inanıyorlar ile cümle
inanıyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
11
ORT. KELİME
Bazıları ise “dang”isminin Batı Hint Adaları ’ndan geldiğine inanıyorlar.Orang-orang lain berpendapat bahwa nama "dengue" berasal dari West Indies.
Eski Mısırlılar, her insanın ruhsal ve fiziksel parçalar ya da boyutlardan oluştuğuna inanıyorlardı.Người Ai Cập tin rằng mỗi con người được cấu tạo từ các bộ phận cơ thể và phần linh hồn.
“Her şeyin ateşle arındırıldığına inanıyorlar.全てのものを焼き切ると言われている。
Kadının erkeğe itaat etmesi gerekliliğine güçlü bir şekilde inanıyorlardı.女性は男性に忠実で従順でなければならなかった。
“Her şeyin ateşle arındırıldığına inanıyorlar.차라리 불에 다 태워버리겠다.”
Eski Mısırlılar, her insanın ruhsal ve fiziksel parçalar ya da boyutlardan oluştuğuna inanıyorlardı.המצרים האמינו שכל אדם מורכב מחלק פיזי וחלק רוחני.
Ben ve Gwen onu ilk olarak cahil biliyorlardı, onun sade tesisatçı olduğuna inanıyorlardı.קית' ואני היינו מסתכלים עליו ואומרים שהוא חנון.
“Her şeyin ateşle arındırıldığına inanıyorlar.היכל ה' כולו בוער באש.
Diğerleri çerezin kısaca ve telaffuz edilmesi kolay olduğu için Oreo adının olduğuna inanıyorlar.Други вярват, че бисквитката се казва „Орео“, защото произношението е лесно и бързо се запомня.
Bazıları ise “dang”isminin Batı Hint Adaları ’ndan geldiğine inanıyorlar.Други хора смятат, че наименованието „денга“ идва от Западна Индия.
Eski Mısırlılar, her insanın ruhsal ve fiziksel parçalar ya da boyutlardan oluştuğuna inanıyorlardı.Egypťania verili, že každá ľudská bytosť sa skladá z fyzických a duchovných častí.
Kadının erkeğe itaat etmesi gerekliliğine güçlü bir şekilde inanıyorlardı.V tom čase prevládalo presvedčenie, že žena má byť podriadená mužovi.
Eski Mısırlılar, her insanın ruhsal ve fiziksel parçalar ya da boyutlardan oluştuğuna inanıyorlardı.Egipčani so verjeli, da so šloveška bitja sestavljena iz fizičnega in duhovnega dela ali aspekta.
3'de 4'üyse sadece sorumluluk sahibi olduklarını değil, değiştirme gücüne de sahip olduklarına inanıyorlar.그리고 그들의 3/4는 자신들에게 그렇게 할 책임이 있을 뿐만 아니라 잘못된 것들을 시정할 힘이 있다고 믿고 있습니다.
3'de 4'üyse sadece sorumluluk sahibi olduklarını değil, değiştirme gücüne de sahip olduklarına inanıyorlar.A tři čtvrtiny nejenže věří ve vlastní zodpovědnost, ale také v moc učinit změnu.
3'de 4'üyse sadece sorumluluk sahibi olduklarını değil, değiştirme gücüne de sahip olduklarına inanıyorlar.Et les trois quarts croient non seulement qu'ils ont la responsabilité, mais le pouvoir de changer les choses.
3'de 4'üyse sadece sorumluluk sahibi olduklarını değil, değiştirme gücüne de sahip olduklarına inanıyorlar.E tre quarti ritengono non solo di avere la responsabilità, ma anche il potere di apportare dei cambiamenti.
3'de 4'üyse sadece sorumluluk sahibi olduklarını değil, değiştirme gücüne de sahip olduklarına inanıyorlar.E três quartos acreditam que não só têm a responsabilidade como o poder para fazerem a diferença.
3'de 4'üyse sadece sorumluluk sahibi olduklarını değil, değiştirme gücüne de sahip olduklarına inanıyorlar.Şi trei pătrimi cred nu doar că au responsabilităţi, ci că au puterea de a face schimbări.
