inanıyorlar ile cümle
inanıyorlar kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
11
HARF
5
HECE
9
ORT. KELİME
ALLAH'tan ve ayetlerinden başka hangi hadise inanıyorlar?Then in which speech after Allah and His Ayat will they believe?
Eğer inanıyorlarsa Allah'ı ve Peygamberini hoşnut etmeleri daha gereklidir.But it is more proper for them to please God and His Messenger, if they are believers.
Gerçekten inanıyorlarsa bilmelidirler ki ALLAH ve elçisi hoşnud edilmeye daha layıktır.But it is more proper for them to please God and His Messenger, if they are believers.
Öyleyken batıla inanıyorlar ve Allah'ın nimetini inkar mı ediyorlar?Do they then believe in falsehood and reject the bounties of God?
Onlar bizim ayetlerimize gereğince inanıyorlardı.They had firm belief in Our revelations.
Onlar, bizim âyetlerimize kesin bir şekilde inanıyorlardı.They had firm belief in Our revelations.
Haksız yere Allah hakkında, cahiliye devrinde olduğu gibi inanıyorlar.They entertained false notions about God, like the notions of the days of ignorance.
Onlar puta ve şeytana inanıyorlar.They believe in idols and devils.
Ekonomik bütünleşmenin, siyasi farklılıkların üstesinden geleceğine inanıyorlar." diyor."Turks believe that economic integration helps overcome political differences."
Noel Baba'ya inanıyorlar.They do believe in Santa.
Gazeteye göre, uzmanlar Kosova'nın krizden kaçamayacağına inanıyorlar.According to the newspaper, experts believe Kosovo cannot escape the crisis.
Makedonya'daki bazı analistler isim anlaşmazlığının bu örgüte de taşabileceğine inanıyorlar.Some analysts in Macedonia believe the name battle can spill over into this organisation.
ABD'li yetkililer söz konusu rakamın dört milyona kadar ulaşabileceğine inanıyorlar.The US authorities, however, believe the number could be as high as four million people.
Arkeologlar Trakyalı bir aristokratın mezarını bulduklarına inanıyorlar.Archaeologists believe they found the tomb of a Thracian aristocrat.
Analistler, sonucun son ana kadar belirsiz olacağına inanıyorlar.Analysts believe the outcome will be uncertain until the very end.
Bazı iyimser kesimler müzakerelerin 2006 yılı sonuna kadar tamamlanabileceğine inanıyorlar.Some optimists believe the talks could be completed by the end of 2006.
Ancak Makedon bilim insanları hükümetin daha fazlasını yapabileceğine inanıyorlar.However, Macedonian scientists believe the government can do more.
Analistler en son çabaların gerçek sonuçlar verebileceğine inanıyorlar.Analysts believe the latest efforts could achieve real results.
Uzmanlar, hükümetin durumla başa çıkacak bir stratejisi olmadığına inanıyorlar.Experts believe the government has no strategy to deal with the situation.
Yetkililer zanlının operasyondan haberdar edildiğine inanıyorlar.Officials believe he was tipped off about the operation.
Yetkililer, bunun özel becerilerin gelişimine katkıda bulunacağına inanıyorlar.That, officials believe, will help foster the development of special skills.
Gözlemciler, bunun Kosova'daki uluslararası çabalara güçlük çıkarabileceğine inanıyorlar.Observers believed this could spell difficulties for the international efforts in Kosovo.
Otelciler nispeten yüksek KDV oranları yüzünden iş kaybettiklerine inanıyorlar.The hoteliers believe they are losing business because of comparatively high VAT rates.
Sırp makamları yasanın suç örgütlerine ağır bir darbe indireceğine inanıyorlar.Serbian authorities believe it will deal another heavy blow to criminal groups.
Ancak uzmanlar 2009'un daha olası bir tarih olduğuna inanıyorlar.However, experts believe 2009 is a more likely date.
Sigara içenlerse yasanın fazla katı olduğuna inanıyorlar.Smokers believe the law is too strict.
Uzmanlar, kuğuların hepsinin aynı sürü bünyesinde Hırvatistan'dan Macaristan'a uçtuğuna inanıyorlar.Experts believe that all the swans flew to Croatia from Hungary as part of the same flock.
Cantabrianlılar ruhun ölümsüzlüğüne inanıyorlardı.The Cantabrians believed in the immortality of the spirit.
Her ikisi de tamamen materyalistti ve her şeyin doğa kanunlarının sonucu olduğuna inanıyorlardı.Both were thoroughly materialist, believing everything to be the result of natural laws.
Özgür toprak sahipleri, köleliğin beyazlara yaptıklarından dolayı tehlikeli olduğuna inanıyorlardı.Free-soilers believed that slavery was dangerous because of what it did to whites.
Julis Fucik'in intikamını alacaklarına inaniyorlardı.The Soviet Union was intent on keeping power in the Eastern bloc countries.
Ksenophon gibi diğerleri, Akhilleus ve Patroklos'un sadece yakın arkadaşlar olduğuna inanıyorlardı.Other ancients such as Xenophon held that Achilles and Patroclus were simply close friends.
Birliğin savunucuları Nasır'ın Suriye'yi yönetmek için Baas Partisini kullanacağına inanıyorlardı.Advocates of the union believed that Nasser would use the Ba'ath Party for ruling Syria.
Bu olağanüstü büyücülerin her yıl birkaç gün için kurda dönüştükIerine inanıyorlardı.Seither pilgerten Jahr für Jahr an bestimmten Wallfahrtstagen große Gruppen von Gläubigen zu diesem Ort.
Eski Mısırlılar, her insanın ruhsal ve fiziksel parçalar ya da boyutlardan oluştuğuna inanıyorlardı.Les Égyptiens croient que chaque être humain est composé d'éléments physiques et spirituels.
“Her şeyin ateşle arındırıldığına inanıyorlar.Absolument tout est détruit par le feu.
Ölümden sonraki yaşama inanıyorlar.Credono alla vita dopo la morte.
Onlar ona inanıyorlar.Loro ci credono.
Ben ve Gwen onu ilk olarak cahil biliyorlardı, onun sade tesisatçı olduğuna inanıyorlardı.Ben e Gwen non sapevano nulla di questo all'inizio, credendo che fosse un idraulico.
Eski Mısırlılar, her insanın ruhsal ve fiziksel parçalar ya da boyutlardan oluştuğuna inanıyorlardı.Египтяне верили, что каждое человеческое существо состоит из физических и духовных частей или аспектов.
Diğerleri çerezin kısaca ve telaffuz edilmesi kolay olduğu için Oreo adının olduğuna inanıyorlar.Некоторые считают, что печенье было названо Oreo из-за того, что это название короткое и просто произносится.
Eğer kurban vermezlerse güneşin doğmayacağına inanıyorlardı.На них отсутствует затенение — даже с той стороны, которая отвёрнута от солнца.
Kadının erkeğe itaat etmesi gerekliliğine güçlü bir şekilde inanıyorlardı.وهذا الفكر يحتاج إلى رجل قوى يعجب بفكر المرأة ليساندها.
Ben ve Gwen onu ilk olarak cahil biliyorlardı, onun sade tesisatçı olduğuna inanıyorlardı.Ben e Gwen não sabia de esta em primeiro lugar, acreditando que ele tenha sido um literal de encanador.
Wellhausen'e göre, onlar Lat'ın Hubal'ın annesi olduğuna inanıyorlardı.Volgens Wellhausen geloofden de Nabateeërs dat al-Lāt de moeder van Hubal was.
İnanıyorlar, çünkü Darketo'nun yarısı balıktan.Jest to odmiana wędkarstwa polegająca na połowie ryb z brzegu.
Eski Mısırlılar, her insanın ruhsal ve fiziksel parçalar ya da boyutlardan oluştuğuna inanıyorlardı.Egyptierna trodde att alla människor bestod av fysiska och andliga delar eller aspekter.
Wellhausen'e göre, onlar Lat'ın Hubal'ın annesi olduğuna inanıyorlardı.Enligt Julius Wellhausen trodde nabatéerna att al-Lāt var Hubals mor, och alltså också Manāts styvmor.
Eski Mısırlılar, her insanın ruhsal ve fiziksel parçalar ya da boyutlardan oluştuğuna inanıyorlardı.Єгиптяни вірили, що кожна людська істота складається з фізичних і духовних частин або аспектів.
Diğerleri çerezin kısaca ve telaffuz edilmesi kolay olduğu için Oreo adının olduğuna inanıyorlar.Деякі вважають, що печиво було названо Oreo з-за того, що ця назва коротка і просто вимовляється.
Onlar ona inanıyorlar.Вони вірять цьому.
19. yüzyılın başına kadar insanlar yaygın olarak yaşamın canlı olmayan maddeden kaynaklandığına inanıyorlardı.Do začátku 19. století lidé všeobecně věřili na spontánní vznik určitých forem života z neživé hmoty.
Diğerleri çerezin kısaca ve telaffuz edilmesi kolay olduğu için Oreo adının olduğuna inanıyorlar.Alții cred că biscuiții au fost numiți Oreo pentru că e un nume scurt și ușor de pronunțat.
Eski Mısırlılar, her insanın ruhsal ve fiziksel parçalar ya da boyutlardan oluştuğuna inanıyorlardı.Egiptenii credeau că fiecare ființă umană era compusă din componente fizice și spirituale.
İnsanlar istediklerine inanıyorlar.Oamenii cred în ceea ce vor.
Eski Mısırlılar, her insanın ruhsal ve fiziksel parçalar ya da boyutlardan oluştuğuna inanıyorlardı.Οι αρχαίοι Αιγύπτιοι πίστευαν πως ο κάθε άνθρωπος αποτελείται από το φυσικό και το πνευματικό μέρος του.
“Her şeyin ateşle arındırıldığına inanıyorlar.Όλα δείχνουν ότι καταστράφηκε από πυρκαγιά.
Bu deney yapılana kadar bilim insanları genetik malzemenin proteinlerde kodlu olduğuna inanıyorlardı.Man havde indtil da troet, at den genetiske information blev båret af proteiner.
Onlar ona inanıyorlar.De tror på det.
Eski Mısırlılar, her insanın ruhsal ve fiziksel parçalar ya da boyutlardan oluştuğuna inanıyorlardı.Masyarakat mesir percaya bahwa setiap manusia terdiri dari bagian fisik dan spiritual.