inandı ile cümle
inandı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
"Bu benim inandığım şey, buda inandığım şeye niçin inandığım." diyemiyorlar."To je to, čemu věřím. To je to, proč věřím tomu, čemu věřím."
"Bu benim inandığım şey, buda inandığım şeye niçin inandığım." diyemiyorlar."To je to, čomu verím. To je to, prečo verím tomu, čomu verím."
"Bu benim inandığım şey, buda inandığım şeye niçin inandığım." diyemiyorlar.Và nói rằng, "Đây là cái mà tôi tin tưởng". Đây là điều mà tại sao tôi tin vào điều mà tôi tin".
"Bu benim inandığım şey, buda inandığım şeye niçin inandığım." diyemiyorlar.Voilà pourquoi je crois en cela."
"Bu benim inandığım şey, buda inandığım şeye niçin inandığım." diyemiyorlar.Y creo en esto por ésta o aquella razón".
"Bu benim inandığım şey, buda inandığım şeye niçin inandığım." diyemiyorlar.Γι' αυτό πιστεύω αυτό που πιστεύω."
"Bu benim inandığım şey, buda inandığım şeye niçin inandığım." diyemiyorlar.Ето затова аз вярвам в това което вярвам."
"Bu benim inandığım şey, buda inandığım şeye niçin inandığım." diyemiyorlar."Ось у що я вірю. Ось чому я вірю в те, в що я вірю."
"Bu benim inandığım şey, buda inandığım şeye niçin inandığım." diyemiyorlar."Я верю в вот это. Вот почему я верю в то, во что верю".
"Bu benim inandığım şey, buda inandığım şeye niçin inandığım." diyemiyorlar.ואומרים, "בזה אני מאמין. זו הסיבה שאני מאמין למה שאני מאמין."
"Bu benim inandığım şey, buda inandığım şeye niçin inandığım." diyemiyorlar.ولم يقولوا لأنفسهم ، " هذا ما أؤمن به. ولهذا أؤمن بما أؤمن به."
"Bu benim inandığım şey, buda inandığım şeye niçin inandığım." diyemiyorlar.個人的に 私は無神論者にはなれません
Bu beni şuna inandırdı:Es ließ mich glauben:
Bu beni şuna inandırdı:Fez-me acreditar nisto:
Bu beni şuna inandırdı:Het dwong mij te denken:
Bu beni şuna inandırdı:저희를 돌봐준것입니다. 그것이 제가 이것을 믿도록 만들었습니다." 저 낯선사람들이
Bu beni şuna inandırdı:M-a făcut să cred asta:
Bu beni şuna inandırdı:Nó làm tôi tin rằng:
Bu beni şuna inandırdı:Questo fatto mi fece credere a questo:
Bu beni şuna inandırdı:Uvěřil jsem tomuto:
Bu beni şuna inandırdı:Uveril som tomuto:
Bu beni şuna inandırdı:Uwierzyłem, że "obcy naprawdę się przejmują".
Bu beni şuna inandırdı:Με έκανε να πιστέψω το εξής:
Bu beni şuna inandırdı:Меня это заставило поверить вот во что:
Bu beni şuna inandırdı:Це змусило мене повірити в наступне:
Bu beni şuna inandırdı:דואגים לנו. זה גרם לי להאמין בזה: "מה זה אומר
Bu beni şuna inandırdı:و إعتنى بنا. و هذا جعلنى أن أؤمن بهذا: " ما الذى يعنيه
Bu beni şuna inandırdı:「他人が気にかけてくれるというのは どういうことだろう?」
Bu bir küresel transtır. Bunlar bir çeşit inanılmaz mazeretlerdir yaşlanmayla ilgili insanların inandıklarıC'est une transe mondiale. voici le genre d'excuses incroyables que les gens donnent pour le vieillissement.
Bu bizim inandığımız şeydir.Asta credem noi.
Bu bizim inandığımız şeydir.C'est ce que nous croyons.
Bu bizim inandığımız şeydir.Đây là điều mà chúng ta tin tưởng.
Bu bizim inandığımız şeydir.Dette er noget vi tror.
Bu bizim inandığımız şeydir.Dit is wat wij geloven.
Bu bizim inandığımız şeydir.Eso es lo que creemos.
Bu bizim inandığımız şeydir.Ez az, amit hiszünk.
Bu bizim inandığımız şeydir.Inilah yang kita yakini.
Bu bizim inandığımız şeydir.Isto é o que acreditamos.
Bu bizim inandığımız şeydir.이것이 우리가 믿는 바입니다
Bu bizim inandığımız şeydir.Questo è ciò in cui crediamo.
Bu bizim inandığımız şeydir.Tomuto věříme.
Bu bizim inandığımız şeydir.Tomuto veríme.
Bu bizim inandığımız şeydir.Wir glauben an das hier.
Bu bizim inandığımız şeydir.W to wierzymy.
Bu bizim inandığımız şeydir.Αυτό είναι που πιστεύουμε.
Bu bizim inandığımız şeydir.Вот, во что мы верим.
Bu bizim inandığımız şeydir.Ось в що ми віримо.
Bu bizim inandığımız şeydir.Това е, което вярваме.
Bu bizim inandığımız şeydir.זה מה שאנו מאמינים בו.
Bu bizim inandığımız şeydir.هذا مانؤمن به
Bu bizim inandığımız şeydir.これが経済全体が私たちに
Bu durumda insanları, günün o güzel saatlerini orada geçirmeye değdiğine inandırmanız mümkün olmaz.Chẳng gì có thể bảo đảm mọi người lãng phí hàng tiếng đồng hồ với họ.
Bu durumda insanları, günün o güzel saatlerini orada geçirmeye değdiğine inandırmanız mümkün olmaz.Er is nooit iets gebeurd dat rechtvaardigt dat mensen de tijd nemen om bij hen te zijn.
Bu durumda insanları, günün o güzel saatlerini orada geçirmeye değdiğine inandırmanız mümkün olmaz.Es gibt nichts, was rechtfertigt, die wertvolle Zeit des Publikums zu vergeuden.
Bu durumda insanları, günün o güzel saatlerini orada geçirmeye değdiğine inandırmanız mümkün olmaz.귀중한 시간을 자리에 앉아 허비할 이유가 전혀 없습니다.
Bu durumda insanları, günün o güzel saatlerini orada geçirmeye değdiğine inandırmanız mümkün olmaz.Neexistuje nic, co by ospravedlnilo lidem čas strávený s nimi.
Bu durumda insanları, günün o güzel saatlerini orada geçirmeye değdiğine inandırmanız mümkün olmaz.Nie ma nic co by usprawiedliwiało, że ludzie poświęcili tyle cennego czasu, żeby przyjść na ten wywiad.
Bu durumda insanları, günün o güzel saatlerini orada geçirmeye değdiğine inandırmanız mümkün olmaz.No hay algo que justifique el que la gente tome buenas horas de su día para estar con ellos.
Bu durumda insanları, günün o güzel saatlerini orada geçirmeye değdiğine inandırmanız mümkün olmaz.Non capita mai niente che giustifica che la gente dedichi qualche ora per stare con loro.
Bu durumda insanları, günün o güzel saatlerini orada geçirmeye değdiğine inandırmanız mümkün olmaz.Δεν υπάρχει τίποτα που να δικαιολογεί γιατί οι άνθρωποι να κάθονται για ώρες μαζί τους.
İlgili Sayfalar