inandı ile cümle
inandı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
O zaman atalarımız Onun sözlerine inandılar, Ezgiler söyleyerek Onu övdüler.Bấy_giờ họ mới tin lời của Ngài , Bèn hát ngợi_khen Ngài .
O zaman atalarımız Onun sözlerine inandılar, Ezgiler söyleyerek Onu övdüler.Da glaubten sie an seine Worte und sangen sein Lob.
O zaman atalarımız Onun sözlerine inandılar, Ezgiler söyleyerek Onu övdüler.Då trodde de på hans ord, då sjöngo de hans lov.
O zaman atalarımız Onun sözlerine inandılar, Ezgiler söyleyerek Onu övdüler.Da trodde de på hans ord, de sang hans pris.
O zaman atalarımız Onun sözlerine inandılar, Ezgiler söyleyerek Onu övdüler.da troede de på hans Ord og kvad en Sang til hans Pris.
O zaman atalarımız Onun sözlerine inandılar, Ezgiler söyleyerek Onu övdüler.Então creram nas palavras dele e cantaram-lhe louvor.
O zaman atalarımız Onun sözlerine inandılar, Ezgiler söyleyerek Onu övdüler.Entonces creyeron en sus palabras y cantaron su alabanza
O zaman atalarımız Onun sözlerine inandılar, Ezgiler söyleyerek Onu övdüler.Et ils crurent à ses paroles, Ils chantèrent ses louanges.
O zaman atalarımız Onun sözlerine inandılar, Ezgiler söyleyerek Onu övdüler.hittek az õ beszédeinek, [és] énekelték az õ dicséretét.
O zaman atalarımız Onun sözlerine inandılar, Ezgiler söyleyerek Onu övdüler.이에 저희가 그 말씀을 믿고 그 찬송을 불렀도다
O zaman atalarımız Onun sözlerine inandılar, Ezgiler söyleyerek Onu övdüler.Lalu umat-Nya percaya kepada janji-Nya dan menyanyikan pujian bagi-Nya
O zaman atalarımız Onun sözlerine inandılar, Ezgiler söyleyerek Onu övdüler.Silloin he uskoivat hänen sanansa, veisasivat hänen ylistystään.
O zaman atalarımız Onun sözlerine inandılar, Ezgiler söyleyerek Onu övdüler.Tedaj so verjeli besedam njegovim, peli hvalo njegovo.
O zaman atalarımız Onun sözlerine inandılar, Ezgiler söyleyerek Onu övdüler.Toen pas geloofden zij Hem op Zijn woord; zij zongen lofliederen voor Hem.
O zaman atalarımız Onun sözlerine inandılar, Ezgiler söyleyerek Onu övdüler.Τοτε επιστευσαν εις τους λογους αυτου εψαλαν την αινεσιν αυτου.
O zaman atalarımız Onun sözlerine inandılar, Ezgiler söyleyerek Onu övdüler.Тогава повярваха думите Му, Пееха хвалата Му.
O zaman atalarımız Onun sözlerine inandılar, Ezgiler söyleyerek Onu övdüler.ויאמינו בדבריו ישירו תהלתו׃
O zaman atalarımız Onun sözlerine inandılar, Ezgiler söyleyerek Onu övdüler.فآمنوا بكلامه. غنوا بتسبيحه.
O zaman atalarımız Onun sözlerine inandılar, Ezgiler söyleyerek Onu övdüler.那 時 他 們 纔 信 了 他 的 話 、 歌 唱 讚 美 他
O zaman atalarımız Onun sözlerine inandılar, Ezgiler söyleyerek Onu övdüler.那 時他們纔 信 了 他 的 話 、 歌唱 讚 美 他
Özellikle de inandıkları ve hükümetlerden daha fazla güvendikleri işletmelere.De repente, empiezan a pensar,
Özellikle de inandıkları ve hükümetlerden daha fazla güvendikleri işletmelere.정부 보다도 더욱 믿고 신뢰하는 기업들을 특히 믿는다는 것을 아실 수 있습니다.
