Ana içeriğe geç
Sözlük

inan ile cümle

inan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Ben sadece ona inanmadım.I just didn't believe her.
Onlara inanmıyorum.I don't believe them.
Ben ona inanmıyorum.I don't believe her.
Ona inanmamıştım.I didn't believe her.
Onlara inanamıyorum.I can't believe them.
Ben ona inanamam.I can't believe her.
Kime inanmamız lazım?Who should we believe?
Tom diğerlerinin söylediğine inanmamalı.Tom shouldn't always believe what others say.
Aslında bunu yaptığımıza inanamıyorum.I can't believe that we've actually done this.
Senin Tom'u öptüğüne inanamıyorum.I can't believe that you kissed Tom.
Senin Mary'yi öptüğüne inanamıyorum.I can't believe that you kissed Mary.
Ben şahsen haklı olduğuna inanıyorum.I personally believe that you are right.
Ben uzaylılara inanmıyorum.I don't believe in extraterrestrials.
Ben dünya dışı varlıklara inanmıyorum.I don't believe in extraterrestrials.
Ben uzaylı yaşama inanmam.I don't believe in alien life.
"Peki Mary'den hoşlanıyor musun?" "Hoşlanmaz olur muyum? O inanılmaz bir kadın.""So, do you like Mary?" "What's not to like? She's an amazing woman."
Tom inanılmaz derecede samimi ve dürüsttü.Tom was incredibly forthright and honest.
Kendimi inanılmaz mutlu hissettim.I felt incredibly happy.
O, inanılmaz şekilde iyi çalışır.It works incredibly well.
Senin hala bekar olduğuna inanamıyorum.I can't believe you're still single.
Tom'un hâlâ bekar olduğuna inanmak zor.It's hard to believe that Tom is still single.
Tom'un hâlâ bekar olduğuna inanamıyorum.I can't believe Tom is still single.
Kendimi inanılmaz aptal hissettim.I felt incredibly stupid.
Tom inanılmaz bir kayakçı.Tom is an amazing skier.
Bu örümcek inanılmaz derecede agresif.This spider is incredibly aggressive.
Hayaletlerin var olduğuna gerçekten inanıyor musun?Do you really believe ghosts exist?
Tom kendinde inanılmaz suçluluk hissetti.Tom felt tremendous guilt.
Tom'un hâlâ hayatta olduğuna hiç kimse inanmıyor.Nobody else believes Tom is still alive.
Hayaletlerin gerçekten var olduğuna inanmış değilim.I'm not convinced ghosts actually exist.
Tom Mary'nin kendini öldürdüğüne inanıyor.Tom believes Mary killed herself.
Bunun mümkün olduğuna inanmıyorum.I don't believe it's possible.
Biz hepimiz ona inanamadık.We all couldn't believe it.
Ben buna hâlâ inanmıyordum.I still didn't believe it.
Gerçekten çok inanmıyorum.I really don't believe so.
Ben sadece ona inanmıyorum.I just don't believe that.
Ben senin hatalı olduğuna inanıyorum.I do believe you're wrong.
Bunun mümkün olduğuna inanıyorum.I believe that's possible.
Takım arkadaşlarıma inanıyorum.I believe in my teammates.
Tom asla bana tekrar inanmayacak.Tom will never believe me again.
Tom'un bunu tek başına yapabildiğine inanamıyorum.I can't believe Tom was able to do this all by himself.
Tom mucizelere inanan bir dindar bir hristiyandı.Tom was a devout Christian who believed in miracles.
Bazıları Mısır piramitlerinin antik uzaylılar tarafından inşa edildiğine inanıyor.Some believe that the Egyptian pyramids were built by ancient aliens.
O inanılmaz bir duyguydu.That was an incredible feeling.
Onun gerçeği söylediğine inanıyor musun?Do you believe that he is telling the truth?
Koministler gerçekten büyük bir kumarhane olan borsaya inanmazlar.Communists don't believe in the stock exchange, which is really a big casino.
Kapitalizme inandığın için paraya tapıyorsun.You worship money because you believe in capitalism.
Ben bir balığım, bu yıldızbilime inandığım anlamına gelir.I'm a Pisces, which means I believe in astrology.
Eğer o başarırsa, Amerikalılar inandırıcılığını kaybedecektir.If he succeeds, Americans will lose credibility.
Tom buna inanmıyor.Tom doesn't believe it.
Bunu yapabileceğimize inanıyorumI believe that we can do this.
Tom ona inandığımızı biliyor.Tom knows we believe in him.
Bunun hepsinin bir oyun olduğuna inanıyorum.I believe it's all a hoax.
Sana güvenebileceğime inanıyorum.I believe I can trust you.
Tom çok inanılmaz bir kişidir.Tom is a very amazing person.
Ben buraya ait olduğuma inanıyorum.I believe that I belong here.
Bu botanik bahçesi inanılmaz bir bonsai koleksiyona sahiptir.This botanical garden has an amazing bonsai collection.
Sen hâlâ Tom'a inanıyor musun?Do you still believe Tom?
Benim sana çok inancım var.I have a lot of faith in you.
Pek çok Amerikalı, Barack Obama'nın Müslüman olduğuna inanır.Many Americans believe Barack Obama is a Muslim.
Simyagerler felsefe taşının kişinin hayatını uzatabileceğine inanıyordu.Alchemists believed that the philosopher's stone was capable of extending a person's life.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod