Belki de Tanrı bizi deniyor; hayırseverliğimiz veya inancımız deneniyor.Poate Dumnezeu ne testează: ne testează mila sau credința.
Belki de Tanrı bizi deniyor; hayırseverliğimiz veya inancımız deneniyor.Tal vez Dios nos está probando, probando nuetra caridad, nuestra fe.
Belki de Tanrı bizi deniyor; hayırseverliğimiz veya inancımız deneniyor.Vielleicht prüft Gott uns - prüft unsere Nächstenliebe, oder unseren Glauben.
Belki de Tanrı bizi deniyor; hayırseverliğimiz veya inancımız deneniyor.Ίσως ο Θεός δοκιμάζει τη φιλανθρωπία ή την πίστη μας.
Belki de Tanrı bizi deniyor; hayırseverliğimiz veya inancımız deneniyor.Може би Бог ни тества: тества милостта и вярата ни.
Belki de Tanrı bizi deniyor; hayırseverliğimiz veya inancımız deneniyor.אולי אלוהים בוחן אותנו: את הצדקה שלנו, או אמונתנו.
Belki de Tanrı bizi deniyor; hayırseverliğimiz veya inancımız deneniyor.ربما يختبرنا الرب, يختبر محبتنا أو إيماننا.
Belki de Tanrı bizi deniyor; hayırseverliğimiz veya inancımız deneniyor.あるいは 終わりよければ全てよしとなるよう ひどいことを
Benim sorum; bunu mümkün kılan şeyin yalnız zihnin pozitif inancı olup olmadığıydı.La mia domanda era: È solo la convinzione positiva della mente che fa accadere queste cose?
Benim sorum; bunu mümkün kılan şeyin yalnız zihnin pozitif inancı olup olmadığıydı.Mă întrebam dacă e vorba doar de gândirea pozitivă care face posibile aceste manifestări?
Benim sorum; bunu mümkün kılan şeyin yalnız zihnin pozitif inancı olup olmadığıydı.Mi pregunta fue, ¿acaso es solo la creencia positiva de la mente lo que hace que ocurra?
Benim sorum; bunu mümkün kılan şeyin yalnız zihnin pozitif inancı olup olmadığıydı.Moje pytanie brzmiało, czy powoduje to tylko pozytywne nastawienie?
Benim sorum; bunu mümkün kılan şeyin yalnız zihnin pozitif inancı olup olmadığıydı.Η απορία μου ήταν, είναι μόνο η θετική πεποίθηση του μυαλού που το κάνει αυτό;
Benim sorum; bunu mümkün kılan şeyin yalnız zihnin pozitif inancı olup olmadığıydı.Моим вопрос было, разве только позитивное мышление позволяет этому случиться?
Benim sorum; bunu mümkün kılan şeyin yalnız zihnin pozitif inancı olup olmadığıydı.והשאלה שלי היתה, האם זו רק האמונה החיובית של המוח שגורמת לזה לקרות?
Ben İngiliz Kolombiyası"nın ormanlarında ormanların kesilmek için var oldukları inancıyla büyütüldüm.Én Brit Kolumbia erdeiben nőttem fel, abban a hitben, hogy ezek az erdők kivágásra vannak.
Ben İngiliz Kolombiyası"nın ormanlarında ormanların kesilmek için var oldukları inancıyla büyütüldüm.Eu am crescut în pădurile Columbiei Britanice pentru a crede că pădurile existau pentru a fi tăiate.
Ben İngiliz Kolombiyası"nın ormanlarında ormanların kesilmek için var oldukları inancıyla büyütüldüm.Eu fui criado nas florestas da Colúmbia Britânica. Para mim, elas eram para serem derrubadas.
Ben İngiliz Kolombiyası"nın ormanlarında ormanların kesilmek için var oldukları inancıyla büyütüldüm.Ik ben opgegroeid in de bossen van British Columbia met het idee dat deze bossen er waren om gekapt te worden.
Ben İngiliz Kolombiyası"nın ormanlarında ormanların kesilmek için var oldukları inancıyla büyütüldüm.Kasvoin Kanadan Brittiläisen Kolumbian metsissä uskomaan, että metsät olivat olemassa hakattavaksi.
