Ana içeriğe geç
Sözlük

inan ile cümle

inan kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
4
HARF
2
HECE
5
ORT. KELİME
Tom insanların hikayesine inanmalarını istiyor.Tom wants people to believe his story.
Senin inançların nelerdir?What are your beliefs?
Herkes bize inanacak mı?Will anyone believe us?
Ona kim inanırdı?Who would believe that?
Sana inanmak zor.It's hard to believe you.
Ben inanılmaz ucuz fiyata iki dilli sözlük aldım.I got the bilingual dictionary for an unbelievably cheap price.
Kendini özgür bırakabildiğine inanıyorum.I believe you managed to free yourself.
Kimi gülümsedi - Buna inanamıyorum!Kimi smiled — I can't believe it!
Onun zengin olduğuna inanıyor.He believes that he is rich.
Prenses "Kalenin içine gizlice girdiğine inanamıyorum!" dedi."I can't believe that you snuck into the castle!" said the princess.
Ben onun gittiğine inanamıyorum.I can't believe that he's gone.
Ben o artık gittiğine inanamıyorum.I can't believe that he's gone now.
Ben her zaman onu inanılmaz keyifli buldum.I've always found her unbelievably pleasurable.
Ben her zaman onu inanılmaz zevkli buldum.I've always found her unbelievably pleasurable.
Ben onu her zaman inanılmaz sevimli buldum.I've always found her unbelievably adorable.
İyi bir kalbe sahip olmaya ve diğerlerine karşı nazik olmaya inanıyorum.I believe in having a good heart and being kind to others.
Bunu yüksek sesle söylediğime inanamıyorum.I can't believe I'm saying this out loud.
Bazı yorumları okurken, insanlar insanlığa olan inançlarını tamamen kaybedebilirler.When reading certain comments, people can completely lose faith in humanity.
Benim yaklaşımım inanılmaz derecede basit ama çok etkili.My approach is amazingly simple but very effective.
Her zaman sana inandım.I've always believed in you.
Herkes size inandı.Everyone believed in you.
Elbette sana inanıyoruz.Of course, we believe you.
Sana inandığımı düşünüyorum.I think I believe you.
Sanırım sana inanıyorum.I think I believe you.
Tom'un gelecek hafta bizimle birlikte gerçekten Boston'a gitmek istemediğine inanamıyorum.I can't believe Tom really doesn't want to go to Boston with us next week.
Tom bize inanıyor gibi görünmüyor.It doesn't look like Tom believes us.
Tom'un bize inanmadığından oldukça eminim.I'm fairly certain Tom doesn't believe us.
Tom'un bize inanmadığından epeyce eminim.I'm pretty sure Tom doesn't believe us.
Tom'un bize inandığını sanmıyorum.I don't think Tom believed us.
Bunun gereksiz olduğuna inanıyorum.I believe this was unnecessary.
Tom'u dövebileceğine gerçekten inanıyor musun?Do you really believe you can beat Tom?
Tom'a inanmıyor musun?Don't you believe Tom?
Tom onun bir kaplan olduğuna inanmıyordu.Tom didn't believe it was a tiger.
Ona kim inanacak?Who'll believe that?
Tom'un onu kastettiğine inanıyorum.I believe Tom did mean that.
Tom hâlâ buna inanan insanlar olup olmadığını merak ediyordu.Tom wondered if there were still people who believed that.
Tom'un hikayesine hâlâ inanıyor musun?Do you still believe Tom's story?
Senin hikayene kim inanırdı?Who'd believe your story?
Bu inanılabilir bir hikaye değil.This isn't a believable story.
Tom'un söylediğine her zaman inanmalısın.You shouldn't always believe what Tom says.
Söylemek istediğin şeyin o olduğuna inanmıyorum.I don't believe that's what you meant to say.
Demek istediğimin o olduğuna inanmıyorum.I don't believe that's what I meant to say.
Hiç kimse bana inanmıyor.Nobody ever believes me.
Herkes bana inandı.Everyone believed in me.
Bana inandığını biliyorum.I know you believe me.
Belki bana inanacaklar.Maybe they'll believe me.
Aşka inanıyorum.I believe in love.
Onu yapabileceğine gerçekten inanıyor musun?Do you really believe you can do it?
Onu yaptığımıza inanamıyorum.I can't believe we did it.
Tom Mary'nin ona yalan söyleyeceğine inanmıyordu.Tom didn't believe that Mary would lie to him.
Ben kadere inanıyorum.I believe in fate.
Ben de buna inanamadım.I couldn't believe it, either.
Ben de buna inanmadım.I didn't believe it, either.
Bunun Tom'un gerçekten yapmamızı istediği şey olduğuna inanamıyorum.I can't believe this is what Tom really wants us to do.
Ben inançsız değilim.I'm not a disbeliever.
Bu inandırıcı mı?Is it credible?
Avustralya inanılmaz bir ülke.Australia is an amazing country.
Tom'un gerçekten Boston'a gitmek istemediğine inanamıyorum.I can't believe Tom really doesn't want to go to Boston.
Gerçekten inandığın bu mu?Is that what you really believe?
Kime inanmalıyım?Who should I believe?
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod