Bu inancına pek bağlı olmadığı halde değiştirmeyi de reddetmiştir.Choćby dlatego można wnosić, że nie zmieniła wiary.
Susan, içindeki Narnia inancını kaybeder, bir daha Narnia'ya hiç dönmez.Twierdzi, że życie z wiedzą o tym, że nigdy nie wróci do Narnii jest bez sensu.
Hristiyan inancının temelinde İsa Mesih yoluyla kurtulmanın ümidi ve gerçekliği vardır.Na twarzy Jezusa widoczny jest spokój i skupienie.
Çin'de Maitreya inancının kökeni Kuzey Wei Hanedanı dönemine (386–534) dayanır.Klasztor ten zyskał sobie świetną reputację już w okresie panowania Północnej dynastii Wei (386-535).
Fakat Doss inancından ödün vermez.Dafnis nie wierzy w swoje szczęście.
İngiltere'de Hıristiyan inancıyla yetiştirildi.Wychował się w głębokiej wierze chrześcijańskiej.
Zamanla arkadaşlarına olan güveni ve inancını kaybetmeye başladı.Z biegiem czasu zaczyna jednak darzyć proboszcza zaufaniem i sympatią.
Tevhîd inancına göre evrende olan bütün her şey Allah tarafından yaratılır.Innebörden av detta är att det endast finns en Gud (Allah) som är den överlägsna skaparen till allt och alla.
Halkın %75.7'sinin herhangi bir dini inancı yoktur.26,7% hade ingen religiös tillhörighet.
İslâm inancında bu sebeple “iyilikler Allah'tan bilindiği gibi kötülükler de Allah'tandır” denilir.Den som går mot det bättre vet bara Gud."
Dini inancı İslam'dır.Deras religion är islam.
Ve Allah'a dayananların daha güçlü olacağı inancıyla hareket ediyorduk.Men de troendes kärlek till Gud är starkare" (Sūrat al-Baqarah vers 165).
Çin'de Maitreya inancının kökeni Kuzey Wei Hanedanı dönemine (386–534) dayanır.Norra Wei (北魏) var en dynasti som härskade i norra Kina 386-534.
Nüfusun %60'ının dinî inancı yoktur.Sex procent av befolkningen hade ingen särskild religiös tro.
Bu hiyerarşik eşitsizlik anlayışı, reenkarnasyon inancında kendisine dayanak bulur.Detta tankesätt grundar sig i hans tro på reinkarnation.
Diğer tanrılara olan inancı yasaklandı ve adlarını değiştirildi.Skulpturerna av de äldre gudarna flyttades och deras ansikten byttes ut.
"Yahudilikte ahiret inancı".Det är den judiska trosbekännelsen.
Hristiyan inancında Şehit ve aziz kabul edilir.Både den östliga och västliga kristenheten erkänner hans helgonskap.
Fakat İslam dini onların bu inancını yıkarak şefaat edebilecek yegane gücün Allah olduğunu bildirmiştir.Han tackade Gud för att ha uppenbarat för honom sin Son på vilken han hade tro.
Yine Zerdüşt inancında olduğu gibi ateşi söndürmek günah sayılmakta ve ateşe su dökülmemektedir.De har bundit mig som havet, elden och vattnet inte kunnat göra.
Kutsal Ruh, Hristiyanlıktaki teslis inancının üçüncü ayağı.III. Den heliga Treenigheten i trosläran.
Beda’ inancı hâkimdir.WADA är ackrediterande organ.
İspanyollar hristiyanlık inancını Japonya'da yaymak istiyorlardı.Іспанці захотіли розширити християнську віру на Японію.
Bu romanında bir kadının ilk aşkını unutamayacağı inancını çürütmeye çalıştı.У цьому романі вона спростовувала думку про те, що жінка не може забути свою першу любов.
Katolik inancının icra edilmesi yasaklanır.Заборонено сповідування католицизму.
Yahudi tarihi, Yahudi halkının, inancının ve kültürünün tarihidir.Історія єврейського народу — історія релігії і культури євреїв.
Kimsenin inancını hor görmeyeceksin.Тому йому нічого боятися думки інших.
Sunni-Hanefi İslam inancına sahiptirler.За віросповіданням хіналузьці є мусульманами-сунітами.
Kadere inancı vardır.Існують ступені впевненості.
Kendisi Budist inancına sahiptir.За релігійними переконаннями є буддисткою.
