inandı ile cümle

inandı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
11
ORT. KELİME
Ninova halkı Tanrıya inandı. Oruç ilan ederek büyüğünden küçüğüne hepsi çula sarındı.И поверили Ниневитяне Богу, и объявили пост, и оделись во вретища, от большого из них до малого.
Ninova halkı Tanrıya inandı. Oruç ilan ederek büyüğünden küçüğüne hepsi çula sarındı.ויאמינו אנשי נינוה באלהים ויקראו צום וילבשו שקים מגדולם ועד קטנם׃
Ninova halkı Tanrıya inandı. Oruç ilan ederek büyüğünden küçüğüne hepsi çula sarındı.فآمن اهل نينوى بالله ونادوا بصوم ولبسوا مسوحا من كبيرهم الى صغيرهم.
Ninova halkı Tanrıya inandı. Oruç ilan ederek büyüğünden küçüğüne hepsi çula sarındı.尼 尼 微 人 信 服 神 、 便 宣 告 禁 食 、 從 最 大 的 到 至 小 的 都 穿 麻 衣 。 〔 或 作 披 上 麻 布
Ninova halkı Tanrıya inandı. Oruç ilan ederek büyüğünden küçüğüne hepsi çula sarındı.尼尼微 人 信服 神 、 便 宣告 禁食 、 從 最 大 的 到 至 小的 都 穿 麻衣 。 〔 或 作 披上 麻布
Öğrenmeye çalıştığımız, onlara verdiğimiz bilginin onların inandıklarını değiştirip değiştiremeyeceğiydi.Azt akartuk tudni, hogy vajon az emberek a kapott információ alapján megváltoztatják-e a vélekedésüket.
Öğrenmeye çalıştığımız, onlara verdiğimiz bilginin onların inandıklarını değiştirip değiştiremeyeceğiydi.Chcieliśmy się dowiedzieć, czy podana przez nas informacja wpłynie na ich opinie.
Öğrenmeye çalıştığımız, onlara verdiğimiz bilginin onların inandıklarını değiştirip değiştiremeyeceğiydi.Chtěli jsme zjistit, zda lidé přijmou informace, které jsme jim podali a změní své přesvědčení.
Öğrenmeye çalıştığımız, onlara verdiğimiz bilginin onların inandıklarını değiştirip değiştiremeyeceğiydi.Det vi ville finde ud af var, om mennesker tager den information vi gav dem og ændrede deres holdninger.
Öğrenmeye çalıştığımız, onlara verdiğimiz bilginin onların inandıklarını değiştirip değiştiremeyeceğiydi.Det vi ville veta var om människor tar till sig informationen vi gav dem och ändrar sin uppfattning.
Öğrenmeye çalıştığımız, onlara verdiğimiz bilginin onların inandıklarını değiştirip değiştiremeyeceğiydi.Doream să ştim dacă oamenii vor lua informaţia pe care le-am dat-o ca să-şi schimbe convingerile.
Öğrenmeye çalıştığımız, onlara verdiğimiz bilginin onların inandıklarını değiştirip değiştiremeyeceğiydi.저희가 알고 싶었던 것은 사람들이 우리가 전해준 그 정보를 사람들의 평소 생각을 바꾸도록 사용 했느냐 였습니다.
Öğrenmeye çalıştığımız, onlara verdiğimiz bilginin onların inandıklarını değiştirip değiştiremeyeceğiydi.Lo que queríamos saber era si la gente tomaría la información que les dimos para cambiar lo que creen.
Öğrenmeye çalıştığımız, onlara verdiğimiz bilginin onların inandıklarını değiştirip değiştiremeyeceğiydi.Wat we wilden weten, was of mensen hun aannames bijstellen naar aanleiding van de informatie die we ze gaven.
Öğrenmeye çalıştığımız, onlara verdiğimiz bilginin onların inandıklarını değiştirip değiştiremeyeceğiydi.Все, що ми хотіли знати, це, чи люди приймуть інформацію, яку ми їм дали, і змінять свої переконання.
Öğrenmeye çalıştığımız, onlara verdiğimiz bilginin onların inandıklarını değiştirip değiştiremeyeceğiydi.Мы хотели проверить, воспользуются ли люди нашей информацией, чтобы изменить своё мнение.
Öğrenmeye çalıştığımız, onlara verdiğimiz bilginin onların inandıklarını değiştirip değiştiremeyeceğiydi.Това, което искахме да знаем, беше дали информацията, която им дадохме ще промени техните мисли.
