Ana içeriğe geç
Sözlük

inancı ile cümle

inancı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
6
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
Anastasia'nın dini inancı bilinmemektedir.Não se sabe o destino de Anastácia.
Katolik inancıyla ilgili konularda ve dinî, ahlâki meselelerin çözümünde yetkilidir.Tem poderes sobre assuntos de fé católica e para a decisão de assuntos eclesiásticos.
(Kybele de büyük olasılıkla aynı inancın devamıdır.)(É provável que seja algo religioso).
Böylelikle Hurûfî inancına göre Tanrı, kendi ismi olan "Allah"ı insanın yüzüne nakşetmiş bulunmaktadır.Criou, pois, Deus o homem à sua imagem, à imagem de Deus o criou; homem e mulher os criou. _______ a.
Nüfusun tamamı alevi inancına sahiptir.O Wikcionário tem o verbete Fé.
İnancı hakkında: "Tanrı benim için birinci planda."Para os crentes, Deus está no princípio das coisas.
Ana tanrıça inancı, birçok kültürde farklı isimlerle yer alır.Por exemplo, as semelhanças entre os nomes de deuses em diferentes culturas.
Bugün bu inancın en canlı olduğu ülke Kore'dir.Essa é a necessidade agora, é o verdadeito estado GOA da mente.
Yahudi inancına göre nar, doğruluğu simgeler.Para isso, no entendimento dos judeus, basta ser ético.
Meryem ve İsa, İslam inancında da kutsaldır.Jesus, Maria e José, aumentai a minha Fé.
1967 yılında Carol Schwartz ile evlendi ve Yahudi inancını aldı.In 1967 trouwde hij met Carol Schwartz en nam het Joodse geloof aan.
Günah işlemiş ancak imanlı olan kişiler ise İslam inancına göre cehennemde bir müddet kalacaklardır.In de islam kennen de gelovigen ook een hel, het Djahannam, (Arabisch: جهنم).
Nama (Namu veya Yıma) - Altay inancında Nuh Peygamber veya benzer özellikler taşıyan bir kişi.De soera is vernoemd naar de profeet Nuh, die volgens de eerste aya naar zijn volk werd gezonden.
Susan, içindeki Narnia inancını kaybeder, bir daha Narnia'ya hiç dönmez.Behalve Susan want die geloofde niet meer in Narnia
İngiltere'de Hıristiyan inancıyla yetiştirildi.Hij werd opgevoed in het christelijk geloof.
Daha sonra İslam inancına sahip herkesi içine alan bir anlama kavuşmuştur.Iedereen heeft echter een idee van wat met religie bedoeld wordt.
Yahudi tarihi, Yahudi halkının, inancının ve kültürünün tarihidir.De Joodse geschiedenis is de geschiedenis van het Joodse volk, de joodse religie en de Joodse cultuur.
Zerdüşt'ün felsefi inancı dünyanın beş temel elementten oluştuğunu belirtir.Aanhangers van het Elementalic geloven dat alles wat er bestaat, bestaat uit 5 elementen.
Bir kişi böylece bir inancı ifade ettiğinde, o artık bir Hristiyan olmuştur.Dankzij ieder van hen ben ik een betere christen geworden.
Nemorino sahneye gelir ve noterin içeri girdiğini görünce Adina'yı kaybettiğine inancı artar.Dan komt Nemorino ten tonele, hij heeft de notaris gezien en realiseert zich dat hij Adina kwijt is.
Protestan inancıyla yetiştirildi.Hij werd opgevoed door een Protestantse geestelijke.
Çoğunluğu İslâm inancını benimsemişlerdir.Die zekerheden waren ook bij hem grotendeels op geloof gebaseerd.
Her halkın kendi dili, inancı ve kültürü vardı.Deze hebben elk hun eigen taal en cultuur.
Tevhîd inancına göre evrende olan bütün her şey Allah tarafından yaratılır.Ieder moment schept God alles dat is uit het niets tevoorschijn.
İnancı sağlam bir ailesi vardı ve babası ABD Ordusu'nda çalışıyordu.Zijn familie heeft een lange legertraditie; ook zijn vader had in het leger gezeten.
Hristiyanlık inancında dövme yasaklanmıştı.Het in het openbaar belijden van het christelijk geloof werd verboden.
Beda’ inancı hâkimdir.Béda is een verdediger.
Tamamı Alevilik inancına sahiptir.Hij belijdt de alevitische godsdienst.
Kırklar, Türk halk inancında Kırk Evliya.14 doden, allen van Turkse komaf.
Halkın %75.7'sinin herhangi bir dini inancı yoktur.Ongeveer 6,7 procent heeft geen religie.
Ülke nüfusunun yarısından fazlası Hristiyan inancını benimsemektedir.Meer dan de helft van de bevolking hangt het christendom aan.
Ufacık bir inancım vardı hep, ama artık onu da yitirdim.Ze kregen nog kleine kansjes, maar de overtuiging was weg.
2001 yılında yapılan nüfus sayımına göre Kanada'nın %16.2'sinin dini inancı bulunmamaktadır.8,7% heeft bij de volkstelling van 2001 geen antwoord gegeven op de vraag welk geloof zij aanhangen.
Teizm ya da Tanrıcılık, en geniş tanımıyla en az bir Tanrı'nın var olduğu inancıdır.Ook de smartisten en shaktisten geloven echter dat er maar één absolute, Hoogste God is.
İnancının gereğini yerine getirmiştir.Zij heeft zich aan haar belofte gehouden.
O halde, öldükten sonra dirilme inancı yanlıştır" der."Ik geloof niet in het leven na de dood.
İnancımız, Ömer Küçükağa tarafından yazılmış kitaptır.De onderkast is ontstaan uit de kleine schrijfletter.
Allah inancı kuvvetli ve dindar biri.God is bestaand, intelligent en gelukzalig.
Ve ailesinde bir isim değişikliğiyle eski sağlığına yeniden kavuşacağı inancı vardı.Door de lezing van een boekje getiteld: Zij gij wedergeboren? kwam er een verandering in zijn leven.
Katolik inancına göre Papa, yeryüzündeki tek hatasız kuldur.Volgens zijn vader is het bos de enige veilig overgebleven plek op aarde.
Önemli bir azınlık ise Animizm (Canlıcılık) inancına sahiptir.Niewielka świątynia nie była bowiem w stanie pomieścić wszystkich wiernych.
Çifte doğruluk önermesini ileri sürer; aklın doğruları ve inancın doğruları.Zachowamy prawdę dzięki wierze.
Protestan inancıyla yetiştirildi.Został wychowany w religii protestanckiej.
Doğuştan Musevi olmasına rağmen, 1976’da Yunan Ortodoks inancını tercih etti ve Rozalia Eskenazi adını aldı.Chociaż urodziła się jako Żydówka, w 1976 roku przeszła na wiarę prawosławną i przyjęła imię Rozalia Eskenazi.
Madonna ve ailesi Katolik inancındandır.Salma jak i jej rodzina są wyznania katolickiego.
Ondan önceki Çağatay hükümdarları Şamanizm inancını benimsiyorlardı.Przed nim wierni modlili się o łaski, zostawiając liczne wota.
"Yahudilikte ahiret inancı".Związek Prawdziwie Wiernych Izraela).
Galifianakis babasının ait olduğu Yunan Ortodoks inancıyla yetiştirildi .Zach został ochrzczony w grecko-ortodoksyjnej żydowskiej religii swojego ojca.
İslam inancına göre meleklerin bu görevleri onların ibadetleridir.Przewodnikami na drodze do wiary są ich aniołowie stróże.
Zerdüşt'ün felsefi inancı dünyanın beş temel elementten oluştuğunu belirtir.Nazwa pięcioprocentowcy pochodzi z założenia, że świat podzielony jest na trzy grupy.
(2009), Alevice: İnancımız ve Direncimiz.2009: Wiara ze słuchania.
Her halkın kendi dili, inancı ve kültürü vardı.Żydzi zachowali swój język, religię i kulturę.
Felsefeleri; Avatar yani Tanrı'nın dünyaya bedenlenerek gelmesi inancı vardır.Homilia papieża: Otwórzcie się na Prawdę, by nieść światu nadzieję.
Mutezile inancındaki adalet esasına göre kişi kendi fillerini kendisi yaratır.Jeżeli wierzycie w rzeczywistą formę Buddy, to musicie znaleźć wasz własny umysł.
Hristiyanlık inancına sahip olup, İsa'ya iman eden kişiler vaftiz olurlar.Ci, którzy wierzą w Jezusa są faktycznie chrześcijanami.
Bir kişi böylece bir inancı ifade ettiğinde, o artık bir Hristiyan olmuştur.Po zapoznaniu się z wiarą katolicką, sam został chrześcijaninem.
Böylece inancı yerine gelir.Żeby nie ustała wiara.
Bu inancı benimseyen kişilere Disteist denir.Odpowiadam ludziom niezależnie od wiary w jakiej mnie czczą.
Fakat teslis inancını kabullenemedi.Ale nie rozpoznałeś Touziego.
İnancımız ve ilmimizi bağışlarıyla beslemiş kurucularımız ve diğer velinimetlerimiz için sana şükürler olsun.Wyznaliśmy Bogu, sobie i drugiemu człowiekowi istotę naszych błędów.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod