Ve Bay Albom biraz önce umudun ve inancın gücünden bahsetti ve çok doğru söylüyor.Dl. Albom tocmai a vorbit de puterea speranţei şi credinţei, şi are dreptate.
Ve Bay Albom biraz önce umudun ve inancın gücünden bahsetti ve çok doğru söylüyor.El señor Albom acaba de hablar del poder de la esperanza y de la fe, y lleva toda la razón.
Ve Bay Albom biraz önce umudun ve inancın gücünden bahsetti ve çok doğru söylüyor.방금 전에 알봄 씨께서 희망과 믿음이 갖는 힘에 대해서 말씀하셨는데요, 그 분 말씀에 전적으로 동의합니다.
Ve Bay Albom biraz önce umudun ve inancın gücünden bahsetti ve çok doğru söylüyor.M. Albom vient de parler de la puissance de l'espoir et de la foi. Il a totalement raison.
Ve Bay Albom biraz önce umudun ve inancın gücünden bahsetti ve çok doğru söylüyor.Mr. Albom ha appena parlato della forza della speranza e della fede e ha assolutamente ragione.
Ve Bay Albom biraz önce umudun ve inancın gücünden bahsetti ve çok doğru söylüyor.Pan Albom wspomniał o sile nadziei i wiary, i miał rację.
Ve Bay Albom biraz önce umudun ve inancın gücünden bahsetti ve çok doğru söylüyor.Господин Элбом только что говорил о силе надежды и веры. Он прав.
Ve Bay Albom biraz önce umudun ve inancın gücünden bahsetti ve çok doğru söylüyor.ומר. אלבום דיבר כרגע על כוחה של תקווה ואמונה והוא צודק מאוד.
Ve Bay Albom biraz önce umudun ve inancın gücünden bahsetti ve çok doğru söylüyor.وقد تحدث السيد ألبوم عن قوة الأمل والإيمان وهو محق تماما.
Ve ben sizlerin inancınızdan da çok etkilendiğimi söylemek istiyorum.저 또한 여러분의 신념에 많은 영향을 받았다는 말씀을 꼭 드려야만 하겠습니다.
Ve ben sizlerin inancınızdan da çok etkilendiğimi söylemek istiyorum.ويجب ان اقول، بأني تأثرت كثيراً بالايمان الذي تملكونه
Ve ben sizlerin inancınızdan da çok etkilendiğimi söylemek istiyorum.大統領ともども 皆様の決意に見合う努力をさせていただきます
Ve biz doğanın bütünlüğü inancı holizmi uyguladık.En we beoefenen holisme.
Ve biz doğanın bütünlüğü inancı holizmi uyguladık.E praticamos o holismo.
Ve biz doğanın bütünlüğü inancı holizmi uyguladık.E pratichiamo l'olismo.
Ve biz doğanın bütünlüğü inancı holizmi uyguladık.És holisztikusok vagyunk.
Ve biz doğanın bütünlüğü inancı holizmi uyguladık.Kami mempraktekkan holisme (gaya hidup yang utuh).
Ve biz doğanın bütünlüğü inancı holizmi uyguladık.Nous pratiquons le holisme.
Ve biz doğanın bütünlüğü inancı holizmi uyguladık.Praktikujeme holismus.
Ve biz doğanın bütünlüğü inancı holizmi uyguladık.Praktizujeme holizmus.
Ve biz doğanın bütünlüğü inancı holizmi uyguladık.Praktykujemy holizm.
Ve biz doğanın bütünlüğü inancı holizmi uyguladık.Și practicăm holismul.
Ve biz doğanın bütünlüğü inancı holizmi uyguladık.Und wir praktizieren den Holismus.
Ve biz doğanın bütünlüğü inancı holizmi uyguladık.Và chúng tôi thực hành giáo dục toàn diện.
Ve biz doğanın bütünlüğü inancı holizmi uyguladık.Y practicamos el holismo.
Ve biz doğanın bütünlüğü inancı holizmi uyguladık.Η προσέγγισή μας είναι ολιστική.
Ve biz doğanın bütünlüğü inancı holizmi uyguladık.И мы практикуем холизм.
Ve biz doğanın bütünlüğü inancı holizmi uyguladık.Практикуваме холизъм.
Ve biz doğanın bütünlüğü inancı holizmi uyguladık.דבר לא רגיל בבית ספר, במיוחד לא בשבילי.
Ve biz doğanın bütünlüğü inancı holizmi uyguladık.ونحن نمارس الكلانية (عكس مرض التوحّد).
Ve biz doğanın bütünlüğü inancı holizmi uyguladık.こういうことです
Ve biz doğanın bütünlüğü inancı holizmi uyguladık.그리고 우린 전인(全人)주의 교육을 합니다.
Ve bizim sağlık hizmeti adına en temel isteklerimizi idrak etme inancı, yeteneği ve etkisiyle ayrılıyorlar.그들이 떠날때 쯤엔 확신과, 능력, 그리고 능률로 건강복지를 위한 가장 기본적인 염원을 깨닫게 되죠.
Ve bizim sağlık hizmeti adına en temel isteklerimizi idrak etme inancı, yeteneği ve etkisiyle ayrılıyorlar.ועוזבים עם הידיעה, היכולת והיעילות לממש את השאיפות הבסיסיות שלנו למערכת הבריאות.
