inandığımı söylemedim.I didn't say I believed Tom.
Tom'un anne ve babası ona inandılar.Tom's parents believed him.
Tom'un hala buna inandığını düşünüyorum.I think Tom still believes that.
Buna inandığın zaman göreceksin.You will see it, when you believe it.
Onun gerçekten neye inandığını söylemek olanaksız.It's impossible to tell what he really believes.
Onun gerçekten neye inandığını söylemek imkansız.It's impossible to tell what she really believes.
Onların gerçekten neye inandıklarını söylemek imkansız.It's impossible to tell what they really believe.
Tom Mary'nin söylediği her şeye inandı.Tom believed everything Mary said.
Onun haklı olduğuna neden inandığını anlamıyorum.I don't understand why you believe that she's right.
Bana o saçmalığa gerçekten inandığını söyleme.Don't tell me you actually believe that nonsense.
Bana onun gerçekten o saçmalığa inandığını söyleme.Don't tell me he actually believes that nonsense.
Bana onun o saçmalığa gerçekten inandığını söyleme.Don't tell me she actually believes that nonsense.
Bana onların o saçmalığa gerçekten inandıklarını söyleme.Don't tell me they actually believe that nonsense.
Ona inandığıma inanamıyorum.I can't believe I believed him.
Tom'a inandığıma inanamıyorum.I can't believe I believed Tom.
Filmin harika bir başlangıcı vardı, ancak sonu inandırıcı değildi.The film had a great beginning, but the ending wasn't believable.
Gerçekten bunun işe yarayacağına inandım.I really believed it would work.
Polis memuru, şüphelinin suçla doğrudan bağlantılı olduğuna inandığını söyledi.The police officer said he believes the suspect has a direct connection to the crime.
Bunun inandırıcı olduğunu sanmıyorum.I don't think it's convincing.
Doğru olduğuna inandığım şeyi yaptım.I did what I believe is right.
İnandığınız şey için ayağa kalkın.Stand up for what you believe in.
O benim yeteneklerime inandı.He believed in my skills.
Buna inandım.I believed it.
Ben Tom'a inandım.I believed in Tom.
Kaç kişinin buna inandığını merak ediyorum.I wonder how many people believe that.
Fadıl, duanın gücünün sorunlarını çözeceğine inandı.Fadil believed the power of prayer would solve his problems.
Fadıl, İncil'in söylediğine inandı.Fadil believed in what the Bible said.
Tom o onu sevdiğini söylediğinde Mary'ye inandı.Tom believed Mary when she said she loved him.
Bana bu saçmalığa gerçekten inandığını söyleme.Don't tell me you actually believe this nonsense.
Sakın bana bu saçmalığa gerçekten inandığını söyleme.Don't tell me you actually believe this crap.
Tom ve Mary birbirlerine inandı.Tom and Mary believed in each other.
Tom çok inandırıcıydı.Tom was very convincing.
İnandıklarımı yapmak önemliydi.It was important to do what I believed in.
O aslında kulağa inandırıcı gelmiyor ama sana güveniyorum.That doesn't sound really convincingly, but i trust you.
O gün Leyla'nın başına geldiğine inandığım şey budur.This is what I believe happened to Layla that day.
Bu senin inandığın bir şey mi?Is that something that you believe?
Sami her şeye inandı.Sami believed everything.
Tom bana inandı ve ben ona minnettarım.Tom believed in me, and I am grateful to him.
Tom, Mary'nin bize söylediğine inandığını söyledi.Tom said he believed what Mary told us.
Tom, Mary'nin söylediğine inandığını söyledi.Tom said he believed what Mary said.
Tom buna inandığını söyledi.Tom said he believed that.
Tom Mary'ye inandığını söyledi.Tom said he believes Mary.
Tom, Mary'ye inandığını söyledi.Tom said he believed Mary.
Ben sana inandım ama Tom inanmadı.I believed you, but Tom didn't.
Tom Mary'nin kazanacağına inandı.Tom believed that Mary would win.
Tom, Mary'nin kazanabileceğine inandı.Tom believed that Mary could win.
Tom bana Mary'ye inandığını söyledi.Tom told me he believed Mary.
Tom kendini yanlış bir şey yapmadığına inandırdı..Tom convinced himself that he hadn't done anything wrong.
Tom Mary'ye inandığımızı biliyor.Tom knows we believe Mary.
Sami İslam'a inandığını, ama hiç özümsemediğini söyledi.Sami said that he believed in Islam but he never embraced it.
Tom kazanabileceğine inandığını söyledi.Tom said he believed that he could win.
Tom'un gerçekten buna inandığına inanamıyorum.I can't believe Tom really believes that.
İlgili Sayfalar