İslamdaki Allah inancı ile büyük oranda örtüşen bir kavramdır.الْقَدْر) — термін, який у ісламі означає приречення (передвизначення) всього сущого Аллахом.
Kanla ve Suikastçının İnancı'yla!..Тілом і Кров'ю причащаються духовенство та віряни.
Reformist Yahudilik inancıyla yetiştirildi.Виховувалась дівчинка у реформатській вірі.
Ana madde: Monoteizm Monoteizm, sadece tek bir tanrı olduğu inancıdır.Докладніше: Монотеїзм Єдинобожжя (монотеїзм) — віра в існування єдиного Бога.
Her halkın kendi dili, inancı ve kültürü vardı.Вони зберегли власну релігію, мову та культуру.
Alevi inancının her tezleri uygulanır.Вона готова виконати будь-які умови Ірода.
Hristiyan inancında Şehit ve aziz kabul edilir.В цілому світі християни люблять і шанують св.
19. yüzyıl'dan beri var olan sınırsız ilerleme inancı sona erdi.Ефект релігійної реформи кінця 19 століття діє дотепер.
Ana tanrıça inancı, birçok kültürde farklı isimlerle yer alır.Наприклад, схожість імен богів у різних культурах.
Yahudiliğin temel inancı, Tanrı'nın tekliği ve kesin birliğidir.Одна з головних тем Корану — єдиність та внутрішню єдність Аллаха.
Hiçbir dini kültürle yetiştirilmedi ve dini inancı olmadı.А з українців ніхто віри не змінив, то й ніхто землі не дістав.
Galifianakis babasının ait olduğu Yunan Ortodoks inancıyla yetiştirildi .Galifianakis byl pokřtěn v otcově řecké pravoslavné víře.
Protestan inancıyla yetiştirildi.Byli vychováni v protestantské víře.
Kimsenin inancını hor görmeyeceksin.Svou víru nikomu nevnucují.
Abdallar da Alevî inancına sahiptirler.Věřící se také pálí plamenem.
Reformist Yahudilik inancıyla yetiştirildi.Byl vychován v židovské víře.
Bazı türler yerel halkın Tabu inancından dolayı avlanmazdı.Kvůli specifickým místním náboženským zvyklostem se nechovají prasata.
Filipinler'de halkın yaklaşık %1'i Budizm ve Taoizm inancına sahiptir.Kolem 1 % obyvatel vyznává křesťanství nebo buddhismus.
Yahudi tarihi, Yahudi halkının, inancının ve kültürünün tarihidir.Dějiny Židů či židovské dějiny jsou dějiny židovského národa, jeho náboženství a kultury.
İnancı sağlam bir ailesi vardı ve babası ABD Ordusu'nda çalışıyordu.Pocházel z bohaté rodiny, jeho otec působil v USA.
Bazı ziyaretçilerin ise bezi bereket getirmesi inancıyla aldıkları belirtilmektedir.Některá etnika věří, že její vlastnictví může obecně přinést štěstí.
Tevhîd inancına göre evrende olan bütün her şey Allah tarafından yaratılır.V něm je Bohu vzdávána chvála za stvoření celého světa a všeho, co do něj náleží.
Mucizeye olan inancın azalması nedeniyle Faust’a karşı edebi bir ilgi oluşmaya başlamıştır.Časem víra v zázraky poklesla, ale vzrostl zájem o Fausta jako literární postavu.
Kuralın merkez inancı, sadece kendisi gibi olanları, katilleri öldürmesini söyler.Hlavní zásadou tohoto kodexu je zabíjet pouze lidi, kteří jsou také vrahy.
Yahudilik ve Hristiyanlık inancına göre Lut, peygamber değil yalnızca bir din büyüğüdür.Jelikož se o něm nezmiňuje ani Korán, ani Hadís, není přímo součástí náboženství.
Dini inancı İslam'dır.Převládající náboženství je islám.
Mustaine, Yehova'nın Şahitleri inancına uygun olarak yetiştirildi.Selena byla vychovávána ve víře Svědků Jehovových.
İnsanoğlunun büyüye olan inancı antik çağlardan günümüze gitgide azalmıştır.Pojetí důstojnosti člověka od antiky po současnost.
Her halkın kendi dili, inancı ve kültürü vardı.Zaručila jim svobodu vyznání, jazyka a jejich kultury.
Brahma’nın altın yüzü onun kainatı yaratmada aktif olarak var olduğu inancını sembolize eder.Smetanově zlatý vápenec vtiskl Bathu jeho současný charakter.