inandı ile cümle

inandı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
7
ORT. KELİME
Buna inandım.Je le crois.
Kimi reklamlar, inandırıcı olmaktan uzaktır.Faute de publicité, il est plutôt confidentiel.
Erişim tarihi: 25 Eylül 2016. ^ "'Amacım inandığım bir hikayeyi istediğim gibi anlatabilmek'".10 juillet 1819 : « Vous me demandez ce que je pense de la Charte.
O ona astrolojiye inandığını söyledi.Ella le dijo que creía en la astrología.
Doğru olduğuna inandığınız şeyi yapın.Haga lo que crea correcto.
Tom'a inandım.Creía en Tom.
İnandığım şeyi söylüyorum ve genelde yanılmam.Yo digo lo que creo y no me suelo equivocar.
Tom inandığı şeyler için savaşırken öldü.Tom murió luchando por lo que creía.
İnsanlar çok uzun bir süre gizli kitaplar, saklı mekanlar ve şaşırtıcı şeyler olduğuna inandı.Durante demasiado tiempo la gente creyó que había libros secretos, lugares escondidos, y cosas asombrosas.
İyiyi, doğruyu ve güzeli arayan toplumların her zaman barış içinde yaşayacağına inandım.Creo que las sociedades que buscan el bien, el amor y la belleza vivirán siempre en paz.
Charlie'nin çok net olarak gördüğü garip rüyaları, onu Claire'in bebeğinin tehlikede olduğuna inandırır.Charlie comienza a tener unas visiones muy intensas en las que el bebé de Claire está en peligro.
İnandı ve ulaştı".Y crecedera".
Pierre ise kendini Napolyon'un Mesih Karşıtı (Deccal) olmasına inandırır.Pierre se convence a sí mismo a través de la gematría de que Napoleón es el Anticristo del Apocalipsis.
Herkes inandığı gibi yaşıyor.Vivía como pensaba.
İmparatoriçe Pyotr'un masumiyetine inandırılmıştır ve Pyotr'un serbest bırakılmasını emreder.Catalina II está convencida de la inocencia de Piotr y ordena su liberación.
Buna inandım.Y yo le creí.
Ve bu da filmi inandırıcılıktan uzaklaştırıyor."Así que mira la película con la mente abierta."
''Aslında ben kişiliklerin gerçekten orada olduğuna inandım.Pensé realmente que eso estaba fuera del personaje.
Sadece neye inandığın var.«Lo que Creemos».
Bunun bir aşk olduğuna inandırmaya çalısır.Que representa una confesión de amor.
Sanırım Tom bana inandı.Penso che Tom mi abbia creduto.
İnsanlar çok uzun bir süre gizli kitaplar, saklı mekanlar ve şaşırtıcı şeyler olduğuna inandı.Per tanto tempo la gente ha creduto che ci fossero libri segreti, luoghi nascosti, e cose fantastiche.
Sadece neye inandığın var.Beata te che hai creduto.
Simon, annesine bu olanların bir kâbus olduğunu söyler ve onu inandırır.Will si sveglia e crede sia stato un incubo.
Başımızı önce Allah’a, daha sonra da size dayadık ve size inandık.Dite piuttosto " Ci sottomettiamo", poiché la fede non è ancora penetrata nei vostri cuori.
Kocabaş herkesi Ertuğrul'un katil olduğuna inandırmıştır.Horatio pensa che l'assassino abbia un complice.
Leibniz sembollerin insan kavrayışında sembollerin önemli olduğuna inandı.Leibniz pensava che i simboli fossero molto importanti per la comprensione delle cose.
Bu adın İncil'deki açıklamaları daha inandırıcıdır.Ma l'importanza dell'Esilio nella Bibbia è molto più grande.
İnsanları zihin okuyabildiğine inandırarak kandırır.Poi improvvisamente, capisci che può leggere la mente delle persone.
(Allah ona) “İnanmıyor musun?” deyince, “Hayır (inandım) ancak kalbimin tatmin olması için” demişti.Egli non vi credette e disse: «Sono innocente.
Sana inandım.Я тебе поверил.
