Tanrı inancı erkek bedenlerinin düz görüntü engraven kimler olduklarını, ancak tahrif ve anıtlar eğilerek.믿음이 남성의 신체에서 일반 이미지 engraven를 만드는 하나님 누구의 그들이지만 손상과 기념물을 배웠지.
Tanrı inancı erkek bedenlerinin düz görüntü engraven kimler olduklarını, ancak tahrif ve anıtlar eğilerek.Troen gør almindeligt billedet indgravet i mænds organer, Gud, hvem de er, men skamferet og hælder monumenter.
Tanrı inancı erkek bedenlerinin düz görüntü engraven kimler olduklarını, ancak tahrif ve anıtlar eğilerek.האמונה עושה במישור engraven התמונה גופות של גברים, האל של מי הם, אבל הושחת ונשען מונומנטים.
Tanrı inancı erkek bedenlerinin düz görüntü engraven kimler olduklarını, ancak tahrif ve anıtlar eğilerek.وجعل الإيمان سهل engraven الصورة في أجسام الرجال ، والله منهم هم ولكن ويميل تشويه المعالم.
Tanrı inancı erkek bedenlerinin düz görüntü engraven kimler olduklarını, ancak tahrif ve anıtlar eğilerek.汚損やモニュメントが傾いた。 彼のもてなしの知性と彼は、子供、乞食、非常識な、と学者を包含
Tanrı, inancımızı sınamak için buna izin veriyor.Deus permite isso para testar nossa fé.
Tanrı, inancımızı sınamak için buna izin veriyor.Dios permite esto para probar nuestra fe.
Tanrı, inancımızı sınamak için buna izin veriyor.God memperbolehkannya untuk menguji iman kita
Tanrı, inancımızı sınamak için buna izin veriyor.유혹의 역사를 하도록 하나님께서 그냥 내버려두신다는 것입니다
Tanrı, inancımızı sınamak için buna izin veriyor.Бог допускає це щоб випробувати нашу віру.
Tanrı, inancımızı sınamak için buna izin veriyor.الرب يسمح بهذا .لكي يختبر إيماننا
Tanrıya, ‹İnancım arıdır› diyorsun, ‹Senin gözünde temizim.›a hovoríš: Moja náuka, je čistá, a vraj som čistý, Bože, v tvojich očiach.
Tanrıya, ‹İnancım arıdır› diyorsun, ‹Senin gözünde temizim.›Albowiemeś powiedział: Czysta jest nauka moja, a jestem czystym przed oczyma twemi.
Tanrıya, ‹İnancım arıdır› diyorsun, ‹Senin gözünde temizim.›Azt mondod: Értelmes az én beszédem, tiszta vagyok a te szemeid elõtt.
Tanrıya, ‹İnancım arıdır› diyorsun, ‹Senin gözünde temizim.›Du siger: "Min Færd er lydeløs, og jeg er ren i hans Øjne!"
Tanrıya, ‹İnancım arıdır› diyorsun, ‹Senin gözünde temizim.›Du sprichst: Meine Rede ist rein, und lauter bin ich vor deinen Augen.
Tanrıya, ‹İnancım arıdır› diyorsun, ‹Senin gözünde temizim.›in da bi dejal: „Čist je moj nauk in čist sem pred Tvojim obličjem“?!
Tanrıya, ‹İnancım arıdır› diyorsun, ‹Senin gözünde temizim.›Jij beweert dat je het ware geloof hebt en rein bent in de ogen van God.
Tanrıya, ‹İnancım arıdır› diyorsun, ‹Senin gözünde temizim.›네 말이 내 도는 정결하고 나는 주의 목전에 깨끗하다 하는구나
Tanrıya, ‹İnancım arıdır› diyorsun, ‹Senin gözünde temizim.›Menurut anggapanmu kata-katamu itu tak salah; menurut pendapatmu engkau bersih di hadapan Allah
Tanrıya, ‹İnancım arıdır› diyorsun, ‹Senin gözünde temizim.›Nebo jsi řekl: Čisté jest učení mé, a čist jsem, ó Bože, před očima tvýma.
Tanrıya, ‹İnancım arıdır› diyorsun, ‹Senin gözünde temizim.›Och skall du så få säga: »Vad jag lär är rätt, och utan fläck har jag varit inför dina ögon»?
Tanrıya, ‹İnancım arıdır› diyorsun, ‹Senin gözünde temizim.›Og skal du få si: Ren er min lære, og skyldfri er jeg i dine øine?
Tanrıya, ‹İnancım arıdır› diyorsun, ‹Senin gözünde temizim.›Pois dizes: A minha doutrina é pura, e limpo sou aos teus olhos.
Tanrıya, ‹İnancım arıdır› diyorsun, ‹Senin gözünde temizim.›Sanoithan: `Minun opetukseni on selkeä, ja minä olen puhdas sinun silmissäsi`.
