inandı ile cümle

inandı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Onlar doktor yeminine bağlı kaldı ve sonuna kadar inandıklarına sadık kaldılar.De fulgte lægeløftet og holdt fast ved deres overbevisning.
Onlar doktor yeminine bağlı kaldı ve sonuna kadar inandıklarına sadık kaldılar.Do końca byli wierni przysiędze Hipokratesa i swoim przekonaniom.
Onlar doktor yeminine bağlı kaldı ve sonuna kadar inandıklarına sadık kaldılar.Eles cumpriram o juramento e mantiveram-se fiéis às convicções deles até ao final.
Onlar doktor yeminine bağlı kaldı ve sonuna kadar inandıklarına sadık kaldılar.Hanno seguito il codice medico, e sono rimasti fedeli alle loro convinzioni fino alla fine.
Onlar doktor yeminine bağlı kaldı ve sonuna kadar inandıklarına sadık kaldılar.He noudattivat lääkärin valaa ja pitivät vakaumuksestaan kiinni.
Onlar doktor yeminine bağlı kaldı ve sonuna kadar inandıklarına sadık kaldılar.Siguieron el juramento hipocrático y fueron fieles a sus convicciones hasta el final.
Onlar doktor yeminine bağlı kaldı ve sonuna kadar inandıklarına sadık kaldılar.Ακολούθησαν τον κώδικα των γιατρών, και κράτησαν τα πιστεύω τους μέχρι τέλους.
Onlar doktor yeminine bağlı kaldı ve sonuna kadar inandıklarına sadık kaldılar.Они следовали кодексу врача и до самого конца оставались верны своим убеждениям.
Onların kuralları için bir istisna... ...olduğuma inandım.Я поверил, что был исключением из правил.
Onun gücü şuydu ki, bir kere bir şeye inandı mı, bütün gücünü, bütün enerjisini ona verirdi.Earl recruté de nouveaux membres.
Onun gücü şuydu ki, bir kere bir şeye inandı mı, bütün gücünü, bütün enerjisini ona verirdi.그의 힘은, 그는 일에 믿 었 다 면 그는 그것을 모두 그의 에너지를 그가 가진 모든 것을 줄 것 이다.
Onun gücü şuydu ki, bir kere bir şeye inandı mı, bütün gücünü, bütün enerjisini ona verirdi.Seine stärke war, dass er, sobald er an etwas glaubte, alles gab was er konnte.
Onun gücü şuydu ki, bir kere bir şeye inandı mı, bütün gücünü, bütün enerjisini ona verirdi.قوته كانت، عندما يؤمن بشيء، سيعطي كل شيء لديه له، جميع طاقته.
Onun su olduğuna inandığın için o su gibi görünür.Als jij gelooft dat het water is, dan is het ook water, het lijkt op water.
Onun su olduğuna inandığın için o su gibi görünür.Bởi vì anh tin đó là nước, nó trông giống nước.
Onun su olduğuna inandığın için o su gibi görünür.Karena kamu percaya ini air, ini tampak seperti air.
Onun su olduğuna inandığın için o su gibi görünür.Ker verjameš, da je voda, je tudi videti tako.
Onun su olduğuna inandığın için o su gibi görünür.Pentru că crezi că e apă, arată ca apa.
Onun su olduğuna inandığın için o su gibi görünür.Protože věříš, že je to voda, vypadá jako voda.
Onun su olduğuna inandığın için o su gibi görünür.Semeja agua, porque crees que lo es.
Onun su olduğuna inandığın için o su gibi görünür.To wygląda na wodę, bo wierzysz, że nią jest.
Onun su olduğuna inandığın için o su gibi görünür.Tu crois que c'est de l'eau, alors ça ressemble à de l'eau.
Onun su olduğuna inandığın için o su gibi görünür.Защото ти вярваш, че е вода, изглежда като вода.
Onun su olduğuna inandığın için o su gibi görünür.,בגלל שאתה מאמין שהמים .נראים כמו מים
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.A început prin a le spune ceea ce credea.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.Andava in giro a raccontare alla gente ciò in cui credeva.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.Chodil a říkal lidem, v co věří.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.Chodził po ludziach mówiąc o tym, w co wierzył.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.Dia berkeliling memberitahukan orang-orang tentang apa yang ia yakini.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.Er lief herum und erzählte den Menschen an was er glaubte.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.Han gick runt och berättade vad han trodde på.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.Han gik rundt og fortalte folk hvad han troede på.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.Hij vertelde mensen wat hij geloofde.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.Iba diciéndole a la gente en qué creía.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.Il a voyagé et a expliqué aux gens ce en quoi il croyait.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi. "İnanıyorum.Ele dizia às pessoas aquilo em que acreditava.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi. "İnanıyorum.بل جال عليهم وأخبرهم بما كان يؤمن به.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.그는 자신의 신념을 사람들에게 이야기했죠.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.Ông ta đi vòng quay và nói mọi người cái mà ông tin tưởng.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.Šel je naokoli in govoril ljudem, v kar je verjel.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.Šiel a vravel ľuďom to, v čo veril.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.Úgy járta körbe az országot, hogy mindenkinek elmondta miben hisz.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.Τριγυρνούσε λέγοντας στον κόσμο τι πιστεύει.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.Він пішов іншим шляхом і казав людям про те, у що він вірив.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.Обикалял и казвал на хората в какво вярва.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.Он пошел другим путем и говорил людям о том, во что он верил.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.הוא הסתובב וסיפר לאנשים במה הוא מאמין.
Ortalarda dolaştı ve insanlara ne inandığını söyledi.「私は信じている 信じている 信じている」
Ortalarda dolaştı ve insanlara neye inandığını söyledi.Él fue por allí diciendo a la gente en qué creía.
Ortalarda dolaştı ve insanlara neye inandığını söyledi. "İnanıyorum, inanıyorum, inanıyorum." dediIl est allé leur dire ce en quoi il croyait. " Je crois, je crois, je crois ", a-t-il dit aux gens.
Ortalarda dolaştı ve insanlara neye inandığını söyledi.그는 그 자신이 믿는 바를 말하고 다녔습니다. "나는 믿습니다. 나는 믿습니다. 나는 믿습니다."라고 했죠.
Ortalarda dolaştı ve insanlara neye inandığını söyledi.Він ходив і говорив людям те, у що він вірив. "Я вірю, я вірю, я вірю," Він говорив людям.
Ortalarda dolaştı ve insanlara neye inandığını söyledi.「私は信じている 信じている 信じている」と語りました 彼が信じることを信じた人々が
O zaman atalarımız Onun sözlerine inandılar, Ezgiler söyleyerek Onu övdüler.(105:12) И поверили они словам Его, и воспели хвалу Ему.
O zaman atalarımız Onun sözlerine inandılar, Ezgiler söyleyerek Onu övdüler.A ačkoli věřili slovům jeho, a zpívali chválu jeho,
O zaman atalarımız Onun sözlerine inandılar, Ezgiler söyleyerek Onu övdüler.A choć uwierzyli słowom jego, i wysławiali chwałę jego:
O zaman atalarımız Onun sözlerine inandılar, Ezgiler söyleyerek Onu övdüler.A hoci aj uverili jeho slovám a spievali jeho chválu,
O zaman atalarımız Onun sözlerine inandılar, Ezgiler söyleyerek Onu övdüler.Allora credettero alle sue parole e cantarono la sua lode
O zaman atalarımız Onun sözlerine inandılar, Ezgiler söyleyerek Onu övdüler.Atunci ei au crezut în cuvintele Lui şi au cîntat laudele Lui.
O zaman atalarımız Onun sözlerine inandılar, Ezgiler söyleyerek Onu övdüler.Bấy giờ họ mới tin lời của Ngài, Bèn hát ngợi khen Ngài.
İlgili Sayfalar