Paskalya tavşanının varlığına inanıyor musun?Do you believe in the Easter Bunny?
Paskalya tavşanına inanıyor musun?Do you believe in the Easter Bunny?
Siz arkadaşlar buna inanmayacaksınız.You guys are not going to believe this!
Tom başkalarının yapamadığı yerde kendisinin başarabileceğine inanıyor.Tom believes he can succeed where others have failed.
Kehanete inanır mısın?Do you believe in prophecy?
Kehanete inanır mısınız?Do you believe in prophecy?
Yeni bir başlangıcın mümkün olduğuna sürekli inanıyorum.I believe steadily that a new beginning is possible.
Şu kızın yüzü inanılmaz çirkin.That girl's face is incredibly ugly.
Rakamlar inanılmaz.The figures are incredible.
Onun öldüğüne inanamadı.She couldn't believe he was dead.
Bu yeni teknoloji inanılmazdır.This new technology is amazing.
O inanılmaz bir deneyimdi.That was an amazing experience.
Tom inanılmaz biri.Tom is an amazing person.
Tom inanılmaz bir baba.Tom is an amazing father.
Tom inanılmaz bir şey yaptı.Tom did an amazing thing.
Mary inanılmaz bir kadın.Mary is an amazing woman.
Bu örümcek inanılmaz derecede agresif.This spider is incredibly aggressive.
Tom'a inanmaya eğilimliydim.I was inclined to believe Tom.
Tom buna gerçekten inanmıyor, değil mi?Tom doesn't really believe that, does he?
Gerçekten inanılmaz, değil mi?It's really unbelievable, isn't it?
İçtenlikle, gerçekten ona inanıyorum.I sincerely, truly believe that.
Buna inanır mıydın?Would you have believed that?
Ona inancım yok.I don't believe in that.
Bunların hiçbirine inanma.Don't believe any of it.
Tom Mary'nin söylediği her şeye inanır.Tom believes everything Mary says.
Tom, Mary'nin söylediği her şeye inanır.Tom believes everything that Mary says.
O pozisyonu almak için bir şansım olduğuna inanıyor musun?Do you believe I have a chance to get that position?
Yaygın inanışın aksine Tom çok saf değildir.Contrary to popular belief, Tom isn't that naive.
Bu inanılmaz fırsatı kaçırma.Don't miss this incredible opportunity.
Bu benim inancım, bu iletişim bir insan hakkıdır.It is my belief, that communication is a human right.
Ben hala buna inanıyorum.I still believe it.
Ben batıl inançları olan biri değilim.I'm not superstitious.
Tom, Ayn Rand felsefesinin gerçekten tarafsız olduğuna inanmaktadır.Tom believes the philosophy of Ayn Rand is truly objective.
Sevmek inanmanın yarısıdır.Loving is half of believing.
Fillerin ölümden sonra hayat düşünebileceklerine inanıyor musunuz?Do you believe that elephants can contemplate life after death?
Mars'ta hayat olmadığına inanılmaktadır.It is believed that there is no life on Mars.
Eğer o başarırsa, Amerikalılar inandırıcılığını kaybedecektir.If he succeeds, Americans will lose credibility.
Kimse Tom'a inanmak istemedi.Nobody wanted to believe Tom.
Ben buna inanıyorum.I believe in this.
Bunu yapabileceğimize inanıyorumI believe that we can do this.
Ekim ayının bitmek üzere olduğuna inanabiliyor musun?Can you believe that October is almost over?
Ekim ayının neredeyse bittiğine inanabiliyor musun?Can you believe that October is almost over?
Yazın neredeyse bittiğine inanabiliyor musun?Can you believe that summer is almost over?
Bunun hepsinin bir oyun olduğuna inanıyorum.I believe it's all a hoax.
Sana güvenebileceğime inanıyorum.I believe I can trust you.
Sana böylesine korkunç şeyler söylediğime inanamıyorum. Üzgünüm.I can't believe I said such horrible things to you. I'm sorry.
Sen hâlâ Tom'a inanıyor musun?Do you still believe Tom?
Bu bölgede dini inanç ağır basar.Religious belief predominates in this region.
Tom'un masum olduğuna inanıyor musun?Do you believe Tom is innocent?
Gerçek olduğuna yemin etsem bile bana inanmazlar.They would not believe me even if I swear it is the truth.
Bütün bunların bir aldatmaca olduğuna inanıyorum.I believe that it's all a hoax.
Simyagerler felsefe taşının kişinin hayatını uzatabileceğine inanıyordu.Alchemists believed that the philosopher's stone was capable of extending a person's life.
Ben her zaman yalan söyledim ve şimdi doğruyu söylediğimde kimse bana inanmıyor.I always lied and now when I tell the truth, no one believes me.
İkinizin de oldukça yakışıklı olduğunuza inanıyorum.I believe that both of you are pretty handsome.
Onun nerede olduğunu bildiğime inanıyorum.I believe I know where he is.
Onun çok derin inancı var.He has very deep convictions.
Çok derin inancım var.I have very deep convictions.
Çok derin inancı var.She has very deep convictions.
Çok derin inançları var.They have very deep convictions.
Çok derin inancımız var.We have very deep convictions.