inandı ile cümle
inandı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
10
ORT. KELİME
Bir yalanın, gerçek olduğuna kendimizi inandırmamızdır.זה קורה כאשר אנחנו משכנעים את עצמנו ששקר הוא אמת.
Bir yalanın, gerçek olduğuna kendimizi inandırmamızdır.هو ما يحصل حين نقنع أنفسنا بأن كذبة هي الحقيقة.
Bir yalanın, gerçek olduğuna kendimizi inandırmamızdır.哩個就我地另自己相信 果啲大話其實係真嘅
Bir yalanın, gerçek olduğuna kendimizi inandırmamızdır.思い込むのです ときには両者を区別するのが難しいこともあります
Bizim peygamberlerin sonuncusu olduğuna inandığımız Hz. Muhammed'e,무하메드는
Bizim peygamberlerin sonuncusu olduğuna inandığımız Hz. Muhammed'e,שלפי אמונתנו הינו האחרון בשרשרת נביאים,
Bizim peygamberlerin sonuncusu olduğuna inandığımız Hz. Muhammed'e,و هو الذي نعتبره نحن المسلمون خاتمة الرسل و الأنبياء
Bizim peygamberlerin sonuncusu olduğuna inandığımız Hz. Muhammed'e,アダム、ノア、モーセ、アブラハム、
Bizim peygamberlerin sonuncusu olduğuna inandığımız Hz.Zoals een gezegde in de Koran, wat voor Moslims God is die spreekt tot de mensheid,
Böylece otoriteler problemin kaynağının kötü koku olduğuna inandılar.As autoridades estavam convencidas que o problema era aquele cheiro.
Böylece otoriteler problemin kaynağının kötü koku olduğuna inandılar.De autoriteiten raakten er dus van overtuigd dat de stank het probleem was.
Böylece otoriteler problemin kaynağının kötü koku olduğuna inandılar.Die Behörden waren also überzeugt, dass der Gestank das Problem war.
Böylece otoriteler problemin kaynağının kötü koku olduğuna inandılar.E così le autorità si convinsero che il problema fosse quell'odore.
Böylece otoriteler problemin kaynağının kötü koku olduğuna inandılar.És a hatóságok meg voltak győződve róla, hogy a bűz az oka mindennek.
Böylece otoriteler problemin kaynağının kötü koku olduğuna inandılar.그래서 보건당국은 이 악취가 문제라고 믿게 된 것입니다.
Böylece otoriteler problemin kaynağının kötü koku olduğuna inandılar.Les autorités ont fini par être convaincues que le problème venait de cette puanteur.
Böylece otoriteler problemin kaynağının kötü koku olduğuna inandılar.Oblasti so bile torej prepričane, da je vzrok problema smrad.
Böylece otoriteler problemin kaynağının kötü koku olduğuna inandılar.Sehingga pemerintah menjadi yakin bahwa bau ini adalah masalahnya.
Böylece otoriteler problemin kaynağının kötü koku olduğuna inandılar.Şi deci autorităţile au devenit convinse că acest miros era problema.
Böylece otoriteler problemin kaynağının kötü koku olduğuna inandılar.Władze były przekonane, że źródłem problemów był smród.
Böylece otoriteler problemin kaynağının kötü koku olduğuna inandılar.Y así las autoridades se convencieron de que el olor era el problema.
Böylece otoriteler problemin kaynağının kötü koku olduğuna inandılar.Έτσι, οι αρχές πείστηκαν πως το πρόβλημα ήταν η μυρωδιά.
Böylece otoriteler problemin kaynağının kötü koku olduğuna inandılar.Властите били убедени, че миризмата е проблемът.
Böylece otoriteler problemin kaynağının kötü koku olduğuna inandılar.Итак, власти были убеждены, что этот запах был главной проблемой.
Böylece otoriteler problemin kaynağının kötü koku olduğuna inandılar.התפרצה מגפה שקטלה 10 או 20 אלף נפש בלונדון
Böylece otoriteler problemin kaynağının kötü koku olduğuna inandılar.وبعدها تيقنت السلطات بأن الروائح النتنة كانت هي مصدر كل تلك المشاكل.
Böylece otoriteler problemin kaynağının kötü koku olduğuna inandılar.悪臭を解消しなくてはいけません
Bu adam ise gerçekten eski bir bilgi yarışmasından kaldığına inandığı ufak tefek bir şey aldı.Acest barbat a platit pentru o caramida veche???? ce el a crezut ca e un show de incredere????
Bu adam ise gerçekten eski bir bilgi yarışmasından kaldığına inandığı ufak tefek bir şey aldı.Cet homme a payé pour du vieux bric à brac qu'il pensait être un simple jeu télévisé "Memorabilia"
Bu adam ise gerçekten eski bir bilgi yarışmasından kaldığına inandığı ufak tefek bir şey aldı.Denna man betalt för vissa gamla tegel av kort att han trodde det var äkta game show "Memorabilia"
Bu adam ise gerçekten eski bir bilgi yarışmasından kaldığına inandığı ufak tefek bir şey aldı.Deze man betaalde voor een setje kaarten waarvan hij dacht dat ze van de echte spelshow "Memorabilia" waren.
Bu adam ise gerçekten eski bir bilgi yarışmasından kaldığına inandığı ufak tefek bir şey aldı.Dieser Mann zahlte für billiges Gerümpel??? von dem er dachte, es sei von erstklassigen Game-Shows??
Bu adam ise gerçekten eski bir bilgi yarışmasından kaldığına inandığı ufak tefek bir şey aldı.Ez a férfi néhány régi szobrocskát vásárolt, amikről elhitte, hogy showműsorokban szerepeltek.
Bu adam ise gerçekten eski bir bilgi yarışmasından kaldığına inandığı ufak tefek bir şey aldı.Orang ini membayar untuk beberapa bata tua bahwa ia pikir itu murni barang kenangan acara permainan di TV
Bu adam ise gerçekten eski bir bilgi yarışmasından kaldığına inandığı ufak tefek bir şey aldı.Ten mężczyzna zapłacił za jakieś stare pudełko, które jak myslał, było oryginalną grą
Bu adam ise gerçekten eski bir bilgi yarışmasından kaldığına inandığı ufak tefek bir şey aldı.Този човек плати за старо тесте карти, което мислеше, че е сувенир от телевизионно шоу.
Bu adam ise gerçekten eski bir bilgi yarışmasından kaldığına inandığı ufak tefek bir şey aldı.骨董品を買った。 もちろん、そのニセ番組開始時には、これらの客は
Bu basitçe onların, onu yapmanın doğru olduğuna inandıkları anlamına gelir. Ben daha iyi bir eğitim istedim.Ça signifie simplement qu'ils croient que c'est important de le faire.
Bu basitçe onların, onu yapmanın doğru olduğuna inandıkları anlamına gelir.Det betyder simpelthen at de tror på at det er vigtigt at gøre det.
Bu basitçe onların, onu yapmanın doğru olduğuna inandıkları anlamına gelir.Egyszerűen azt jelent, hiszik, hogy fontos megtenniük.
Bu basitçe onların, onu yapmanın doğru olduğuna inandıkları anlamına gelir.Es bedeutet bloß, dass sie glauben, dass es wichtig ist, das zu tun.
Bu basitçe onların, onu yapmanın doğru olduğuna inandıkları anlamına gelir.Het betekent gewoon dat ze geloven dat het belangrijk is om het te doen.
Bu basitçe onların, onu yapmanın doğru olduğuna inandıkları anlamına gelir.단지 그 일이 중요하다고 믿는다는 걸 의미하죠.
Bu basitçe onların, onu yapmanın doğru olduğuna inandıkları anlamına gelir.Pur şi simplu consideră că e important ce au de făcut.
Bu basitçe onların, onu yapmanın doğru olduğuna inandıkları anlamına gelir.Significa apenas que acreditam ser importante fazê-lo.
Bu basitçe onların, onu yapmanın doğru olduğuna inandıkları anlamına gelir.Significa semplicemente che crede sia importante farlo.
Bu basitçe onların, onu yapmanın doğru olduğuna inandıkları anlamına gelir.Simplemente significa que creen que es importante hacerlo.
Bu basitçe onların, onu yapmanın doğru olduğuna inandıkları anlamına gelir.Απλά σημαίνει πως πιστεύουν ότι είναι σημαντικό να το κάνουν.
Bu basitçe onların, onu yapmanın doğru olduğuna inandıkları anlamına gelir.Це може означати також те, що вони дуже вірять у необхідність цих дій.
Bu basitçe onların, onu yapmanın doğru olduğuna inandıkları anlamına gelir.זה רק אומר שהם מאמינים בחשיבות המעשה.
Bu basitçe onların, onu yapmanın doğru olduğuna inandıkları anlamına gelir.هم ببساطة يؤمنون بأنه من المهم أن يقوموا بذلك العمل.
Bu basitçe onların, onu yapmanın doğru olduğuna inandıkları anlamına gelir.私は良い教育を 受けたかった
"Bu benim inandığım şey, buda inandığım şeye niçin inandığım." diyemiyorlar."Das ist es, woran ich glaube. Das ist der Grund, warum ich an das glaube, was ich glaube."
"Bu benim inandığım şey, buda inandığım şeye niçin inandığım." diyemiyorlar.Din cauza asta eu cred în lucrul acesta."
"Bu benim inandığım şey, buda inandığım şeye niçin inandığım." diyemiyorlar."Ez az, amiben hiszek, és emiatt hiszem azt, amit hiszek."
"Bu benim inandığım şey, buda inandığım şeye niçin inandığım." diyemiyorlar."Hier geloof ik in. Daarom geloof ik wat ik geloof."
"Bu benim inandığım şey, buda inandığım şeye niçin inandığım." diyemiyorlar.Ini adalah mengapa Saya percaya apa yang Saya percaya."
"Bu benim inandığım şey, buda inandığım şeye niçin inandığım." diyemiyorlar.그래서 "이것이 내가 믿는 것이다. 이것이 왜 내가 믿는 것을 믿는 이유다." 라고 이야기하지 않아요.
"Bu benim inandığım şey, buda inandığım şeye niçin inandığım." diyemiyorlar."Oto, w co wierzę. Oto, dlaczego wierzę w to, w co wierzę."
"Bu benim inandığım şey, buda inandığım şeye niçin inandığım." diyemiyorlar."Questo è ciò in cui io credo. Questa è la ragione per la quale credo in ciò che credo."
İlgili Sayfalar