inandı ile cümle

inandı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Karaciç de, Carter'in vaatlerine inandı.Tompson juga setuju dengan pendapat Carr.
Martha onu kocasına işçi gibi göstermeye çalışır fakat kocasını inandıramaz.Lucy berusaha menjelaskan ini kepada saudara-saudaranya namun mereka tidak percaya.
Buna inandım.Ia menurut.
Bu adın İncil'deki açıklamaları daha inandırıcıdır.Dalam Alkitab terdapat beberapa keterangan mengenai nama ini.
Temmuz 2004'te kız arkadaşının aklını çeldiğine inandığı için bir tanıdığına saldırmasından dolayı tutuklandı.Tháng 7 năm 2004, hắn bị bắt vì tấn công một người quen, người mà hắn tin là cướp đi cô bạn gái của hắn.
Sonunda oyuncularım bana inandı" ifadelerini kullandı.Cuối cùng các cầu thủ cũng đã tin tưởng vào tôi".
Japonya Meteoroloji Ajansı, bu erken uyarının pek çok hayat kurtardığına inandığını açıkladı.Cảnh báo sớm từ JMA được tin là đã cứu sống nhiều người.
Sulla'nın öldüğünü duyan Sezar, kendisi için yeterince güvenli hale geldiğine inandığı Roma'ya geri döndü.Năm 78 TCN, khi nghe tin Sulla chết, Caesar cảm thấy đây là thời điểm an toàn để trở về La Mã.
Buna inandım.Tôi đã nghĩ thế.
Sadece neye inandığın var.Vì lý do này, ông hoàn toàn tin nơi bà.
Seni gittiğine inandırdım ve sonra da gözündeki perdeyi kaldırdım.Thật bất ngờ là cô đã đồng ý và kéo anh đứng dậy.
Bunun bir aşk olduğuna inandırmaya çalısır.Nghi Lâm là kết quả của tình yêu này.
Sadece neye inandığın var.あなたは何を信じますか?
İnsanları zihin okuyabildiğine inandırarak kandırır.人の心が読めると言い張っている。
Neye inandığıma tam olarak emin değilim" şeklinde konuştu.君は間違ったことをしていないんだ』という言葉を僕は完全に信じていた」とも話している。
"Paternalizme halkın inandırılmaması gerekir.「労働者諸君、思い違いをしてはならない。
Tıraş olurken kestiğini iddia etse de inandırıcı bulunmadı.入部時に毛剃りに関してイカマサとぶつかるが信念を曲げなかった。
Önceleri küçücük bir aygıtın o koca lambaların yerini alabileceğine pek az kimse inandı.経営陣は磁気コアメモリをこのような小型マシンに収められるという点に確信を持てなかった。
Bu deneyim onu, mesleğinin dil incelemesi konusunda olacağına inandırdı.この経験が、彼女の言語習得への関心に火をつけた。
Sitoblastların etrafında yeni hücrelerin biriktiğini gözlemlediğine inandı.彼は、新しい細胞が"cytoblast"の周辺に集まっているのを観察したと信じていた。
İtalyanlar bu peynirin çok sağlıklı olduğuna inandıkları için bebeklerin mamasına katarlar.犬はお産が軽く安産であるという伝承から、犬を縁起物として扱っている。
İlimde derinleşenler, “Biz buna inandık, hepsi Rabbimiz katındandır” derler.」他還說:「我們(勞陣)認為:勞工運動應有意識形態,勞工須有信仰。
Tüm olay seçim yapmakta ve hayatınızda inandığınız bir referansa sahip olmakta.它是關於做出抉擇,並以你生活中吸收的、使你相信的東西作為參考。
İnandı ve ulaştı".帝以其辯博,頗信之。
İmparatoriçe Pyotr'un masumiyetine inandırılmıştır ve Pyotr'un serbest bırakılmasını emreder.女皇已经确信了彼得的清白并命令了将他释放。
Bunun bir aşk olduğuna inandırmaya çalısır.她卻不知道這就是愛情。
Bu noktada annesi onun bir gün bir NBA yıldızı olacağına inandığını belirtmişti.他很快作了決定,沒有人能阻止他成為NBA球星。
Şule Saylan (Sökmen), saf ve her şeye inandırılabilen bir özelliğe sahiptir.末那(manas),義譯為意,是思量、思考的意思。
Buna inandım.我相信它。
Derin yalnız geçirdiği yıllar içinde, babasının bir suçlu olduğuna inandırılır.年少时有不同寻常的志向,父兄以为他是无赖。
Ama asıl umudu bir gün kaset yapacağına inandığı besteleridir.現在則是夢想有朝一日能成立屬於自己的品牌。
Ninova halkı Tanrı'ya inandı.阿米什人他們堅信上帝。
Saruman, her zaman Gandalf’ı kıskandı ve onun kendisinden kimi sırları sakladığına inandı.薩魯曼總是嫉妒甘道夫,懷疑他獨自保留秘密,因為甘道夫的確保留他的知識,和掩藏至尊魔戒的消息。
''Aslında ben kişiliklerin gerçekten orada olduğuna inandım.是現實中真實存在的人物。
Börklüce'ye göre Hıristiyanların Allah'a inandığını inkar eden bir Türkmen, dinsiz demekti.츠빙글리(Zwingli) - 하나님이 아브라함과 맺은 계약은 예수를 믿는 자들에게도 적용된다고 말한다.
1986’ya kadar fizikçiler BCS teorisinin, 30 Kelvin’den yukarıda süperiletkenliğe olanak vermediğine inandılar.1986년까지 물리학자들은 BCS 이론에 의하면 30 K 이상에서 초전도성을 보이는 것이 불가능하다고 믿었다.
Lanete göre; Kassandra geleceği görecek ama kimseyi buna inandıramayacaktı.그래서 카산드라는 늘 미래를 예언했지만 아무도 그녀의 말을 믿지 않게 되었다.
Başımızı önce Allah’a, daha sonra da size dayadık ve size inandık.“사실상 우리의 믿음은 하나님께 순종함과 함께 시작하며, 이해를 앞서며, 그런 방식으로 믿음은 확실한 지식에 의해서 우리의 마음을 조명한다.”
"Manon benim inandığım bir roman kahramanıdır.쥬논은 대한민국의 판타지 소설 작가이다.
Bilgisayar sorgulayıcıyı, kendisinin insan olduğuna inandırmaya çalışacak şekilde programlanmıştır.그녀는 자신이 그 생명체가 된다는 느낌으로 연구를 하는 따뜻한 사람이었다.
Slav mitolojisi, Slavların Hristiyanlığı kabul etmelerinden önce inandıkları çok tanrılı dinin mitolojisidir.슬라브 신화(Slavic mythology)는 기독교화 이전에 슬라브족이 실행한 다신교적 신화이다.
Bunun bir aşk olduğuna inandırmaya çalısır.그리고 그러한 사랑이 가능하다고 역설하였다.
Neye inandığıma tam olarak emin değilim" şeklinde konuştu.타석에서 뭘 생각하고 있는지 전혀 모르겠다”라고 밝혔다.
İnsanlar çok uzun bir süre gizli kitaplar, saklı mekanlar ve şaşırtıcı şeyler olduğuna inandı.זמן רב מידי אנשים האמינו שיש ספרים סודיים, מקומות מוסתרים ודברים מופלאים.
1835'te Büyük Ay Aldatmacası birçok insanı Ay üzerinde egzotik hayvanların yaşadığına inandırmıştır.בשנת 1835, מתיחת הירח הגדולה הוליכה אנשים שולל כי על הירח חיים יצורים אקזוטיים.
Ve kendisini kardeşinin başkan yardımcısının kardeşini öldürmediğine inandırır.בנוסף הוא מאמת עם צ'יף את העובדה כי הוא אחיו האבוד.
Bunun yerine Yahudilerin, kendilerini Avrupa’dan uzaklaştırması gerektiğine inandı.התוכנית הייתה לבודד את היהודים במקום נידח זה, בו יופרדו מעמי אירופה.
Yakışıklıydı, çok iyi ve inandırıcı bir şekilde konuşurdu, hareketli, zorluğa dayanıklı, cesur bir kişi idi.הוא דיבר באופן רהוט והיה בעל החלטה מהירה, בעל אופי אצילי, נדיב ביותר, לוחם גדול ואמיץ לב".
İnandığımız şey kabaca uzlaşma ve kod çalıştırmadır.”היהדות הרפורמית שותפה לדגש זה על מחויבות ומטלה".
Sadece neye inandığın var.זו העובדה היחידה שאני מאמין בה.
Size inandım.האמנתי לך.
Faşistlerin gerçekten inandıkları şey bu.זה במה שהפשיסטים באמת מאמינים.
Antisemitistlerin gerçekten inandıkları şey bu.זה במה שהאנטישמים באמת מאמינים.
Sadece neye inandığın var.Те вярват единствено на това, което виждат.
Bunun bir aşk olduğuna inandırmaya çalısır.Предполага се, че това е свързано с вярването, че те са любовници.
(Onun yazdığı iddia ediliyor ama bana inandırıcı gelmiyor.)(Насърчихме ги да покажат, че са достойни за нашето доверие, но те безсрамно ни отказаха.)
Ninova halkı Tanrı'ya inandı.Хората от Мало Бучино вярвали в Бог.
İnsanları zihin okuyabildiğine inandırarak kandırır.Тя има умението да чете мисли.
Onlar insanları İslam dinine inandırdılar.Жителите изповядват ислямска религия.
Buna inandım.Това ме убеди.
İlgili Sayfalar