Ana içeriğe geç
Sözlük

inan ile cümle

inan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Hiç kimse onun suçsuzluğuna inanmadı.No one believed in his innocence.
Senin tamamen masum olduğuna inanıyorum.I fully believe that you are innocent.
Kadınların altıncı hissinin olduğuna inanıyor musunuz?Do you believe that women have a sixth sense?
Altıncı hisse inanıyor musun?Do you believe in the sixth sense?
Gerçekten bana inanmanı istiyorum.I really want you to believe me.
Satürn üzerindeki beyaz lekelerin, güçlü fırtınalar olduklarına inanılır.The white spots on Saturn are believed to be powerful storms.
Copernicus dünya'nın ve diğer gezegenlerin güneşin etrafında hareket ettiğine inandı.Copernicus believed the Earth and other planets moved around the Sun.
Gerçekten burada olduğumuza inanamıyorum.I can't believe that we're really here.
Belki söylediğin sözler inandırıcı.Perhaps the words you said are convincing.
Belki verdiğiniz tavsiye inandırıcı ve eksiksiz.Perhaps the advice you gave was convincing and thorough.
Belki o bir uçtan bir uca inandırıcı bir fikirdi.Perhaps it was a convincing idea overall.
Nihayet belki o inandırıcı bir tartışmaydı.Maybe it was a convincing argument after all.
Dan, Linda'nın bunu yaptığına inanmak istemedi.Dan didn't want to believe that Linda did that.
Dan kime inanacağına karar vermek zorundaydı.Dan had to decide whom to believe.
Jüri, Dan'ın hikayesine inanmadı.The jury didn't buy Dan's story.
Onun gerçekten bana olduğuna inanamıyorum.I can't believe that this is really happening to me.
Bunun gerçekten bana olduğuna inanamıyorumI can't believe this is really happening to me.
Daha iyi olacağına inanıyorum.I believe it will be better.
Dan gerçekten tüm dünyanın onun etrafında döndüğüne inanıyor.Dan really believes that the whole world revolves around him.
Dan evrenin merkezi olduğuna inanıyor.Dan believes that he's the center of the universe.
Dan ırkçı inançlarını halkın önünde dile getirdi.Dan expressed his racist beliefs in public.
Kazakistanlı Adil, Neandertallerin kızıl saçlı olduklarına inanıyor.Adil the Kazakh believes that Neanderthals had red hair.
Dan Linda'nın bu kadar aptalca bir şey yapabileceğine inanamadı.Dan couldn't believe that Linda could do something that dumb.
Bunu tek başına yaptığına inanmamı mı bekliyorsun?Do you expect me to believe you did this by yourself?
Sen aslında ona inanıyorsun, değil mi?You actually believe that, don't you?
Buna gerçekten inanmıyorsun, değil mi?You really don't believe that, do you?
Aslında o saçmalığa inanmıyorsun, değil mi?You don't actually believe that nonsense, do you?
Hala bana inanmıyorsun, değil mi?You still don't believe me, do you?
Bana inanmadın, değil mi?You didn't believe me, did you?
Tom'un sana inanacağını düşünüyor musun?Do you think Tom will believe you?
Neden sana inanmamız gerekiyor?Why should we believe you?
Bu yer inanılmaz.This place is unbelievable.
Tom'un gerçeği söylediğine seni inandıran neydi?What made you believe Tom was telling the truth?
Tom'a inanmayan tek kişi sen değilsin.You're not the only one who doesn't believe Tom.
Neden bunlardan birine inanmalıyım?Why should I believe any of this?
Gerçekten buna inanmamı bekliyor musun?Do you really expect me to believe this?
Tom buna inanmayacak.Tom isn't going to believe this.
Tom'un öyle bir şey yapacağına inanmak zor.It's hard to believe Tom would do something like that.
Onu yaptığıma gerçekten inanıyor musun?Do you really believe I did that?
Tom ona gerçekten inanıyor mu?Does Tom really believe that?
Neden ona inanamıyorsun?Why can't you believe that?
Gerçekten benim buna inanmamı bekliyor musun?Do you really expect me to believe that?
Ona neden inanmam gerekir?Why should I believe that?
Neden ona inanmalıyım?Why should I believe that?
Ne inanılmaz bir sürpriz!What an incredible surprise!
Siz batıl inançlı mısınız?Are you superstitious?
Polis dedektifi Tom'un hikayesine inanmadı.The police detective didn't believe Tom's story.
Batıl inançları olan bir kişi misiniz?Are you a superstitious person?
Sen bana inanmadığını mı söylüyorsun?Are you saying that you don't believe me?
Tom, Mary'yle bir şeyin yanlış olduğuna inanıyor.Tom is convinced that something is wrong with Mary.
O çok inandırıcı değildi, değil mi?That wasn't very convincing, was it?
Neye inanacağımızı tam olarak bilmek zor.It's hard to know exactly what to believe in.
Herhangi bir yardım olmadan bunu yaptığına inanmamı bekliyor musun?Do you expect me to believe you did this without any help?
Tom duyduğumuza inanmadı.Tom didn't believe what he heard.
Bu çok inandırıcı değildi.That wasn't very convincing.
Gerçekten bir bağlantı olduğuna inanıyor musunuz?Do you really believe there's a connection?
Bunun bir tesadüf olduğuna inanmak zor.It's hard to believe that's a coincidence.
Ona inanmak oldukça zor.That's pretty hard to believe.
Bu inanması zor görünüyor.It seems hard to believe.
Buna inanmak tamamen zor.This is all hard to believe.
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod