inanıyoruz ile cümle

inanıyoruz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
10
HARF
5
HECE
9
ORT. KELİME
Bunun o zamanlardan biri olduğuna inanıyoruz.نحن نعتقد هذه إحداها.
Bunun o zamanlardan biri olduğuna inanıyoruz.信じているよ この瞬間にやっと世界が アフリカにおける
Bunu yapıyoruz... ...çünkü doğru olanın bu olduğuna inanıyoruz.Azért tevékenykedünk ilyen módon mert meg vagyunk róla győződve, hogy ez a leghelyesebb, amit tehetünk.
Bunu yapıyoruz... ...çünkü doğru olanın bu olduğuna inanıyoruz.Działamy w ten sposób, ponieważ wierzymy, że tak właśnie należy.
Bunu yapıyoruz... ...çünkü doğru olanın bu olduğuna inanıyoruz.Kami melakukan cara ini karena kami percaya ini hal yang benar untuk dilakukan.
Bunu yapıyoruz... ...çünkü doğru olanın bu olduğuna inanıyoruz.우리는 올바른 일을 할 수 있다고 믿기에 이 길을 가고 있습니다.
Bunu yapıyoruz... ...çünkü doğru olanın bu olduğuna inanıyoruz.Lo hacemos así porque creemos que es la forma correcta de hacerlo.
Bunu yapıyoruz... ...çünkü doğru olanın bu olduğuna inanıyoruz.Na ta način delujemo zato, ker verjamemo, da je tako prav.
Bunu yapıyoruz... ...çünkü doğru olanın bu olduğuna inanıyoruz.Noi agiamo in questo modo perchè crediamo sia la cosa giusta da fare.
Bunu yapıyoruz... ...çünkü doğru olanın bu olduğuna inanıyoruz.Nós trabalhamos assim porque acreditamos que é assim que tem de ser feito.
Bunu yapıyoruz... ...çünkü doğru olanın bu olduğuna inanıyoruz.Nous fonctionnons ainsi parce que nous pensons que c'est la bonne chose à faire.
Bunu yapıyoruz... ...çünkü doğru olanın bu olduğuna inanıyoruz.Operăm în această manieră pentru că noi considerăm că este lucrul corect.
Bunu yapıyoruz... ...çünkü doğru olanın bu olduğuna inanıyoruz.Toimimme näin, sillä uskomme, että se on oikein.
Bunu yapıyoruz... ...çünkü doğru olanın bu olduğuna inanıyoruz.Wij werken zo, omdat wij denken dat dit de juiste manier is.
Bunu yapıyoruz... ...çünkü doğru olanın bu olduğuna inanıyoruz.Wir handeln so, weil wir glauben, dass es so richtig ist.
Bunu yapıyoruz... ...çünkü doğru olanın bu olduğuna inanıyoruz.Λειτουργούμε έτσι, γιατί πιστεύουμε πως αυτό είναι το σωστό.
Bunu yapıyoruz... ...çünkü doğru olanın bu olduğuna inanıyoruz.אנחנו פועלים בדרך זו כי אנחנו מאמינים שזה הדבר הנכון לעשות.
Bunu yapıyoruz... ...çünkü doğru olanın bu olduğuna inanıyoruz.نحن نعمل بهذه الطريقة لاننا نؤمن بأنها الطريقة المثلى
Bunu yapıyoruz... ...çünkü doğru olanın bu olduğuna inanıyoruz.正しいやり方だと信じているからです。 利益より主義を大事にし、
Bu standart varsayılan seçenek. İnanıyoruz, o kadar.Je standardem, prostě všichni věříme.
Bu standart varsayılan seçenek. İnanıyoruz, o kadar.그것은 기본 옵션이죠. 우리는 그냥 믿습니다.
Bu standart varsayılan seçenek. İnanıyoruz, o kadar.זוהי ברירת המחדל. אנו פשוט מאמינים.
