inandı ile cümle

inandı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Bu noktada annesi onun bir gün bir NBA yıldızı olacağına inandığını belirtmişti.Оттогава семейството и приятелите ѝ знаели, че един ден тя ще стане звезда.
Sadece neye inandığın var.Pogledajte čemu ste vjerovali!
İslam Dîni'nin inandığı İsa ve Muhammed gibi peygamberlere Dürzîler'in inanıp inanmadığı kesin belli değildir.Isus im odgovori: "O bezumni i srca spora da vjerujete što god su proroci navijestili!
Yazılanlara okuyucuyu inandırma zorunluluğu yoktur.Diskordijancu se Zabranjuje Vjerovanje u Ono što pročita.
Buna inandım."Da, vjerujem.
Örneğin bir insana saldırmış olduklarına dair bugüne kadar hiçbir inandırıcı kanıt gösterilememiştir.Do danas nije podignuta niti jedna optužnica za suradnju s napadačima.
Herkes inandığı gibi yaşıyor.Každý žije ako chce.
Bilinenden çok daha iyi olduğuna inandı.Tvrdil, že sa naň príliš spoliehal.
Sadece inandığı değerler adına savunmasını yapar.Bol neoblomným obhajcom myšlienok, v ktoré veril.
Sadece neye inandığın var.V čo smieme veriť?
Onlar insanları İslam dinine inandırdılar.Turci vyznávajú islamské náboženstvo.
Sadece neye inandığın var.Verjameš, v kar verjameš in to je edino pomembno.
Nisan 866'de imparatoru Sezar Bardas'ın kendi aleyhinde bir komplo hazırladığına inandırmayı başardı.Aprila 866 ga je prepričal, da kaisar Bard načrtuje zaroto in dosegel njegovo soglasje, da Barda ubijejo.
Onlar filmin şehri kötü anlamda gösterildiğine inandılar.Oblasti ni ugajala bedna upodobitev države v filmu.
Toplam vis visa'nın korunduğuna inandı.Jo relikvijos saugomos Šv.
Bunun bir aşk olduğuna inandırmaya çalısır.Ta arvab, et see on armastus.
Ketuhanan yang Maha Esa: Bu ilke Endonezya halkının bir tanrıya inandığını belirtir.Niiviisi andis ta juuresolevatele inglitele teada, et on olemas teine Jumal.
(12) "Shelly Kagan muhteşem, becerikli ve tamamen inandırıcı bir konuşmacı".(12) 셸리 케이건 교수님은 멋지고, 지식도 풍부하신, 그야말로 확신이 있는 분이세요.
13 yaşında bu sözleri duyduğunuzu ve inandığınızı hayal edin.13살짜리 어린 아이가 이러한 말을 듣고 그 진리를 깨우치게 되는 것을 상상해 보세요.
13 yaşında bu sözleri duyduğunuzu ve inandığınızı hayal edin.Bayangkan seseorang yang berusia 13 tahun mendengarkan kata-kata itu dan mempercayainya.
13 yaşında bu sözleri duyduğunuzu ve inandığınızı hayal edin.Hãy tưởng tượng mình chỉ 13 tuổi thôi, và lắng nghe được những lời nói này, và tin vào điều đó.
13 yaşında bu sözleri duyduğunuzu ve inandığınızı hayal edin.Imaginați-vă cum e să ai 13 ani, auzind aceste cuvinte și crezându-le.
13 yaşında bu sözleri duyduğunuzu ve inandığınızı hayal edin.Imaginem ter 13 anos, e escutar estas palavras e acreditar nelas.
13 yaşında bu sözleri duyduğunuzu ve inandığınızı hayal edin.Imagínense tener 13 años de edad, escuchar esas palabras, y creer en ellas.
13 yaşında bu sözleri duyduğunuzu ve inandığınızı hayal edin.Imaginez-vous à 13 ans, entendant ces mots, et y croyant.
13 yaşında bu sözleri duyduğunuzu ve inandığınızı hayal edin.Immaginate di avere 13 anni, di sentire queste parole e di crederci.
13 yaşında bu sözleri duyduğunuzu ve inandığınızı hayal edin.Képzeljék el, hogy 13 évesek, amikor ezt hallják, és el is hiszik.
13 yaşında bu sözleri duyduğunuzu ve inandığınızı hayal edin.Představte si, že vám je 13 a posloucháte, co říkám, a věříte tomu.
13 yaşında bu sözleri duyduğunuzu ve inandığınızı hayal edin.Stel je voor dat je 13 jaar oud bent en je hoort deze woorden en je gelooft erin.
13 yaşında bu sözleri duyduğunuzu ve inandığınızı hayal edin.Stellen Sie sich vor 13 Jahre alt zu sein und diese Wörter zu hören und sie zu glauben.
13 yaşında bu sözleri duyduğunuzu ve inandığınızı hayal edin.Wyobraźcie sobie, że macie 13 lat, słyszycie te słowa i wierzycie w nie.
13 yaşında bu sözleri duyduğunuzu ve inandığınızı hayal edin.Φανταστείτε να είστε 13 χρονών, να ακούτε αυτά τα λόγια, και να τα πιστεύετε.
13 yaşında bu sözleri duyduğunuzu ve inandığınızı hayal edin.А тепер уявіть, що вам 13 років, і ви чуєте ці слова, і вірите в них.
13 yaşında bu sözleri duyduğunuzu ve inandığınızı hayal edin.А теперь представьте, что сможет сделать 13-летний парень, услышавший эти слова, и поверивший в них.
13 yaşında bu sözleri duyduğunuzu ve inandığınızı hayal edin.Представете си ако сте на 13 години, чувайки тези думи и вярвайки в тях.
13 yaşında bu sözleri duyduğunuzu ve inandığınızı hayal edin.דמיינו לכם להיות בני 13, שומעים את המילים האלו, ומאמינים בזה.
13 yaşında bu sözleri duyduğunuzu ve inandığınızı hayal edin.تخيل طفل عمره 13 سنة يسمع هذه الكلمات و يؤمن بها
13 yaşında bu sözleri duyduğunuzu ve inandığınızı hayal edin.信じたらどうなるでしょう どうもありがとう ありがとう
Ama bu sayıyı inandırıcı bulmuyorum.그런데 저는 원래 의심이 많아서
Ama bu sayıyı inandırıcı bulmuyorum. Ne de olsa şüpheci biriyim.Cá nhân tôi hoàn toàn không tin vào kết quả này, nhưng tôi là người hay hoài nghi.
Ama bu sayıyı inandırıcı bulmuyorum. Ne de olsa şüpheci biriyim.Personalmente non ci credo, ma io sono scettico di natura.
Ama bu sayıyı inandırıcı bulmuyorum. Ne de olsa şüpheci biriyim.Το οποίο προσωπικά δεν πιστεύω, αλλά εγώ είμαι σεπτικιστής.
Ama bu sayıyı inandırıcı bulmuyorum.משהו שאני אישית לא מאמין לו,
Ama bu sayıyı inandırıcı bulmuyorum.وهو ما لا أصدقه شخصياً
Ama bu sayıyı inandırıcı bulmuyorum.私は懐疑的ですからね
Amaç sende olana ihtiyacı olanı insanlara satmak değil, amaç senin inandığına inanlara satış yapmaktır.다시 말씀드리지만, 목표는 그저 여러분들이 가진 것을 사람들에게 팔아치우는 것이 아니라 여러분들이 믿고 있는 바를 함께 믿고 있는 사람들에게 파는 것이에요.
Amaç sende olana ihtiyacı olanı insanlara satmak değil, amaç senin inandığına inanlara satış yapmaktır.自分が信じるものを信じる人に 売ることを目指すべきです 単に仕事を求めている人を 雇うのではなく
Amaç senin inandığına inananlarla ticaret yapmak.A cél az, hogy azokkal köss üzletet, akik abban hisznek, amiben te is.
Amaç senin inandığına inananlarla ticaret yapmak.Celem jest robienie interesów z ludźmi, który wierzą w to, w co ty wierzysz.
Amaç senin inandığına inananlarla ticaret yapmak.Cieľom je obchodovať s ľuďmi, ktorí veria tomu, v čo veríte Vy.
Amaç senin inandığına inananlarla ticaret yapmak.Cílem je prodat zboží lidem, kteří věří tomu, čemu věříte i vy.
Amaç senin inandığına inananlarla ticaret yapmak.Cilj je poslovati s tistimi ljudmi, ki verjamejo v to, kar verjamete sami.
Amaç senin inandığına inananlarla ticaret yapmak.Das Ziel ist es mit allen Geschäfte zu machen, die glauben, was Sie glauben.
Amaç senin inandığına inananlarla ticaret yapmak.El objetivo es hacer negocio con la gente que cree en lo que uno cree.
Amaç senin inandığına inananlarla ticaret yapmak.El objetivo es hacer negocios con aquel que cree en lo que uno cree.
Amaç senin inandığına inananlarla ticaret yapmak.Het doel is zaken te doen met mensen die geloven wat jij gelooft.
Amaç senin inandığına inananlarla ticaret yapmak.목표는 우리가 믿는 것을 믿는 사람들과 사업을 하는 것이죠.
Amaç senin inandığına inananlarla ticaret yapmak.목표는.. 당신이 믿는 것을 믿는 사람들과 함께 일하는 것입니다.
Amaç senin inandığına inananlarla ticaret yapmak.Le but est de faire du business avec les gens qui croient en ce que vous croyez.
Amaç senin inandığına inananlarla ticaret yapmak.Le but est de vendre à des gens qui croient en la même chose que vous.
İlgili Sayfalar