Ben İngiliz Kolombiyası"nın ormanlarında ormanların kesilmek için var oldukları inancıyla büyütüldüm.저는 브리티쉬 컬럼비아의 숲에서 자랐습니다. 숲이라는 것은 베어지기 위해 존재한다고 믿었지요.
Ben İngiliz Kolombiyası"nın ormanlarında ormanların kesilmek için var oldukları inancıyla büyütüldüm.Sono cresciuto nelle foreste della Columbia Britannica credendo che le foreste servissero per essere tagliate.
Ben İngiliz Kolombiyası"nın ormanlarında ormanların kesilmek için var oldukları inancıyla büyütüldüm.Tôi lớn lên ở vùng rừng núi British Columbia và được dạy rằng những khu rừng tồn tại để bị đốn hạ
Ben İngiliz Kolombiyası"nın ormanlarında ormanların kesilmek için var oldukları inancıyla büyütüldüm.Wychowałem się w lasach Brytyjskiej Kolumbii, w wierze, że lasy te istniały by zostać wycięte.
Ben İngiliz Kolombiyası"nın ormanlarında ormanların kesilmek için var oldukları inancıyla büyütüldüm.Yo crecí en los bosques de Columbia Británica donde se creía que esos bosques existían para talarse.
Ben İngiliz Kolombiyası"nın ormanlarında ormanların kesilmek için var oldukları inancıyla büyütüldüm.Аз бях отгледан в горите на Британска Колумбия, за да вярвам, че тези гори съществуваха, за да бъдат изсечени.
Ben İngiliz Kolombiyası"nın ormanlarında ormanların kesilmek için var oldukları inancıyla büyütüldüm.Я виріс у лісах Британської Колумбії і вірив, що ці ліси існують для того, щоб їх вирубали.
Ben İngiliz Kolombiyası"nın ormanlarında ormanların kesilmek için var oldukları inancıyla büyütüldüm.Я рос в лесах Британской Колумбии, и меня приучили к мысли, что эти леса предназначены для лесозаготовок.
Ben İngiliz Kolombiyası"nın ormanlarında ormanların kesilmek için var oldukları inancıyla büyütüldüm.ביערות של קולומביה הבריטית חינכו אותי להאמין שהיערות נועדו לכריתה.
Ben İngiliz Kolombiyası"nın ormanlarında ormanların kesilmek için var oldukları inancıyla büyütüldüm.لقد نشأت في غابات "بريتش كولومبيا" لأؤمن بأن هذه الغابات قد وجدت ليتم قطعها
Ben İngiliz Kolombiyası"nın ormanlarında ormanların kesilmek için var oldukları inancıyla büyütüldüm.森林は伐採されるために 存在すると信じて育ち クワキウトル族の友人とは
Bilesiniz diye söylüyorum; feminizm, erkek ve kadının eşit hak ve fırsatlara sahip olmaları inancıdır.Feminisme, per definition, er troen på at mænd og kvinder skal have lige rettigheder og muligheder.
Bilesiniz diye söylüyorum; feminizm, erkek ve kadının eşit hak ve fırsatlara sahip olmaları inancıdır.공식적으로 페미니즘의 사전적 정의는여성과 남성이 동등한 권리와 기회를 여성과 남성이 동등한 권리와 기회를가져야한다는 신념을 의미합니다. 가져야한다는 신념을 의미합니다.
Bilesiniz diye söylüyorum; feminizm, erkek ve kadının eşit hak ve fırsatlara sahip olmaları inancıdır.Pre upresnenie, Podľa definície je feminizmus viera, že muži a ženy by mali mať rovnaké práva a príležitosti.
Bilesiniz diye söylüyorum; feminizm, erkek ve kadının eşit hak ve fırsatlara sahip olmaları inancıdır.Pro upřesnění, podle definice je feminismus víra, že muži a ženy by měli mít stejná práva a příležitosti.
Bilesiniz diye söylüyorum; feminizm, erkek ve kadının eşit hak ve fırsatlara sahip olmaları inancıdır.Theo như định nghĩa, thì nữ quyền là đàn ông và phụ nữ nên có quyền và cơ hội bình đẳng như nhau
Bilesiniz diye söylüyorum; feminizm, erkek ve kadının eşit hak ve fırsatlara sahip olmaları inancıdır.За означенням, фемінізм - це переконання в тому, що чоловіки та жінки матимуть рівні права та можливості.
Bilesiniz diye söylüyorum; feminizm, erkek ve kadının eşit hak ve fırsatlara sahip olmaları inancıdır.לפרוטוקול, פמיניזם, בהגדרתו, הוא האמונה כי לנשים וגברים מגיעות אותן זכויות והזדמנויות.
Bilime ve testlere olan şu kör inancın,Dass dein Glaube an Wissenschaft und Tests
Bilime ve testlere olan şu kör inancın,שאמונתך במדע
Birbirimize destek olacağımızla ilgili inancı bu kadar mı yitirdik?Abbiamo perso a tal punto la fiducia nella possibilità di esserci l'uno per l'altro?
Birbirimize destek olacağımızla ilgili inancı bu kadar mı yitirdik?¿Acaso hemos perdido la confianza de estar ahí para los demás?
Birbirimize destek olacağımızla ilgili inancı bu kadar mı yitirdik?Avons-nous donc perdu confiance dans le fait que nous serons là pour l'autre ?
Birbirimize destek olacağımızla ilgili inancı bu kadar mı yitirdik?Chiar am pierdut încrederea că vom fi aici unii pentru alţii?
Birbirimize destek olacağımızla ilgili inancı bu kadar mı yitirdik?Czy tak dalece nie wierzymy, że możemy liczyć na siebie nawzajem?
Birbirimize destek olacağımızla ilgili inancı bu kadar mı yitirdik?Ennyire elveszítettük a bizalmunkat abban, hogy ott lehetünk egymás számára?
Birbirimize destek olacağımızla ilgili inancı bu kadar mı yitirdik?Haben wir so sehr das Vertrauen darin verloren, dass wir füreinander da sein werden?
Birbirimize destek olacağımızla ilgili inancı bu kadar mı yitirdik?Har vi så till den grad tappat förtroendet för att vi finns där för varandra?
Birbirimize destek olacağımızla ilgili inancı bu kadar mı yitirdik?Hebben we er nog zo weinig vertrouwen in dat we er voor elkaar zullen zijn?
Birbirimize destek olacağımızla ilgili inancı bu kadar mı yitirdik?사람이 친구가 되어 주는것에 자신감을 잃어 버린건가요?
Birbirimize destek olacağımızla ilgili inancı bu kadar mı yitirdik?Phải chăng chúng ta quá thiếu tin tưởng về viễn cảnh ở bên nhau?
Birbirimize destek olacağımızla ilgili inancı bu kadar mı yitirdik?Será que perdemos a confiança de que estaremos lá uns para os outros?
Birbirimize destek olacağımızla ilgili inancı bu kadar mı yitirdik?Tässäkö määrin olemme menettäneet luottamuksemme siihen, että olisimme läsnä toinen toisillemme?
Birbirimize destek olacağımızla ilgili inancı bu kadar mı yitirdik?To sme až tak stratili dôveru v to, že tu budeme jeden pre druhého?
Birbirimize destek olacağımızla ilgili inancı bu kadar mı yitirdik?Ztratili jsme tedy jistotu, že tu jsme jeden pro druhého?
Birbirimize destek olacağımızla ilgili inancı bu kadar mı yitirdik?Έχουμε χάσει τόσο την εμπιστοσύνη μας ότι θα είμαστε εκεί ο ένας για τον άλλον;
Birbirimize destek olacağımızla ilgili inancı bu kadar mı yitirdik?Мы настолько потеряли уверенность в том, что мы будем заботиться друг о друге?
Birbirimize destek olacağımızla ilgili inancı bu kadar mı yitirdik?Невже ми більше не віримо, що будемо поруч у потрібну мить?
Birbirimize destek olacağımızla ilgili inancı bu kadar mı yitirdik?Толкова ли изгубихме увереността си, че ще бъдем винаги заедно един за друг?
Birbirimize destek olacağımızla ilgili inancı bu kadar mı yitirdik?האם איבדנו את האמון בכך שנהיה זמינים איש לרעהו?