inandı ile cümle

inandı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Amaç senin inandığına inananlarla ticaret yapmak.L'obiettivo è fare affari con gente che crede in ciò in cui credete.
Amaç senin inandığına inananlarla ticaret yapmak.Målet är att göra affär med folk med folk som tror på vad du tror på.
Amaç senin inandığına inananlarla ticaret yapmak.Målet er at handle med mennesker der tror på det man selv tror på.
Amaç senin inandığına inananlarla ticaret yapmak.Mục tiêu là làm kinh doanh với những ai tin vào cái mà bạn tin tưởng.
Amaç senin inandığına inananlarla ticaret yapmak.O objetivo é fazer negócio com as pessoas que acreditam no que nós acreditamos.
Amaç senin inandığına inananlarla ticaret yapmak.Țelul este să faci afaceri cu oameni care cred în ceea ce tu crezi.
Amaç senin inandığına inananlarla ticaret yapmak.Tujuannya adalah berurusan dengan orang-orang yang percaya dengan apa yang Anda percayai.
Amaç senin inandığına inananlarla ticaret yapmak.Ο στόχος είναι να συνεργάζεστε με ανθρώπους που πιστεύουν αυτό που πιστεύετε.
Amaç senin inandığına inananlarla ticaret yapmak.Мета в тому, щоб мати справу з людьми, які вірять у те, в що ви вірите.
Amaç senin inandığına inananlarla ticaret yapmak.Метою є вести бізнес із людьми, які вірять у те, в що віриш ти.
Amaç senin inandığına inananlarla ticaret yapmak.Целта е да се прави бизнес с хора, които вярват в онова, в което вярваш ти.
Amaç senin inandığına inananlarla ticaret yapmak.Цель состоит в том, чтобы делать бизнес с людьми, которые верят в то, во что веришь ты.
Amaç senin inandığına inananlarla ticaret yapmak.המטרה היא לעשות עסקים עם אנשים שמאמינים במה שאתם מאמינים.
Amaç senin inandığına inananlarla ticaret yapmak.إنما الهدف أن تقوم بالأعمال مع الأشخاص الذين يؤمنون بما تؤمن به.
Amaç senin inandığına inananlarla ticaret yapmak.ビジネスするのを 目標とすべきなのです 一番肝心なのは
Amaç senin inandığına inananlarla ticaret yapmak.一番肝心なのは
Ama savaşsız yaşayabileceğimiz bir dünyada olduğumuza beni inandırmadı.Ale ještě mě to nedonutilo uvěřit, že už jsme ve světě, ve kterém můžeme žít bez válek.
Ama savaşsız yaşayabileceğimiz bir dünyada olduğumuza beni inandırmadı.Însă nu mă face să cred că suntem deocamdată într-o lume care poate supraviețui fără război.
Ama savaşsız yaşayabileceğimiz bir dünyada olduğumuza beni inandırmadı.Jednak nie sprawia, że wierzę, że świat potrafi istnieć bez wojen.
Ama savaşsız yaşayabileceğimiz bir dünyada olduğumuza beni inandırmadı.하지만 우리가 전쟁 없는 세계에서 살 수 있을 거라고 믿게 만들진 않았어요.
Ama savaşsız yaşayabileceğimiz bir dünyada olduğumuza beni inandırmadı.Maar het doet me niet geloven dat we al in een wereld leven die kan bestaan zonder oorlog.
Ama savaşsız yaşayabileceğimiz bir dünyada olduğumuza beni inandırmadı.Mais cela ne me fait pas encore croire que nous sommes dans un monde où l'on pourrait vivre sans guerre.
Ama savaşsız yaşayabileceğimiz bir dünyada olduğumuza beni inandırmadı.Ma non mi ha fatto credere che viviamo in un mondo che può vivere senza guerra.
Ama savaşsız yaşayabileceğimiz bir dünyada olduğumuza beni inandırmadı.Pero no me hace creer que estemos en un mundo que pueda vivir sin guerra aún.
Ama savaşsız yaşayabileceğimiz bir dünyada olduğumuza beni inandırmadı.Но не ме накара да вярвам, че сме в свят, където може да се живее без война.
Ama savaşsız yaşayabileceğimiz bir dünyada olduğumuza beni inandırmadı.Но это не заставляет меня поверить в то, что сейчас наш мир может жить без войны.
Ama savaşsız yaşayabileceğimiz bir dünyada olduğumuza beni inandırmadı.אבל זה לא גורם לי להאמין שאנחנו בעולם שיכול לחיות ללא מלחמה עדיין.
Ama savaşsız yaşayabileceğimiz bir dünyada olduğumuza beni inandırmadı.لكنها لم يجعلني أؤمن بأننا في عالم يمكن أن يعيش بلا حرب.
Ama savaşsız yaşayabileceğimiz bir dünyada olduğumuza beni inandırmadı.この作品の反応には驚きました
Ama yine de, arada bir, hasta olduğuna kendi inandırmış bir tanesi hala gelmeye devame diyordu.Aber ab und an gab es einen Patienten, der sich noch für krank hielt, und er kam wieder.
Ama yine de, arada bir, hasta olduğuna kendi inandırmış bir tanesi hala gelmeye devame diyordu.Ale raz na jakiś czas znów wracał pacjent przekonany o chorobie. Ojciec miał dla nich trzeci słój.
Ama yine de, arada bir, hasta olduğuna kendi inandırmış bir tanesi hala gelmeye devame diyordu.Dar rareori, rămânea un pacient convins că este bolnav, şi se întorcea.
Ama yine de, arada bir, hasta olduğuna kendi inandırmış bir tanesi hala gelmeye devame diyordu.효과가 있었지요. 하지만 어쩌다가 한 번은 계속 아프다고 믿고 돌아오는 환자가 있었습니다. 그럼 아버지는 세 번째 약병을 꺼내셨는데,
Ama yine de, arada bir, hasta olduğuna kendi inandırmış bir tanesi hala gelmeye devame diyordu.Maar af en toe was er een patiënt die nog steeds dacht dat hij ziek was, en die terugkwam.
Ama yine de, arada bir, hasta olduğuna kendi inandırmış bir tanesi hala gelmeye devame diyordu.Ma ogni tanto qualche paziente si ostinava a considerarsi malato, e tornava.
Ama yine de, arada bir, hasta olduğuna kendi inandırmış bir tanesi hala gelmeye devame diyordu.Mas de vez em quando, ainda havia um paciente convencido que estava doente, e voltava.
Ama yine de, arada bir, hasta olduğuna kendi inandırmış bir tanesi hala gelmeye devame diyordu.Men ibland hände det, att en patient fortfarande var övertygad om att han var sjuk, så han kom tillbaka.
Ama yine de, arada bir, hasta olduğuna kendi inandırmış bir tanesi hala gelmeye devame diyordu.Pero, de vez en cuando, todavía había un paciente convencido que estaba enfermo, y regresaba.
Ama yine de, arada bir, hasta olduğuna kendi inandırmış bir tanesi hala gelmeye devame diyordu.لأنه يعمل. ولكن مرة كل بعد فترة لايزال هناك أشخاص يعتقدون أنهم مرضى ويعودون الى أبي ويعطيهم الأقراص مرة أخرى
Ama yine de, arada bir, hasta olduğuna kendi inandırmış bir tanesi hala gelmeye devame diyordu.時には 自分が病気だと思っている患者がいるものです そういった患者には 第3の瓶を取り出します 父によれば
Amerikan insanlarının buna inandığını düşünmüyorum.Ich dont\ ' 92t denken, das amerikanische Volk, das glauben.
Annemin Vietnamcası hikayemizi inandırıcı gösterebilmemiz için yeterli değildi,그리고 저의 어머니의 베트남어는 완전 서툴렀었고 그래서 지금 제가 드리는 이 이야기가 더 놀랍게 만들자면
Annemin Vietnamcası hikayemizi inandırıcı gösterebilmemiz için yeterli değildi,והויטנאמית של אמא שלי הייתה כל-כך גרועה שעל מנת להפוך את הסיפור שלנו לאמין יותר,
Annemin Vietnamcası hikayemizi inandırıcı gösterebilmemiz için yeterli değildi,ولغة والدتي الفيتنامية كانت سيئة للغاية ومن أجل جعل قصتنا قابلة للتصديق،
Annemin Vietnamcası hikayemizi inandırıcı gösterebilmemiz için yeterli değildi,少しでも真実らしく見せるために 私たち子どもたちはベトナム語の名前がつけられました
Aramızda, bu sorunun çözümlendiğine kendini inandırmış insanlar var.Au fost oameni care au pretins că problema a fost rezolvată.
Aramızda, bu sorunun çözümlendiğine kendini inandırmış insanlar var.C'era chi sosteneva che il problema era stato risolto.
Aramızda, bu sorunun çözümlendiğine kendini inandırmış insanlar var.Chúng tôi đã có những người giả vờ rằng điều này là một vấn đề được cố định.
Aramızda, bu sorunun çözümlendiğine kendini inandırmış insanlar var.Encontrámos pessoas que afirmaram que o problema já estava resolvido.
Aramızda, bu sorunun çözümlendiğine kendini inandırmış insanlar var.Folk har foregivet, at dette er et problem, der er blevet løst.
Aramızda, bu sorunun çözümlendiğine kendini inandırmış insanlar var.Hicimos creer a la gente que este problema fue resuelto.
Aramızda, bu sorunun çözümlendiğine kendini inandırmış insanlar var.Kita telah melihat orang menganggap masalah ini sudah selesai.
Aramızda, bu sorunun çözümlendiğine kendini inandırmış insanlar var.이 문제가 해결된 듯 보이게 만드는 사람들이 있습니다.
Aramızda, bu sorunun çözümlendiğine kendini inandırmış insanlar var.Ľudia už predstierali, že tento problém vyriešili.
Aramızda, bu sorunun çözümlendiğine kendini inandırmış insanlar var.Meille on uskoteltu, että ongelma on korjattu.
Aramızda, bu sorunun çözümlendiğine kendini inandırmış insanlar var. Mesela, araştırma kayıtları var.Udawano, że został rozwiązany, np. poprzez rejestrację badań.
Aramızda, bu sorunun çözümlendiğine kendini inandırmış insanlar var.Našli se tací, kteří předstírali, že tento problém již byl odstraněn.
Aramızda, bu sorunun çözümlendiğine kendini inandırmış insanlar var.Nous avons eu des gens qui ont prétendu qu'il s'agit d'un problème résolu.
Aramızda, bu sorunun çözümlendiğine kendini inandırmış insanlar var.Vannak, akik úgy tesznek, mintha ez a probléma már meg lenne oldva.
Aramızda, bu sorunun çözümlendiğine kendini inandırmış insanlar var.We hebben mensen horen beweren dat het probleem is opgelost.
İlgili Sayfalar