Öğrenmeye çalıştığımız, onlara verdiğimiz bilginin onların inandıklarını değiştirip değiştiremeyeceğiydi.רצינו לדעת האם אנשים מתייחסים למידע שנתנו להם ומשנים את אמונותיהם בהתאם.
Öğrenmeye çalıştığımız, onlara verdiğimiz bilginin onların inandıklarını değiştirip değiştiremeyeceğiydi.ما أردنا معرفته هو ما إذا كان الناس سيأخذون في الاعتبار المعلومة التي أعطيناهم ليغيروا معتقداتهم.
Öğrenmeye çalıştığımız, onlara verdiğimiz bilginin onların inandıklarını değiştirip değiştiremeyeceğiydi.被験者が与えられた情報をもとに 自分の考えを変えるかどうかです 確かに変わりました
O inci 'ot yemek inandığını söyledi aynı th 'vahşi midilli.Azt mondja, úgy gondolja, esznek-én "fű ugyanaz, mint én "vad pónik csinálni.
O inci 'ot yemek inandığını söyledi aynı th 'vahşi midilli.Cô nói rằng cô tin rằng họ ăn cỏ thứ giống như thứ "ngựa hoang dã.
O inci 'ot yemek inandığını söyledi aynı th 'vahşi midilli.Dia bilang dia percaya mereka makan rumput th ' sama seperti kuda liar th 'lakukan.
O inci 'ot yemek inandığını söyledi aynı th 'vahşi midilli.Ea spune ea crede că ei mananca iarba-lea " aceeaşi ca ponei sălbatic-lea "face.
O inci 'ot yemek inandığını söyledi aynı th 'vahşi midilli.Ela diz que acredita que eles comem grama th ' mesmo que pôneis selvagens th 'fazer.
O inci 'ot yemek inandığını söyledi aynı th 'vahşi midilli.Ella dice que cree que comer hierba th ' igual que los potros salvajes th 'hacer.
O inci 'ot yemek inandığını söyledi aynı th 'vahşi midilli.Elle dit qu'elle croit qu'ils mangent de l'herbe th ' même que des poneys sauvages th 'faire.
O inci 'ot yemek inandığını söyledi aynı th 'vahşi midilli.일 그들을 '황무지가 fattens. 그녀는 그들이 일 '잔디를 먹고 믿고 말합니다 과 같은 일 '야생 조랑말 않습니다.
O inci 'ot yemek inandığını söyledi aynı th 'vahşi midilli.Hän kertoo uskoo he syövät th "ruohoa sama kuin th "villi ponit tehdä.
O inci 'ot yemek inandığını söyledi aynı th 'vahşi midilli.Hon säger att hon tror att de äter th "gräs samma som e "vilda ponnyer göra.
O inci 'ot yemek inandığını söyledi aynı th 'vahşi midilli.Hovorí, že verí, že jej th 'trávu rovnako ako th 'divoké poníkmi robiť.
O inci 'ot yemek inandığını söyledi aynı th 'vahşi midilli.Hun siger, at hun mener, at de spiser th 'græs samme som th 'vilde ponyer gør.
O inci 'ot yemek inandığını söyledi aynı th 'vahşi midilli.Lei dice che crede che mangiano l'erba Th ' stessa th 'pony selvatici fare.
O inci 'ot yemek inandığını söyledi aynı th 'vahşi midilli.Mówi, że wierzy, że jedzą trawę th " takie same jak dzikie konie th "zrobić.
O inci 'ot yemek inandığını söyledi aynı th 'vahşi midilli.Pravi, da verjame, da jedo travo th " enako kot divje ponije th "storiti.
O inci 'ot yemek inandığını söyledi aynı th 'vahşi midilli.Říká, že věří, že jí th 'trávu stejně jako th 'divoké poníky dělat.
O inci 'ot yemek inandığını söyledi aynı th 'vahşi midilli.Sie sagt, sie glaubt, sie essen th 'Gras wie th 'wilden Ponys zu tun.
O inci 'ot yemek inandığını söyledi aynı th 'vahşi midilli.thの'野生のポニーが行うと同じ。 私たちのDickonは、彼が12歳だし、彼は彼が彼自身を呼び出す若い子馬を持っている。"
O inci 'ot yemek inandığını söyledi aynı th 'vahşi midilli.Ze zegt dat ze gelooft dat ze eten th 'gras hetzelfde als wilde pony's th 'te doen.
O inci 'ot yemek inandığını söyledi aynı th 'vahşi midilli.Λέει ότι πιστεύει τρώνε χόρτο ου " ίδιο όπως και τα άγρια ​​άλογα ου ".
O inci 'ot yemek inandığını söyledi aynı th 'vahşi midilli.Вона каже, що вірить, що вони їдять траву й ' само, як і я "диких поні робити.
