"dinazorların, bir asteroid yüzünden öldüğü inancı -- (Kahkahalar) --le ha sido revelada una fuerte convicción interna:
"dinazorların, bir asteroid yüzünden öldüğü inancı -- (Kahkahalar) --"נשיא החברה המלכותית
"dinazorların, bir asteroid yüzünden öldüğü inancı -- (Kahkahalar) --.. يعرب عن قناعة وإحساس داخلي" ..(ضحك)..
"dinazorların, bir asteroid yüzünden öldüğü inancı -- (Kahkahalar) --「恐竜は隕石のために滅びたのです」
Eğer A'nın "yanlış" olduğunu biliyorsak; B nedenine olan inancımız artar.Ak vieme, že A nie je pravdivé, zvýši to našu vieru v príčinu B.
Eğer A'nın "yanlış" olduğunu biliyorsak; B nedenine olan inancımız artar.Ha A-ról tudjuk, hogy hamis, az megnöveli B-be vetett hitünket.
Eğer A'nın "yanlış" olduğunu biliyorsak; B nedenine olan inancımız artar.Jeżeli wiemy, że A nie zachodzi, wzrośnie nasze przekonanie co do możliwości zachodzenia B.
Eğer A'nın "yanlış" olduğunu biliyorsak; B nedenine olan inancımız artar.Pokud víme, že A není pravda, zvýší to naši víru v příčinu B.
Eğer A'nın "yanlış" olduğunu biliyorsak; B nedenine olan inancımız artar.Se sappiamo che A è falsa, aumenteremo la nostra convinzione per la causa B.
Eğer A'nın "yanlış" olduğunu biliyorsak; B nedenine olan inancımız artar.Wenn wir hingegen wissen, dass A falsch ist, werden wir unseren Glauben an B als Ursache erhöhen.
Eğer A'nın "yanlış" olduğunu biliyorsak; B nedenine olan inancımız artar.Если нам удастся узнать, что A не выполнилось, то доверие к причине B увеличится.
Eğer A'nın "yanlış" olduğunu biliyorsak; B nedenine olan inancımız artar.אם ידוע לנו ש-A אינו נכון, אנו נגדיל את הסבירות של נכונות B.
Eğer A'nın "yanlış" olduğunu biliyorsak; B nedenine olan inancımız artar.この効果は以前に幸福の例で学びました
Eğer bir ateist dini festivalleri kutluyorsa, onun inancı tutarsızdır.Si un ateo celebra festivales religiosos, su creencia es inconsistente.
Eğer bir ateist dini festivalleri kutluyorsa, onun inancı tutarsızdır.Si un athée célèbre des fêtes religieuses, sa croyance est incohérente.
Eğer bu inancınızın yanlış olduğu anlaşılırsa, farklı bir durum ortaya çıkar.Ak sa toto vaše presvedčenie ukáže byť nesprávne, bude to mať význam.
Eğer bu inancınızın yanlış olduğu anlaşılırsa, farklı bir durum ortaya çıkar.Als dat geloof ongegrond blijkt, zal dat verschil uitmaken. (Gelach)
Eğer bu inancınızın yanlış olduğu anlaşılırsa, farklı bir durum ortaya çıkar.Če se to izkaže za napačno, bi to spremenilo vaše mnenje.
Eğer bu inancınızın yanlış olduğu anlaşılırsa, farklı bir durum ortaya çıkar.Dacă această idee se dovedește a fi greșită, o să ți se schimbe percepția.
Eğer bu inancınızın yanlış olduğu anlaşılırsa, farklı bir durum ortaya çıkar.Ha ez a hiedelem hamisnak bizonyul, az bizony egész más eredményt ad ki!
Eğer bu inancınızın yanlış olduğu anlaşılırsa, farklı bir durum ortaya çıkar.Hvis den tro viser sig at være forkert, vil det gøre en forskel.
Eğer bu inancınızın yanlış olduğu anlaşılırsa, farklı bir durum ortaya çıkar.Jeśli to przekonanie okaże się błędne, będzie to robiło różnicę.
Eğer bu inancınızın yanlış olduğu anlaşılırsa, farklı bir durum ortaya çıkar.Jika keyakinan ini ternyata salah, hasilnya akan berbeda.
Eğer bu inancınızın yanlış olduğu anlaşılırsa, farklı bir durum ortaya çıkar.Jos se mielikuva osoittautuu vääräksi, sillä on väliä.
Eğer bu inancınızın yanlış olduğu anlaşılırsa, farklı bir durum ortaya çıkar.만약에 믿음이 실수로 밝혀진다면, 그것은 차이를 만들것입니다
Eğer bu inancınızın yanlış olduğu anlaşılırsa, farklı bir durum ortaya çıkar.Nếu như niềm tin đó sai lạc, sự hứng thú sẽ thay đổi nhiều đấy!
Eğer bu inancınızın yanlış olduğu anlaşılırsa, farklı bir durum ortaya çıkar.Om den tron visar sig vara felaktig så kommer det att göra skillnad.
Eğer bu inancınızın yanlış olduğu anlaşılırsa, farklı bir durum ortaya çıkar.Pokud se tento předpoklad ukáže jako nepravdivý, bude to úplně jiné.
Eğer bu inancınızın yanlış olduğu anlaşılırsa, farklı bir durum ortaya çıkar.Se essa crença se revelar errada, isso vai fazer a diferença.
Eğer bu inancınızın yanlış olduğu anlaşılırsa, farklı bir durum ortaya çıkar.Se quella convinzione si rivela errata, allora le cose saranno diverse.
Eğer bu inancınızın yanlış olduğu anlaşılırsa, farklı bir durum ortaya çıkar.Si esa creencia resulta errónea, producirá una diferencia.
Eğer bu inancınızın yanlış olduğu anlaşılırsa, farklı bir durum ortaya çıkar.Si vous découvrez avoir tort, cela fera une différence. (Rires)
Eğer bu inancınızın yanlış olduğu anlaşılırsa, farklı bir durum ortaya çıkar.Wenn sich herausstellt, dass das falsch ist, macht es einen Unterschied.
Eğer bu inancınızın yanlış olduğu anlaşılırsa, farklı bir durum ortaya çıkar.Αν αυτή η πίστη αποδειχτεί λανθασμένη, θα έχει σημασία.
Eğer bu inancınızın yanlış olduğu anlaşılırsa, farklı bir durum ortaya çıkar.Ако това вярване се окаже погрешно, това може да окаже влияние.
Eğer bu inancınızın yanlış olduğu anlaşılırsa, farklı bir durum ortaya çıkar.Если вы ошибались, это сыграет роль.
Eğer bu inancınızın yanlış olduğu anlaşılırsa, farklı bir durum ortaya çıkar.Якщо виявиться, що ви помилилися, різниця матиме велике значення.
Eğer bu inancınızın yanlış olduğu anlaşılırsa, farklı bir durum ortaya çıkar.אם המחשבה הזו תתגלה כשגוייה, זה ייגרום לשינוי במחשבה.
Eğer bu inancınızın yanlış olduğu anlaşılırsa, farklı bir durum ortaya çıkar.فان ظننت أمراً آخر سوف تشعر بصورة أخرى
Eğer bu inancınızın yanlış olduğu anlaşılırsa, farklı bir durum ortaya çıkar.(笑)
Elbette, bu duygudan bir anlam çıkarmak amacıyla Vodoun'un bu tuhaf inancını anlamam gerekirdi.Oczywiście, aby nadać sensacji znaczenie, musiałem zrozumieć co nieco z tej niesamowitej wiary
Elbette, bu duygudan bir anlam çıkarmak amacıyla Vodoun'un bu tuhaf inancını anlamam gerekirdi.Para entender lo que se me pedía, tenía que conocer algo de esta notable religión: el vudú.
Elbette, bu duygudan bir anlam çıkarmak amacıyla Vodoun'un bu tuhaf inancını anlamam gerekirdi.Per dare un senso al miracoloso, avrei dovuto comprendere
Elbette, bu duygudan bir anlam çıkarmak amacıyla Vodoun'un bu tuhaf inancını anlamam gerekirdi.Um dieser Sensation einen Sinn zu geben musste ich natürlich etwas über diesen bemerkenswerten Glauben des
Elbette, bu duygudan bir anlam çıkarmak amacıyla Vodoun'un bu tuhaf inancını anlamam gerekirdi.Щоб дати собі раду, я мусив щось знати про це унікальне вірування - вудуїзм.
Emmanuel, sizin inancınıza, ben inanmıyorum.Emmanuel, bennem nincs meg a hited.
Emmanuel, sizin inancınıza, ben inanmıyorum.Emmanuel, eu nu am credinta ta.
Emmanuel, sizin inancınıza, ben inanmıyorum.Emmanuel, ich habe nicht deinen Glauben.
Emmanuel, sizin inancınıza, ben inanmıyorum.Emmanueli, nemám tvojí víru.
Emmanuel, sizin inancınıza, ben inanmıyorum.Emmanuel, io non ho la tua fede.
Emmanuel, sizin inancınıza, ben inanmıyorum.Emmanuel, ja nie mam twojej wiary.
Emmanuel, sizin inancınıza, ben inanmıyorum.Emmanuel, je n'ai pas votre foi.
Emmanuel, sizin inancınıza, ben inanmıyorum.Emmanuel, tôi không có niềm tin như anh.
Emmanuel, sizin inancınıza, ben inanmıyorum.Emmanuel, δεν έχω την πίστη σας.
Emmanuel, sizin inancınıza, ben inanmıyorum.Эммануэль, у меня нет такой веры.
Finlandiya’da inanç özgürlüğü vardır. Bu, her bireyin kendi inancına/ dinine sahip olması ve kendi dininin /芬兰是宗教自由的国家。人人都有权信教,并有权参加宗教活动。人人都有宗教信仰自由,也有不信仰宗教的自由。有关芬兰宗教信仰活动的更多信息,请访问InfoFinland上的芬兰的文化和宗教信仰。
Gelecekte yok olacak bir sürü faydasız inancımız var.Tenemos un montón de creencias parásito que se desvanecerán en el futuro
Gelecekte yok olacak bir sürü faydasız inancımız var.Имаме много паразитни вярвания, които ще изчезнат в бъдещето.
Gerçek demokrasiye ve halka olan inancın derinliği Afrika'nın kendini yönetebileceğinin kanıtıdır.Viera v pravú demokraciu a v ľudí je veľká, a dokazuje to to, že Afrika je schopná vládnuť sama sebe.
Gerçek demokrasiye ve halka olan inancın derinliği Afrika'nın kendini yönetebileceğinin kanıtıdır.Víra v demokracii a lid je hluboko zakořeněna a ukazuje, že Afrika je schopna vlastní vlády.