Özellikle de inandıkları ve hükümetlerden daha fazla güvendikleri işletmelere.Soudainement, vous commencez à penser,
Özellikle de inandıkları ve hükümetlerden daha fazla güvendikleri işletmelere.Vooral bedrijven waarin ze geloven en die ze meer vertrouwen dan de overheid.
Özellikle de inandıkları ve hükümetlerden daha fazla güvendikleri işletmelere.במיוחד בעסקים בהם הם מאמינים ובוטחים יותר מבממשלות.
Özellikle de inandıkları ve hükümetlerden daha fazla güvendikleri işletmelere.خصوصاً الشركات التي يثقون بها أكثر من ثقتهم بالحكومات
Özellikle de inandıkları ve hükümetlerden daha fazla güvendikleri işletmelere.いることに注目してください するとアマゾンはこれを
Pek çok kişi böyle düşündü, orduya inandı, ve ona katıldı.Många andra trodde också på militären- -och tog värvning.
Pek çok kişi böyle düşündü, orduya inandı, ve ona katıldı.Mange troede på militæret og meldte sig.
Pek çok kişi böyle düşündü, orduya inandı, ve ona katıldı.Molti altri credevano nell'esercito, e si sono arruolati.
Pek çok kişi böyle düşündü, orduya inandı, ve ona katıldı.Monet muutkin uskoivat armeijaan ja värväytyivät.
Pek çok kişi böyle düşündü, orduya inandı, ve ona katıldı.Muitos pensavam assim, acreditavam nos militares, e alistaram-se.
Pek çok kişi böyle düşündü, orduya inandı, ve ona katıldı.Otros pensaron igual, creían en el ejército y se alistaron.
Pek çok kişi böyle düşündü, orduya inandı, ve ona katıldı.Wielu tak myślało. Wierzyli w wojsko i się zaciągnęli.
Pek çok kişi böyle düşündü, orduya inandı, ve ona katıldı.Άλλοι σαν κι εμένα πίστεψαν στο στρατό, και κατετάγησαν.
Pek çok kişi böyle düşündü, orduya inandı, ve ona katıldı.Многие другие думали так же, они поверили армии и вступили в её ряды.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız."Dom' profesor, m-ați convins că nu avem nicio șansă.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız."Professore, mi ha convinto che tutto questo è senza speranza.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız."Professzor, engem meggyőzött, ez reménytelen.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız."Przekonał mnie pan. Nie ma nadziei.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız."Thưa giáo sư, ông vừa khiến tôi phải tin rằng việc này thật thất vọng.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız. Umutsuz."Herr Professor, Sie haben mich davon überzeugt, dass es hoffnungslos ist.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız. Umutsuz."교수님, 이건 가망성이 없는 문제라는 것을 확신시켜 주시는군요.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız. Umutsuz."Profesor, me ha convencido de que no hay esperanza.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız. Umutsuz."Profesor, presvedčili ste ma, že je to beznádejné.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız. Umutsuz."Professor, u heeft me ervan overtuigd dat dit hopeloos is.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız. Umutsuz."Καθηγητά, με πείσατε ότι αυτό είναι μάταιο.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız. Umutsuz."Профессор, вы убедили меня, что дело безнадёжно.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız. Umutsuz."פרופסור, שכנעת אותי שזה חסר-תקווה. חסר-תקווה.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız. Umutsuz." بروفيسور لقد اقنعتني ان الامر ميؤوس منه,ميؤوس منه.
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız. Umutsuz.打つ手はありません」
"Profesör, beni bunun umutsuz bir durum olduğuna inandırdınız."Професоре, убедихте ме, че това е безнадежно.
Sana inandılar mı?Apa mereka percaya padamu?
Sana inandılar mı?Biztos vagy benne, hogy nem fecsegett?
Sana inandılar mı?Có bịt miệng cô ta lại chưa?
Sana inandılar mı?Te-ai asigurat sa nu sporovaiasca prostii?
Sana inandılar mı?¿Te aseguraste de que ella no diga nada?
Sana inandılar mı?Ti sei assicurato che non vada in giro a sproloquiare?
Sana inandılar mı?Tu es sûr qu'elle ne parlera pas ?
Sana inandılar mı?Uvěřili ti?
İlgili Sayfalar