Ve bizim sağlık hizmeti adına en temel isteklerimizi idrak etme inancı, yeteneği ve etkisiyle ayrılıyorlar.ويغادرون مع القناعة، والقدرة والكفاءة في تحقيق احتياجاتنا الأساسية و تطلعاتنا للرعاية الصحية.
Ve bizim sağlık hizmeti adına en temel isteklerimizi idrak etme inancı, yeteneği ve etkisiyle ayrılıyorlar.最も基本的な理想を実現する為の 信念と能力と実力を身につけて ここを卒業していきます これらの人々はすでに何千人も存在しているのです
Ve bu bilinçli meydan okuma, benim bir agnostik olarak, inancımın olmasının sebebi.Această sfidare conştientă e motivul pentru care eu, un agnostic, mai pot avea credinţă.
Ve bu bilinçli meydan okuma, benim bir agnostik olarak, inancımın olmasının sebebi.A tento vedomý vzdor je dôvod, prečo ja ako agnostik, stále môžem mať vieru.
Ve bu bilinçli meydan okuma, benim bir agnostik olarak, inancımın olmasının sebebi.Dan tantangan sadar inilah alasan bagi saya, sebagai agnostik, untuk masih bisa punya keyakinan.
Ve bu bilinçli meydan okuma, benim bir agnostik olarak, inancımın olmasının sebebi.Deze bewuste uitdaging maakt dat ik, als agnosticus, toch geloof kan koesteren.
Ve bu bilinçli meydan okuma, benim bir agnostik olarak, inancımın olmasının sebebi.E esta rebeldia consciente é a razão pela qual eu, como agnóstica, posso ainda ter fé.
Ve bu bilinçli meydan okuma, benim bir agnostik olarak, inancımın olmasının sebebi.E questa sfida cosciente è il motivo per cui io, agnostica, posso ancora avere fede.
Ve bu bilinçli meydan okuma, benim bir agnostik olarak, inancımın olmasının sebebi.És nekem, mint agnosztikusnak, emiatt a tudatos ellenállás miatt van még mindig hitem.
Ve bu bilinçli meydan okuma, benim bir agnostik olarak, inancımın olmasının sebebi.Este desafío consciente es el porqué, como agnóstica, todavía puedo tener fe.
Ve bu bilinçli meydan okuma, benim bir agnostik olarak, inancımın olmasının sebebi.Et ce défi conscient représente ce pourquoi l'agnostique que je suis peut tout de même avoir la foi.
Ve bu bilinçli meydan okuma, benim bir agnostik olarak, inancımın olmasının sebebi.In prav zavestno kljubovanje je razlog, da imam kot agnostik še vedno lahko vero.
Ve bu bilinçli meydan okuma, benim bir agnostik olarak, inancımın olmasının sebebi.그리고 이 의식적 반항이 불가지론자로서 제가 믿음을 가질 수 있는 이유입니다.
Ve bu bilinçli meydan okuma, benim bir agnostik olarak, inancımın olmasının sebebi.Och detta medvetna trots är anledningen till att jag, som en agnostiker, ändå kan tro.
Ve bu bilinçli meydan okuma, benim bir agnostik olarak, inancımın olmasının sebebi.Świadome nieposłuszeństwo pozwoliło mi, jako agnostyczce, zachować wiarę.
Ve bu bilinçli meydan okuma, benim bir agnostik olarak, inancımın olmasının sebebi.Und wegen dieser bewussten Missachtung kann ich, als Agnostikerin, immer noch glauben.
Ve bu bilinçli meydan okuma, benim bir agnostik olarak, inancımın olmasının sebebi.Và sự thách thức có ý thức này là tại sao, tôi, một người bất khả tri vẫn có thể có Đức tin.
Ve bu bilinçli meydan okuma, benim bir agnostik olarak, inancımın olmasının sebebi.Και αυτή η συνειδητή περιφρόνηση, είναι η αιτία γιατί εγώ, ως αγνωστικίστρια, μπορώ ακόμα να έχω πίστη.
Ve bu bilinçli meydan okuma, benim bir agnostik olarak, inancımın olmasının sebebi.И именно заради това съзнателно отхвърляне аз, като агностик, още имам вяра.
Ve bu bilinçli meydan okuma, benim bir agnostik olarak, inancımın olmasının sebebi.И это открытое неповиновение — причина, по которой я, агностик, всё же могу верить.
Ve bu bilinçli meydan okuma, benim bir agnostik olarak, inancımın olmasının sebebi.І лише завдяки цій непокорі, я, агностик, ще досі вірую.
Ve bu bilinçli meydan okuma, benim bir agnostik olarak, inancımın olmasının sebebi.והתרסה מודעת זו היא , מדוע אני, כאגנוסטית, יכולה עדיין להיות בעלת אמונה.
Ve bu bilinçli meydan okuma, benim bir agnostik olarak, inancımın olmasının sebebi.وهذا التحدي الواعي هو السبب أنني، كلاأدرّية ﻻ يزال عندي إيمان.
Ve bu bilinçli meydan okuma, benim bir agnostik olarak, inancımın olmasının sebebi.信念を持つことができる 理由なのです 私は信念を持っています 例えば 中東の平和は-
Ve bu inancı nasıl yaşayabiliriz?A jak bychom žili takovou víru?
Ve bu inancı nasıl yaşayabiliriz? Böylesi bir inancı ben nasıl yaşarım?우리가 어떻게 그러한 신앙 속에서 살 수 있을까요? 제가 어떻게 그러한 신앙으로 살수가 있을까요?