O inci 'ot yemek inandığını söyledi aynı th 'vahşi midilli.Она говорит, что верит, что они едят траву й ' же, как и я "диких пони делать.
O inci 'ot yemek inandığını söyledi aynı th 'vahşi midilli.Тя казва, че вярва, че те ядат трева ти същите като диви понита ти правя.
O inci 'ot yemek inandığını söyledi aynı th 'vahşi midilli.ה 'לעגון fattens אותם. היא אומרת שהיא מאמינה שהם אוכלים עשב 'ה כמו סוסי פרא 'ה לעשות.
O inci 'ot yemek inandığını söyledi aynı th 'vahşi midilli.ال 'المستنقع يخصب' م. تقول إنها تعتقد أنها تأكل العشب ال ' نفس المهور ال 'البرية القيام به.
Olabileceğimize inandıklarımız ve unutmuş olabileceğimiz bir gelenek arasında sıkışmış bir şeydir o."E ceva suspendat între ce credem că putem fi şi o tradiţie pe care se poate să o fi uitat.
Olabileceğimize inandıklarımız ve unutmuş olabileceğimiz bir gelenek arasında sıkışmış bir şeydir o."È qualcosa di sospeso tra ciò che pensiamo di poter essere, e una tradizione che potremmo aver dimenticato.
Olabileceğimize inandıklarımız ve unutmuş olabileceğimiz bir gelenek arasında sıkışmış bir şeydir o."Es algo que está suspendido entre lo que creemos que puede ser y una tradición que quizás hayamos olvidado.
Olabileceğimize inandıklarımız ve unutmuş olabileceğimiz bir gelenek arasında sıkışmış bir şeydir o."É uma coisa que está suspensa entre o que pensamos que podemos ser e uma tradição que podemos ter esquecido.
Olabileceğimize inandıklarımız ve unutmuş olabileceğimiz bir gelenek arasında sıkışmış bir şeydir o."Jest zawieszony między wiarą w to, kim możemy się stać, a tradycją, o której moglibyśmy zapomnieć.
Olabileceğimize inandıklarımız ve unutmuş olabileceğimiz bir gelenek arasında sıkışmış bir şeydir o.""Wonder는" "우리가 이룰 수 있다고 믿는 것과" "잊혀진 우리의 전통 사이에 있는 것이다"
Olabileceğimize inandıklarımız ve unutmuş olabileceğimiz bir gelenek arasında sıkışmış bir şeydir o."То е нещо, висящо между онова, което вярваме, че може да бъдем, и една традиция, която може да сме забравили.
Olabileceğimize inandıklarımız ve unutmuş olabileceğimiz bir gelenek arasında sıkışmış bir şeydir o."Это нечто между верой в то, чего мы можем достичь, и традициями, ушедшими в прошлое.
Olabileceğimize inandıklarımız ve unutmuş olabileceğimiz bir gelenek arasında sıkışmış bir şeydir o."אלא משהו באמצע, בין מה שאנו מאמינים שנוכל להיות, לבין מסורת שייתכן ששכחנו.
Olabileceğimize inandıklarımız ve unutmuş olabileceğimiz bir gelenek arasında sıkışmış bir şeydir o."إنما هو شيء معلق بين ما نؤمن بامكانية ان نكونه, وتقليد قد نكون قد نسيناه.
Olabileceğimize inandıklarımız ve unutmuş olabileceğimiz bir gelenek arasında sıkışmış bir şeydir o."忘れてしまった伝統の間に 浮遊している何かなのだ、と ここでこうした素晴らしい人たちの話を聴いていると
Ona sıkıca inandığımız, kim olduğumuz hakkındaki fikrimiz, o da hala bilinç, o da bilinç.Meidän idea siitä kuka olemme, johon on hyvin tiukasti uskottu, on edelleen tietoisuus. Se on tietoisuus.
Ona sıkıca inandığımız, kim olduğumuz hakkındaki fikrimiz, o da hala bilinç, o da bilinç.Pomysł jaki mamy o tym kim jesteśmy, jest mocną wiarą że jeszcze świadomość, to jest świadomość.
Ona sıkıca inandığımız, kim olduğumuz hakkındaki fikrimiz, o da hala bilinç, o da bilinç.Идея о том, кто ты есть, в которую ты безоговорочно веришь - но это по-прежнему сознание, это сознание.
Onlar doktor yeminine bağlı kaldı ve sonuna kadar inandıklarına sadık kaldılar.De följde läkarkoden och höll fast vid sin övertygelse.
İlgili Sayfalar