Bir ateist olmak için kişisel olarak yeterli inanca sahip değilim.Personnellement, je ne pense pas avoir assez de foi pour être athée.
Bir ateist olmak için kişisel olarak yeterli inanca sahip değilim.Persoonlijk heb ik niet genoeg vertrouwen om een atheïst te zijn.
Bir ateist olmak için kişisel olarak yeterli inanca sahip değilim.Saya secara pribadi tidak memiliki cukup iman untuk menjadi seorang atheis.
Bir ateist olmak için kişisel olarak yeterli inanca sahip değilim.Yo personalmente no tengo la fe suficiente para ser un ateista.
Bir ateist olmak için kişisel olarak yeterli inanca sahip değilim.Δεν έχω προσωπικά αρκετή πίστη για να είμαι αθεϊστής.
Bir ateist olmak için kişisel olarak yeterli inanca sahip değilim.Лично аз нямам достатъчно вяра да бъда атеист.
Bir ateist olmak için kişisel olarak yeterli inanca sahip değilim.Лично у меня не достаточно веры, чтобы быть атеистом.
Bir ateist olmak için kişisel olarak yeterli inanca sahip değilim.Особисто в мене недостатньо віри для того, щоб бути атеїстом.
Bir ateist olmak için kişisel olarak yeterli inanca sahip değilim.לי אישית אין מספיק אמונה כדי להיות אתאיסט.
Bir ateist olmak için kişisel olarak yeterli inanca sahip değilim.أنا ليس لديّ الثقة الكافية لأصبح ملحداً.
Bir ateist olmak için kişisel olarak yeterli inanca sahip değilim.でもあなたは 無神論者かもしれません
Birinci günde test edilmemiş hipotezler ve inanca dayalı iş modeli vardı.5日目には信念が事実になり 顧客が欲しがるものを作り出せるような
Birinci günde test edilmemiş hipotezler ve inanca dayalı iş modeli vardı.Dzień pierwszy - niesprawdzone hipotezy, działanie firmy oparte na przypuszczeniach.
Birinci günde test edilmemiş hipotezler ve inanca dayalı iş modeli vardı.El primer día, una serie de hipótesis sin probar, una empresa basada en la fe.
Birinci günde test edilmemiş hipotezler ve inanca dayalı iş modeli vardı.첫날에는 검증되지 않은 가설과 신념에 기초한 사업이었는데
Birinci günde test edilmemiş hipotezler ve inanca dayalı iş modeli vardı.У перший день - декілька неперевірених гіпотез і підприємство - створене на переконанях.
Birinci günde test edilmemiş hipotezler ve inanca dayalı iş modeli vardı.في اليوم الأول، سلسلة من الافتراضات غير المثبتة، شركة قائمة على الاعتقاد الراسخ.
Bu inanca ben de katılıyorum.E eu partilho dessa crença.
Bu inanca ben de katılıyorum.E io sono pienamente d'accordo.
Bu inanca ben de katılıyorum.En dat geloof ik ook.
Bu inanca ben de katılıyorum.E o credinţă pe care o împărtăşesc şi eu.
Bu inanca ben de katılıyorum.És ezt a nézetet osztom én is.
Bu inanca ben de katılıyorum.Et je partage cette conviction.
Bu inanca ben de katılıyorum.I ja również w to wierzę.
Bu inanca ben de katılıyorum.그리고 저도 그걸 믿습니다.
Bu inanca ben de katılıyorum.Saya percaya hal yang sama.
Bu inanca ben de katılıyorum.Und diesen Glauben teile ich.
Bu inanca ben de katılıyorum.Và đó là niềm tin mà tôi muốn chia sẻ.
Bu inanca ben de katılıyorum.Y es una creencia que comparto.
Bu inanca ben de katılıyorum.Αυτή είναι μια πεποίθηση που ενστερνίζομαι κι εγώ.
Bu inanca ben de katılıyorum.И я разделяю сие убеждение.
Bu inanca ben de katılıyorum.וזאת אמונה איתה אני שותף.
Bu inanca ben de katılıyorum.وهذا الايمان الذي اتشارك فيه معه.
Bu inanca ben de katılıyorum.もう一つの思いは環境についてです
Çünkü hareket ile özgürlük ve gelişimin geleceğine inanıyordu. Bu inanca ben de katılıyorum.Защото той е вярвал, че с подвижността, идва свобода и прогрес.
Düşünceleri için mükemmel panzehiri bulmuşlar ve gerçek inanca talep olan zor zamanların sığınağını.Encontraron el antídoto perfecto para el pensamiento y el refugio ideal a las duras demandas de la fe real.
Düşünceleri için mükemmel panzehiri bulmuşlar ve gerçek inanca talep olan zor zamanların sığınağını.Hanno trovato l'antidoto perfetto al pensiero e il rifugio ideale alle dure richieste della vera fede.
Düşünceleri için mükemmel panzehiri bulmuşlar ve gerçek inanca talep olan zor zamanların sığınağını.그들은 사상에 대한 완벽한 해결책과 실제 믿음의 힘든 요구로부터 이상적인 피난처를 찾았던 거죠.
Düşünceleri için mükemmel panzehiri bulmuşlar ve gerçek inanca talep olan zor zamanların sığınağını.Našli perfektný protiliek proti myšlienke a ideálne útočisko pred tvrdými nárokmi skutočnej viery.
Düşünceleri için mükemmel panzehiri bulmuşlar ve gerçek inanca talep olan zor zamanların sığınağını.Našli so popoln protistrup mišljenju in idealno zatočišče težkih zahtev prave vere.
Düşünceleri için mükemmel panzehiri bulmuşlar ve gerçek inanca talep olan zor zamanların sığınağını.Rátaláltak a gondolkodás tökéletes ellenszerére, és az igazi hit kemény követelményei előli ideális menedékre.
Düşünceleri için mükemmel panzehiri bulmuşlar ve gerçek inanca talep olan zor zamanların sığınağını.Wynaleźli idealną odtrutkę na myślenie, schronienie przed twardymi wymogami prawdziwej wiary.
Düşünceleri için mükemmel panzehiri bulmuşlar ve gerçek inanca talep olan zor zamanların sığınağını.Вони винайшли прекрасну протиотруту від думки та ідеальний прихисток для потреб справжньої віри.
Düşünceleri için mükemmel panzehiri bulmuşlar ve gerçek inanca talep olan zor zamanların sığınağını.Они нашли идеальное противоядие от размышлений и идеальное прибежище для нужд настоящей веры.
Düşünceleri için mükemmel panzehiri bulmuşlar ve gerçek inanca talep olan zor zamanların sığınağını.Те са намерили идеалният антидот на мисълта и идеалното убежище на трудните повели на истинската вяра.
Düşünceleri için mükemmel panzehiri bulmuşlar ve gerçek inanca talep olan zor zamanların sığınağını.הם מצאו את התרופה הנגדית המושלמת לחשיבה ואת המפלט האידיאלי מהדרישות הקשות של אמונה אמיתית.
Düşünceleri için mükemmel panzehiri bulmuşlar ve gerçek inanca talep olan zor zamanların sığınağını.عثروا على المضاد اﻷمثل للفكر والملجأ اﻷمثل للمطلب اﻷصعب للايمان الحقيقي.
Düşünceleri için mükemmel panzehiri bulmuşlar ve gerçek inanca talep olan zor zamanların sığınağını.真の信仰の厳しい要求を逃れる 理想的な隠れ方でもあります これで原理主義者たちは
İnanca sahip bir düşünce, bir savaşı başlatabilir.... ya da bütün bir ulusu iyileştirmeye başlamaya.Myšlenka s vírou v ní může začít válku. Nebo začít uzdravovat celý národ. Taková je síla víry.
İnanca sahip bir düşünce, bir savaşı başlatabilir.... ya da bütün bir ulusu iyileştirmeye başlamaya.Une pensée avec de la conviction peut déclencher une guerre ou bien commencer à guérir toute une nation.
Indus yazısının kesinlikle bir dili temsil etmediğine dair ateşli bir inanca sahip.인더스 문자는 사실은 언어가 아니라고 열정적으로 믿고 있죠.
Indus yazısının kesinlikle bir dili temsil etmediğine dair ateşli bir inanca sahip.המאוד קנאים באמונתם שלפיה כתב האינדוס אינו מייצג כלל שפה.
Indus yazısının kesinlikle bir dili temsil etmediğine dair ateşli bir inanca sahip.المتحمسون جدا في اعتقادهم على أن كتابة اهل السند لا تمثل لغة على الإطلاق.
Indus yazısının kesinlikle bir dili temsil etmediğine dair ateşli bir inanca sahip.インダス文字は 言語を表すものではないということ つまり彼らによれば
Ona olan inanca bir tehlikedir ve bu bizi dinden çıkartır.Esto es un peligro para su fe, ya que este asunto los convierte en apóstatas.
Tanrı Oğlu İsa gökleri aşan büyük başkâhinimiz olduğu için açıkça benimsediğimiz inanca sımsıkı sarılalım.Keď tedy máme takého veľkého veľkňaza, ktorý prenikol nebesia, Ježiša, Syna Božieho, držme vyznanie.
Tanrı Oğlu İsa gökleri aşan büyük başkâhinimiz olduğu için açıkça benimsediğimiz inanca sımsıkı sarılalım.그러므로 우리에게 큰 대제사장이 있으니 승천하신 자 곧 하나님 아들 예수시라 우리가 믿는 도리를 굳게 잡을지어다
Tanrı Oğlu İsa gökleri aşan büyük başkâhinimiz olduğu için açıkça benimsediğimiz inanca sımsıkı sarılalım.Lévén annakokáért nagy fõpapunk, a ki áthatolt az egeken, Jézus, az Istennek Fia, ragaszkodjunk vallásunkhoz.
Tanrı Oğlu İsa gökleri aşan büyük başkâhinimiz olduğu için açıkça benimsediğimiz inanca sımsıkı sarılalım.Protož majíce nejvyššího kněze velikého, kterýžto pronikl nebesa, Ježíše Syna Božího, držmež vyznání naše.
Tanrı Oğlu İsa gökleri aşan büyük başkâhinimiz olduğu için açıkça benimsediğimiz inanca sımsıkı sarılalım.Маючи ж Архиєрея великого, що пройшов небеса, Ісуса Сина Божого, держімось визнання.