Kim inandı?Кто бы поверил?
Tom Mary'nin söylediklerine inandı.Том поверил словам Мэри.
Tartışma inandırıcı değil.Довод не убедителен.
İnsanlar çok uzun bir süre gizli kitaplar, saklı mekanlar ve şaşırtıcı şeyler olduğuna inandı.Слишком долго люди верили в существование секретных книг, скрытых мест и удивительных вещей.
Mankenler gibi inandırıcı kafaları var.У них правдоподобные головы, как у манекенов.
Başımızı önce Allah’a, daha sonra da size dayadık ve size inandık.Скажите: „Мы уверовали в то, что ниспослано нам, и то, что ниспослано вам.
İlimde derinleşenler, “Biz buna inandık, hepsi Rabbimiz katındandır” derler.Амр ибн аль-Ас грозно спросил: «Значит, ты уподобляешь нас язычникам, хотя мы и верующие?».
Bu onun bu projeye inandığını gösteriyordu."Я думаю, что он вписался в этот мир.»
Sadece neye inandığın var.Во что я верю.
Doktorlar Nate'in tamamen iyileşeceğine inandıklarını ve sesinin de zarar görmeyeceğini ifade ettiler.Врачи считали, что Натаниэль полностью вылечится, и на его голосе это никак не скажется.
Mart 2009'da gerçekten neye inandığı sorulduğunda, Satanizm'in Gnostik bir kalıbı diye cevap vermiştir.В ходе интервью в марте 2009 года описывал исповедуемую им религию как гностическую форму сатанизма.
Sonunda oyuncularım bana inandı" ifadelerini kullandı.В конце концов, игроки поверили в меня».
Ve bu da filmi inandırıcılıktan uzaklaştırıyor."И это на фоне того, что сам фильм довольно скучен».
Ancak katılımcılar bu verileri sübjektif olarak inandırıcı bulmuşlardır.Однако для участников они были субъективно убедительны.
Maddeci dönemde baskıyı tanımlamanın feministlerin tarihsel görevi olduğuna inandı.Неизвестно, выполняло ли доисторическое искусство религиозную функцию.
Bunun bir aşk olduğuna inandırmaya çalısır.Обоим показалось, что это любовь.
Buna inandım.Я в этом убеждён.
"Manon benim inandığım bir roman kahramanıdır.Джин Мэннон — одна из главных героев романа.
Toplam vis visa'nın korunduğuna inandı.МСОП присвоил виду охранный статус VU.
Rallo ise Superman olduğunu söyleyerek insanları kendine inandırmaya çalışır.Тем временем, Рэллоу пытается стать, как Супермен.
Bu adın İncil'deki açıklamaları daha inandırıcıdır.Вы сможете поклясться в этом на Библии?
Sitoblastların etrafında yeni hücrelerin biriktiğini gözlemlediğine inandı.Он был уверен, что наблюдал сборку новых клеток вокруг «цитобластов».
Birtakım hayaller kurar ve sonra bu hayallere kendisini inandırır.«Усыпляет врагов, а потом съедает их сны.
Birkaç aylık bir gözlemden sonra, 1669 yılında Hooke arzu edilen sonucun elde edileceğine inandı.في عام 1669، وبعد عدة أشهر من المراقبة، اعتقد هوك أنه حقق النتيجة المرجوة.
İlimde derinleşenler, “Biz buna inandık, hepsi Rabbimiz katındandır” derler.فقال له المغيرة بن شعبة: أنت أميرنا ونحن المؤمنون فأنت أمير المؤمنين، قال: فذاك إذاً.
Herkes inandığı gibi yaşıyor.جميعنا هكذا نؤمن.
Sadece neye inandığın var.2-ما القيم التي تؤمن بها.
(Allah ona) “İnanmıyor musun?” deyince, “Hayır (inandım) ancak kalbimin tatmin olması için” demişti.قال: وما تصنع؟ قال: أؤمن به، وألقي إليه مقاليد هذا الأمر.
Ve bu da filmi inandırıcılıktan uzaklaştırıyor."مما قد يضر بالفيلم نفسه".
İlgili Sayfalar