Bu standart varsayılan seçenek. İnanıyoruz, o kadar.انه الخيار الفطري، نحن نصدق بالفطرة
Bu standart varsayılan seçenek. İnanıyoruz, o kadar.あらゆる物事を信じます
Bütün bunların Big Bang nedeniyle olduğuna inanıyoruz-- sıcak, yoğun bir durum.Acreditamos que tudo isto surgiu de um Big Bang, um estado quente e denso.
Bütün bunların Big Bang nedeniyle olduğuna inanıyoruz-- sıcak, yoğun bir durum.Chúng ta tin rằng tất cả xuất hiện từ vụ nổ Big Bang, một trạng thái nóng và đặc.
Bütün bunların Big Bang nedeniyle olduğuna inanıyoruz-- sıcak, yoğun bir durum.Credem că toate au apărut dintr-un Big Bang -- o stare fierbinte, densă.
Bütün bunların Big Bang nedeniyle olduğuna inanıyoruz-- sıcak, yoğun bir durum.Creemos que todo esto emergió de un Big Bang -- un estado caliente y denso.
Bütün bunların Big Bang nedeniyle olduğuna inanıyoruz-- sıcak, yoğun bir durum.Kita percaya semua ini berasal dari Big Bang -- (Ledakan Besar) Sebuah kondisi yg panas dan padat.
Bütün bunların Big Bang nedeniyle olduğuna inanıyoruz-- sıcak, yoğun bir durum.이 모든 것이 '빅뱅'에서부터 시작했다고 우리는 믿습니다. 뜨겁고, 빽빽한 그 상태에서죠. 그럼 어떻게 그런 형태가 없는
Bütün bunların Big Bang nedeniyle olduğuna inanıyoruz-- sıcak, yoğun bir durum.Sądzimy, że to wszystko powstało podczas Wielkiego Wybuchu, gorącego i gęstego stanu.
Bütün bunların Big Bang nedeniyle olduğuna inanıyoruz-- sıcak, yoğun bir durum.Úgy hisszük, hogy mindez a Nagy Bumm ősrobbanásból jött létre -- forró, sűrű anyagból.
Bütün bunların Big Bang nedeniyle olduğuna inanıyoruz-- sıcak, yoğun bir durum.Wij geloven dat dit alles is ontstaan uit een oerknal - een hete, dichte toestand.
Bütün bunların Big Bang nedeniyle olduğuna inanıyoruz-- sıcak, yoğun bir durum.Wir glauben, dass alles aus einem Urknall hervorgegangen ist - einem Zustand großer Hitze und Dichte.
Bütün bunların Big Bang nedeniyle olduğuna inanıyoruz-- sıcak, yoğun bir durum.Вярваме, че всичко това се зародило в резултат на Големия взрив - гореща, плътна маса.
Bütün bunların Big Bang nedeniyle olduğuna inanıyoruz-- sıcak, yoğun bir durum.אנחנו מאמינים שכל זה נוצר מהמפץ הגדול -- מצב חם ודחוס. אז איך המפץ הגדול האמורפי הזה
Bütün bunların Big Bang nedeniyle olduğuna inanıyoruz-- sıcak, yoğun bir durum.ونعتقد أن كل ذلك ظهر من أثر "انفجار عظيم" حالة ساخنة وكثيفة. إذًا كيف تحول هذا الانفجار العظيم
Bütün bunların Big Bang nedeniyle olduğuna inanıyoruz-- sıcak, yoğun bir durum.ではこの形のないビッグバンから どのようにして 複雑な宇宙が造られたのでしょうか
Bütün bunlar olurken hala pratik bir araç değildi,... ...fakat doğru rotada ilerlediğine inanıyoruz.Aún no es un vehículo práctico despues de todo esto pero nos movemos en la dirección correcta, creemos.
Bütün bunlar olurken hala pratik bir araç değildi,... ...fakat doğru rotada ilerlediğine inanıyoruz.Încă nu era un vehicul funcțional, dar avea să fie, credeam noi.
Bütün bunlar olurken hala pratik bir araç değildi,... ...fakat doğru rotada ilerlediğine inanıyoruz.시험모델에 대해서는 아직 시연하지 않았지만 우리는 정상적으로 개발 진행중입니다.
Bütün bunlar olurken hala pratik bir araç değildi,... ...fakat doğru rotada ilerlediğine inanıyoruz.Nie był to wtedy zbyt praktyczny pojazd, ale uważaliśmy, że zmierzamy w dobrym kierunku.
Bütün bunlar olurken hala pratik bir araç değildi,... ...fakat doğru rotada ilerlediğine inanıyoruz.Non era comunque ancora un mezzo pratico, ma ci stavamo muovendo nella giusta direzione.
Bütün bunlar olurken hala pratik bir araç değildi,... ...fakat doğru rotada ilerlediğine inanıyoruz.Stále nejde o praktické vozidlo, ale jsme přesvědčeni, že pokračujeme správným směrem.
Bütün bunlar olurken hala pratik bir araç değildi,... ...fakat doğru rotada ilerlediğine inanıyoruz.Toujours pas un véhicule utilisable pendant tout ce temps, mais on s'en rapprochait, nous y croyions.
Bütün bunlar olurken hala pratik bir araç değildi,... ...fakat doğru rotada ilerlediğine inanıyoruz.Zu dieser Zeit war das immer noch kein praktisches Fahrzeug, aber es ging in die richtige Richtung.
Bütün bunlar olurken hala pratik bir araç değildi,... ...fakat doğru rotada ilerlediğine inanıyoruz.Всё ещё не рабочий вариант на тот момент, но мы верили, что двигаемся в правильном направлении.
Bütün bunlar olurken hala pratik bir araç değildi,... ...fakat doğru rotada ilerlediğine inanıyoruz.И все пак не е практично превозно средство при все това, но вярваме, че се движи в правилната посока.
Bütün bunlar olurken hala pratik bir araç değildi,... ...fakat doğru rotada ilerlediğine inanıyoruz.שזה כמובן קריטי ביותר עדיין לא כלי פרקטי לאורך כל זה אבל מתקדם בכיוון הנכון, כך האמנו
Bütün bunlar olurken hala pratik bir araç değildi,... ...fakat doğru rotada ilerlediğine inanıyoruz.لم تكن بعد قد أصبحت عربة عملية, ولكنّها كانت في الإتجاه الصّحيح, نعتقد هذا.
Bütün bunlar olurken hala pratik bir araç değildi,... ...fakat doğru rotada ilerlediğine inanıyoruz.ただ、正しい方向に進展していると思います。 最終的に2002年の
Çoğumuz, dünyanın geleceğinin böyle olması gerektiğine inanıyoruz.E inspirational.
Çoğumuz, dünyanın geleceğinin böyle olması gerektiğine inanıyoruz.E' ispiratore.
Çoğumuz, dünyanın geleceğinin böyle olması gerektiğine inanıyoruz.세계는 그래야 한다고 생각하죠.
Çoğumuz, dünyanın geleceğinin böyle olması gerektiğine inanıyoruz.Muchos creemos que ese será el futuro del mundo.
Çoğumuz, dünyanın geleceğinin böyle olması gerektiğine inanıyoruz.Muitos de nós achamos que esse será o futuro do mundo.
Çoğumuz, dünyanın geleceğinin böyle olması gerektiğine inanıyoruz.Rất nhiều người trong chúng tôi tin rằng đó chính là tương lai của thế giới.
Çoğumuz, dünyanın geleceğinin böyle olması gerektiğine inanıyoruz.Sokan hiszünk abban, hogy ez kell legyen a világ jövője.
Çoğumuz, dünyanın geleceğinin böyle olması gerektiğine inanıyoruz.Velen van ons geloven dat dat de toekomst van de wereld moet zijn.
Çoğumuz, dünyanın geleceğinin böyle olması gerektiğine inanıyoruz.Viele von uns glauben, dass das die Zukunft der Welt sein muss.

İlgili Sayfalar