3'de 4'üyse sadece sorumluluk sahibi olduklarını değil, değiştirme gücüne de sahip olduklarına inanıyorlar.Và 3/4 tin rằng họ không chỉ có trách nghiệm, mà còn có sức mạnh tạo ra thay đổi.
3'de 4'üyse sadece sorumluluk sahibi olduklarını değil, değiştirme gücüne de sahip olduklarına inanıyorlar.Y tres cuartos creen que no solo tienen la responsabilidad, sino el poder de hacer un cambio.
3'de 4'üyse sadece sorumluluk sahibi olduklarını değil, değiştirme gücüne de sahip olduklarına inanıyorlar.Και τα τρία τέταρτα πιστεύουν ότι όχι μόνο έχουν την ευθύνη, αλλά και τη δύναμη να φέρουν την αλλαγή.
3'de 4'üyse sadece sorumluluk sahibi olduklarını değil, değiştirme gücüne de sahip olduklarına inanıyorlar.А три четверти людей верят, что у них есть не только ответственность, но и способность творить изменения.
3'de 4'üyse sadece sorumluluk sahibi olduklarını değil, değiştirme gücüne de sahip olduklarına inanıyorlar.І три чверті вірять, що вони не тільки несуть відповідальність, а й у силах щось змінити.
3'de 4'üyse sadece sorumluluk sahibi olduklarını değil, değiştirme gücüne de sahip olduklarına inanıyorlar.Три четвърти от населението вярва, че те не само са отговорни, но имат силата, да направят това.
3'de 4'üyse sadece sorumluluk sahibi olduklarını değil, değiştirme gücüne de sahip olduklarına inanıyorlar.ושלושה רבעים מאמינים שלא רק שיש להם את האחריות אלא גם את הכוח לחולל שינוי
3'de 4'üyse sadece sorumluluk sahibi olduklarını değil, değiştirme gücüne de sahip olduklarına inanıyorlar.وثلاثة أرباع يعتقدون أنهم لا يملكون المسؤولية فحسب، بل أيضا القوة لإحداث التغيير.
3'de 4'üyse sadece sorumluluk sahibi olduklarını değil, değiştirme gücüne de sahip olduklarına inanıyorlar.そうする責任を感じるとともに 変革する力を持っていると信じている この権限は
Ama o ve diğer fizikçiler şimdi hala hayal edilemeyecek kadar büyük bir gerçekliğe inaniyorlar.Ale spolu s ďalšími fyzikmi veria, že skutočnosť je ešte väčšia.
Ama o ve diğer fizikçiler şimdi hala hayal edilemeyecek kadar büyük bir gerçekliğe inaniyorlar.Dar el și alți fizicieni cred acum într-o realitate inimaginbil mai mare.
Ama o ve diğer fizikçiler şimdi hala hayal edilemeyecek kadar büyük bir gerçekliğe inaniyorlar.De ő, és más fizikusok úgy gondolják, hogy a valóság ennél elképzelhetetlenül nagyobb.
Ama o ve diğer fizikçiler şimdi hala hayal edilemeyecek kadar büyük bir gerçekliğe inaniyorlar.Er und andere Physiker glauben jedoch jetzt, dass das Ganze in der Realität noch unvorstellbar größer ist.
Ama o ve diğer fizikçiler şimdi hala hayal edilemeyecek kadar büyük bir gerçekliğe inaniyorlar.그런데 호킹과 물리학자들은 상상할 수 없이 더 큰 우주가 있다고 믿습니다.
Ama o ve diğer fizikçiler şimdi hala hayal edilemeyecek kadar büyük bir gerçekliğe inaniyorlar.Maar hijzelf en andere fysici geloven nu in een realiteit die nog onvoorstelbaar veel groter is.
Ama o ve diğer fizikçiler şimdi hala hayal edilemeyecek kadar büyük bir gerçekliğe inaniyorlar.Mas ele e outros físicos crêem agora numa realidade que é inimaginavelmente ainda maior.
Ama o ve diğer fizikçiler şimdi hala hayal edilemeyecek kadar büyük bir gerçekliğe inaniyorlar.Namun dia dan fisikawan yang lain percaya kenyataan yang lebih besar lagi.
Ama o ve diğer fizikçiler şimdi hala hayal edilemeyecek kadar büyük bir gerçekliğe inaniyorlar.Nhưng ông và những nhà vật lý khác tin vẫn còn một thực tế không tưởng lớn hơn nhiều.
Ama o ve diğer fizikçiler şimdi hala hayal edilemeyecek kadar büyük bir gerçekliğe inaniyorlar.Obecnie fizycy przewidują, że jest ich znacznie więcej.
Ama o ve diğer fizikçiler şimdi hala hayal edilemeyecek kadar büyük bir gerçekliğe inaniyorlar.Pero él y otros físicos creen además en una realidad aún inimaginablemente más grande.
Ama o ve diğer fizikçiler şimdi hala hayal edilemeyecek kadar büyük bir gerçekliğe inaniyorlar.Steven Hawking a další fyzikové dnes věří, že skutečnost je ještě mnohem neuvěřitelnější.
Ama o ve diğer fizikçiler şimdi hala hayal edilemeyecek kadar büyük bir gerçekliğe inaniyorlar.Αλλά τώρα, αυτός και άλλοι φυσικοί πιστεύουν σε μία πραγματικότητα που είναι ακόμη μεγαλύτερη.
Ama o ve diğer fizikçiler şimdi hala hayal edilemeyecek kadar büyük bir gerçekliğe inaniyorlar.Но той и други физици сега вярват в реалност, която е още по-невъобразимо голяма.
Ama o ve diğer fizikçiler şimdi hala hayal edilemeyecek kadar büyük bir gerçekliğe inaniyorlar.Однак зараз він та інші фізики вірять в існування навіть більшої реальності.
Ama o ve diğer fizikçiler şimdi hala hayal edilemeyecek kadar büyük bir gerçekliğe inaniyorlar.Хотя он и другие физики сегодня считают, что реальность гораздо больше.
Ama o ve diğer fizikçiler şimdi hala hayal edilemeyecek kadar büyük bir gerçekliğe inaniyorlar.אך הוא ופיסיקאים אחרים מאמינים כעת במציאות גדולה מעבר לכל דמיון.
Ama o ve diğer fizikçiler şimdi hala hayal edilemeyecek kadar büyük bir gerçekliğe inaniyorlar.لكنه وعلماء فيزياء آخرون يعتقدون بأن الحقيقة لا تزال أكبر مما نتخيل.
Ama o ve diğer fizikçiler şimdi hala hayal edilemeyecek kadar büyük bir gerçekliğe inaniyorlar.今や 宇宙が想像できないほど さらに広大だと信じています つまり望遠鏡で捉えることができる 千億個の銀河も
Amerika'daki insanların çoğunluğu, manevi bir ruhun varlığına inanıyorlar.בהחלט ניתן לומר שרוב האנשים באמריקה מאמינים בסוג כלשהו של
Amerika'daki insanların çoğunluğu, manevi bir ruhun varlığına inanıyorlar.분명히 대다수의 미국인들은 무형(無形)의 영혼과 같은 것들에 대해
Ardıç dumanının kutsal olduğuna inanıyorlar.Вони вірять, що дим ялівця священний.
Ancak bu kelimelere inanıyorlar.Ma credono in queste parole.
Ancak bu kelimelere inanıyorlar.Mais ils croient vraiment dans ces mots.
Ancak bu kelimelere inanıyorlar.Pero creen esas palabras.
Ancak bu kelimelere inanıyorlar.Trotzdem glauben sie diesen Lügen.
Ardıç dumanının kutsal olduğuna inanıyorlar.A hitük szerint a boróka füstje szent.
Ardıç dumanının kutsal olduğuna inanıyorlar.Ei cred că fumul de ienupăr e sfânt.
Ardıç dumanının kutsal olduğuna inanıyorlar.Ellos piensan que el humo del junípero es sagrado.
Ardıç dumanının kutsal olduğuna inanıyorlar.Họ tin rằng khói bách xù rất linh thiêng.
Ardıç dumanının kutsal olduğuna inanıyorlar.Ils croient que la fumée de genièvre est sacrée.
Ardıç dumanının kutsal olduğuna inanıyorlar.그들은 향나무 연기가 신성하다고 믿습니다.