Katı ateistler de tamamen inananlar da sana saldırabilirler.완고한 무신론자들로 부터 공격을 받을 수 있고, 독실한 신자로 부터도 공격을 당할 수 있죠.
Katı ateistler de tamamen inananlar da sana saldırabilirler.Lahko te ustrelijo trdoglavi ateisti in lahko te ustrelijo tisti, ki popolnoma verjamejo.
Katı ateistler de tamamen inananlar da sana saldırabilirler.Môžu na mňa útočiť tvrdí ateisti aj tí, ktorí skutočne veria.
Katı ateistler de tamamen inananlar da sana saldırabilirler.Od twardogłowego ateisty lub osoby mocno wierzącej.
Katı ateistler de tamamen inananlar da sana saldırabilirler.On peut se faire tirer dessus par les athéistes les plus entêtés, et par les vrais croyants.
Katı ateistler de tamamen inananlar da sana saldırabilirler.Pode-se ser atingido pelos ateus mais convictos e pode-se ser atingido por aqueles totalmente crentes.
Katı ateistler de tamamen inananlar da sana saldırabilirler.Poţi deveni ţinta ateilor stricţi, dar și a extremiştilor religioşi.
Katı ateistler de tamamen inananlar da sana saldırabilirler.Pueden pegarte los ateos recalcitrantes y los creyentes acérrimos.
Katı ateistler de tamamen inananlar da sana saldırabilirler.Si può essere uccisi dagli atei convinti, e si può essere uccisi da coloro che credono profondamente.
Katı ateistler de tamamen inananlar da sana saldırabilirler.Támadhatnak a keményfejű ateisták, és támadhatnak azok, akik teljesen hithűek.
Katı ateistler de tamamen inananlar da sana saldırabilirler.Και οι ρεαλιστές άθεοι, και αυτοί που πιστεύουν.
Katı ateistler de tamamen inananlar da sana saldırabilirler.Могат да те застрелят твърдоглавите атеисти, могат да те застрелят и тези, които напълно вярват.
Katı ateistler de tamamen inananlar da sana saldırabilirler.Можно получить как от ярых атеистов, так и от тех, кто полон веры.
Katı ateistler de tamamen inananlar da sana saldırabilirler.Розкритикувати можуть не тільки закоренілі атеїсти, а й щирі віряни.
Katı ateistler de tamamen inananlar da sana saldırabilirler.אפשר שהאתאיסטים הקיצוניים יירו בך, ואפשר שיירו בך אלו המאמינים באמונה שלמה.
Katı ateistler de tamamen inananlar da sana saldırabilirler.سوف يطلق عليك النار من الملحدين ذو العقول الجامدة ومن اؤلئك المؤمنين
Katı ateistler de tamamen inananlar da sana saldırabilirler.信心深い人からも 北オックスフォードからも いつミサイルが
Kitap ağaca dönüştüğüne inanan bir kadın hakkında.Das Buch handelt von einer Frau, die glaubt, dass sie zu einem Baum wird.
Kitap ağaca dönüştüğüne inanan bir kadın hakkında.El libro cuenta la historia de una mujer que cree estar convirtiéndose en árbol.
Kitap ağaca dönüştüğüne inanan bir kadın hakkında.Il libro racconta di una donna che crede di stare per trasformarsi in un albero.
Kitap ağaca dönüştüğüne inanan bir kadın hakkında.Le livre raconte l'histoire d'une femme qui souhaite devenir un arbre.
Kitap ağaca dönüştüğüne inanan bir kadın hakkında.O livro conta a história de uma mulher que acredita estar a tornar-se numa árvore.
Kitap ağaca dönüştüğüne inanan bir kadın hakkında.В романе рассказывается о женщине, которой кажется, будто она превращается в дерево.
Kitap ağaca dönüştüğüne inanan bir kadın hakkında.كيف تمكنت مبتدئة من ترجمة رواية باقتدار
Korsanla mücadeleye deđer veren, buna gerçekten inanan biriyim.Hai thứ này không hề ngẫu nhiên.
Korsanla mücadeleye deđer veren, buna gerçekten inanan biriyim.أنا من المؤمنين وبشدة أن علينا معالجة مشكلة القرصنة وعلينا أن نعالجها بحزم
Korsanla mücadeleye deđer veren, buna gerçekten inanan biriyim.そして我々も真剣に対処すべきでしょう、 しかしこの法案は正当な法案ではない。
Kutsal vahiylere inananlar için söylüyorum, bu vahiylerin tartışması bir başka zamana bırakılmıştır.만들어야 합니다. "이미 밝혀진 신성한 권위"를 믿는 분들은 언젠가 논의의 대상이 될 것입니다. 그러나 이 시간에 할 것은 아닙니다
Kutsal vahiylere inananlar için söylüyorum, bu vahiylerin tartışması bir başka zamana bırakılmıştır.דתי. אלה מכם שמאמינים בסמכויות דתיות, אפשר להתווכח על כך בהזדמות
Libya ve Afganistan'a yapılan askeri müdahalelerin gerekli olduğuna inanan insanlardan biriyim.Cred ca intervenţia în Libia a fost necesară şi intervenţia în Afganistan a fost de asemenea necesară.
Libya ve Afganistan'a yapılan askeri müdahalelerin gerekli olduğuna inanan insanlardan biriyim.Ich bin der Meinung, dass Libyen notwendig war, sowie die militärischen Eingriffe in Afghanistan.
Libya ve Afganistan'a yapılan askeri müdahalelerin gerekli olduğuna inanan insanlardan biriyim.Ik ben van mening dat Libië nodig was, en dat militaire interventie in Afghanistan ook nodig was.
Libya ve Afganistan'a yapılan askeri müdahalelerin gerekli olduğuna inanan insanlardan biriyim.저는 리비아사건이 필요했었던 것이라고 믿게 되었고 그 아프가니스탄에서의 군사적 개입 또한 필요했던것이라고 믿게 되었습니다.
Libya ve Afganistan'a yapılan askeri müdahalelerin gerekli olduğuna inanan insanlardan biriyim.Soy de los que creen que fue necesario en Libia y también en Afganistán.
Libya ve Afganistan'a yapılan askeri müdahalelerin gerekli olduğuna inanan insanlardan biriyim.Tak było w moim przekonaniu w przypadku Libii, jak również jeśli chodzi o interwencję w Afganistanie.
Libya ve Afganistan'a yapılan askeri müdahalelerin gerekli olduğuna inanan insanlardan biriyim.Tôi đã từng tin rằng can thiệp quân sự vào Libya và Afghanistan là cần thiết.
Libya ve Afganistan'a yapılan askeri müdahalelerin gerekli olduğuna inanan insanlardan biriyim.Аз съм от тези, които вярват, че Либия беше необходима и че военната намеса в Афганистан също беше необходима.
Libya ve Afganistan'a yapılan askeri müdahalelerin gerekli olduğuna inanan insanlardan biriyim.Я считаю, что в Ливии это было необходимо, как и в Афганистане.
Libya ve Afganistan'a yapılan askeri müdahalelerin gerekli olduğuna inanan insanlardan biriyim.אני למשל מאמין שההתערבות בלוב הייתה הכרחית וההתערבות הצבאית באפגניסטן הייתה גם היא נחוצה.
Libya ve Afganistan'a yapılan askeri müdahalelerin gerekli olduğuna inanan insanlardan biriyim.حدث وان امنت ان التدخل العسكري في ليبيا كان ضروريا والتدخل العسكري في افغانستان كان ايضا ضروريا
Libya ve Afganistan'a yapılan askeri müdahalelerin gerekli olduğuna inanan insanlardan biriyim.アフガニスタンについても同様です 我が国の安全保障が
Mendel'e inananlar ve Darwin'e inananlar arasında bir sürü tartışma, bağırıp çağırma vardı.Da gab es eine Patt-Situation, einen großen Streit zwischen den Mendelisten und den Darwinisten.
Mendel'e inananlar ve Darwin'e inananlar arasında bir sürü tartışma, bağırıp çağırma vardı.멘델 신봉자와 다윈 신봉자 사이에 교착 상태, 많은 말다툼과 악감정들이 존재했었습니다.
Mendel'e inananlar ve Darwin'e inananlar arasında bir sürü tartışma, bağırıp çağırma vardı.Споры и разногласия между последователями Менделя, и последователями Дарвина.
Mendel'e inananlar ve Darwin'e inananlar arasında bir sürü tartışma, bağırıp çağırma vardı.היה מתח מאוד גדול, סכסוך רב ותחושה רעה בין המאמינים במנדל, והמאמינים בדארווין.
Mendel'e inananlar ve Darwin'e inananlar arasında bir sürü tartışma, bağırıp çağırma vardı.كان هناك مواجهة، و الكثير من المشاحنات، و الشعور بالإستياء بين اتباع مندل و اتباع داروين
Mendel'e inananlar ve Darwin'e inananlar arasında bir sürü tartışma, bağırıp çağırma vardı.よそよそしさがありました 数々の口論や悪い感情です それが総合説となりました
Monarşi konusunda gelince... ...bana inananlar ve inanmayanlar var.A monarchiát körüllengő gyanúsítgatásokat illetően, vannak, akik bíznak bennem és vannak, akik nem.
Monarşi konusunda gelince... ...bana inananlar ve inanmayanlar var.En ce qui concerne la monarchie, il y a ceux qui me font confianceNet ceux qui ne me font pas confiance.
Monarşi konusunda gelince... ...bana inananlar ve inanmayanlar var.بسبب الشكوك حول الملكية هناك اشخاص يصدقون واشخاص لا يثقون في
O da bilgilerini dua kartlarından ediniyordu. Bu kartları inananlar şovdan önce dolduruyordu.Ella obtenía su información de tarjetas de alabanza, rellenadas por el creyente antes de que el show empezara.
O da bilgilerini dua kartlarından ediniyordu. Bu kartları inananlar şovdan önce dolduruyordu.Lei otteneva le informazioni dalle carte delle preghiere, compilate dai fedeli prima dell'inizio dello show.
O da bilgilerini dua kartlarından ediniyordu. Bu kartları inananlar şovdan önce dolduruyordu.Έπαιρνε τις πληροφορίες από τις κάρτες των προσευχών, τις οποίες συμπλήρωναν οι πιστοί πριν ξεκινήσει το σόου.
O da bilgilerini dua kartlarından ediniyordu. Bu kartları inananlar şovdan önce dolduruyordu.Тя получаваше информацията от молитвените карти, попълнени от вярващите преди започването на шоуто.
Oh, ben korkmuyorum. Ivan. Babanız size inanan bana오, 난 두렵지 않아. 이반. 아버님은 당신이 믿는 자리란
Oh, ben korkmuyorum. Ivan. Babanız size inanan banaאה, אני לא מפחד. איוון. אבא שלך אמר לי שאתה מאמין
Oh, ben korkmuyorum. Ivan. Babanız size inanan bana神に、あなたは神に話す?お問い合わせ内容は? 私にそれについて少しお話し?
Onlar barışa ve onun mümkün kılacağı şeylere inanan insanlardı -- ve bunu gerçekleştirdiler.Byli to oni, kdo věřili v mír a v ty možnosti, které poskytuje atd, atd - a oni to proměnili ve skutečnost.
Onlar barışa ve onun mümkün kılacağı şeylere inanan insanlardı -- ve bunu gerçekleştirdiler.Ci ludzie uwierzyli w pokój i jego możliwości, itd. Urzeczywistnili go.
Onlar barışa ve onun mümkün kılacağı şeylere inanan insanlardı -- ve bunu gerçekleştirdiler.Det var de som trodde på fred och dess möjligheter osv. osv. -- och de förverkligade den.