Tanrıya, ‹İnancım arıdır› diyorsun, ‹Senin gözünde temizim.›Tú dices: "Mi doctrina es pura, y yo soy limpio ante tus ojos.
Tanrıya, ‹İnancım arıdır› diyorsun, ‹Senin gözünde temizim.›Tu dici: «Pura è la mia condotta, io sono irreprensibile agli occhi di lui»
Tanrıya, ‹İnancım arıdır› diyorsun, ‹Senin gözünde temizim.›Tu dis: Ma manière de voir est juste, Et je suis pur à tes yeux.
Tanrıya, ‹İnancım arıdır› diyorsun, ‹Senin gözünde temizim.›Tu zici: ,Felul meu de a vedea este drept, şi sînt curat în ochii Tăi.` -
Tanrıya, ‹İnancım arıdır› diyorsun, ‹Senin gözünde temizim.›Vì ông thưa cùng Ðức Chúa Trời rằng: Ðạo lý tôi là thanh tịnh; Tôi không nhơ bợn trước mặt Chúa.
Tanrıya, ‹İnancım arıdır› diyorsun, ‹Senin gözünde temizim.›Vì ông thưa cùng Ðức_Chúa_Trời rằng : Ðạo lý tôi là thanh_tịnh ; Tôi không nhơ bợn trước mặt Chúa .
Tanrıya, ‹İnancım arıdır› diyorsun, ‹Senin gözünde temizim.›Διοτι ειπες, Η ομιλια μου ειναι καθαρα, και ειμαι καθαρος ενωπιον σου.
Tanrıya, ‹İnancım arıdır› diyorsun, ‹Senin gözünde temizim.›Защото ти казваш: Това, което говоря, е право, И аз съм чист пред Твоите очи.
Tanrıya, ‹İnancım arıdır› diyorsun, ‹Senin gözünde temizim.›Ты сказал: суждение мое верно, и чист я в очах Твоих.
Tanrıya, ‹İnancım arıdır› diyorsun, ‹Senin gözünde temizim.›ותאמר זך לקחי ובר הייתי בעיניך׃
Tanrıya, ‹İnancım arıdır› diyorsun, ‹Senin gözünde temizim.›اذ تقول تعليمي زكي وانا بار في عينيك.
Tanrıya, ‹İnancım arıdır› diyorsun, ‹Senin gözünde temizim.›你 說 、 我 的 道 理 純 全 、 我 在 你 眼 前 潔 淨
Tanrıya, ‹İnancım arıdır› diyorsun, ‹Senin gözünde temizim.›你 說 、 我 的 道理 純全 、 我 在 你 眼前 潔淨
Televizyon istasyonunun bu kadına iyi davranacağına hiç inancım yok.No creo que este canal de televisión haga lo correcto por esta mujer.
Türümüze olan inancımı kaybettim.Elvesztettem az emberi fajba vetett hitem.
Türümüze olan inancımı kaybettim.Ich verlor den Glauben an die Menschheit.
Türümüze olan inancımı kaybettim.Ik verloor mijn geloof in de mensheid.
Türümüze olan inancımı kaybettim.J'ai perdu la foi en notre espèce.
Türümüze olan inancımı kaybettim.저는 인류에 대한 신뢰를 잃어버렸습니다.
Türümüze olan inancımı kaybettim.Mi-am pierdut credința în specia noastră.
Türümüze olan inancımı kaybettim.Perdi a fé na nossa espécie.
Türümüze olan inancımı kaybettim.Perdí la fe en nuestra especie.
Türümüze olan inancımı kaybettim.Persi la fiducia nella nostra specie.
Türümüze olan inancımı kaybettim.Straciłem wiarę w człowieka.
Türümüze olan inancımı kaybettim.Tôi mất đi niềm tin vào loài người.
Türümüze olan inancımı kaybettim.Ztratil jsem víru v člověka.
Türümüze olan inancımı kaybettim.Έχασα την πίστη μου στο είδος μας.
Türümüze olan inancımı kaybettim.Я втратив віру у наш вид.
Türümüze olan inancımı kaybettim.Я потерял веру в человечество.
Türümüze olan inancımı kaybettim.איבדתי אמון במין האנושי.
Türümüze olan inancımı kaybettim.لقد فقدت ثقتي في جنسنا البشري
Türümüze olan inancımı kaybettim.人類はもう存続できないと思いました
Üstesinden gelebildiği inancına sahip olduğu sürece stresli bir iş seçimi akıllıca mı ?Att det är lika klokt att ta det stressiga jobbet så länge som du tror du kan hantera det, på något sätt?
Üstesinden gelebildiği inancına sahip olduğu sürece stresli bir iş seçimi akıllıca mı ?자신이 그걸 감당할 수 있다고 믿고 있으면 스트레스 받는 직업을 선택하는게 현명한건가요?
Üstesinden gelebildiği inancına sahip olduğu sürece stresli bir iş seçimi akıllıca mı ?ある意味では自分でやれると信じてる限り ストレスのある仕事を選ぶのも賢い事ですか