inanıyor ile cümle

inanıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Birbirimize inanıyoruz ve bu bana yeter.私共はさう信ずるものであります。
"Tanrı'ya inanıyorum, ama inançlı değilim.神を信じており、嫌いな物は無い。
“Her şeyin ateşle arındırıldığına inanıyorlar.全てのものを焼き切ると言われている。
Kadının erkeğe itaat etmesi gerekliliğine güçlü bir şekilde inanıyorlardı.女性は男性に忠実で従順でなければならなかった。
En çok da turizm açısından katkısı olacağına inanıyorum.” demiştir. ^観光にも役立つと思う」と喜んでいた。
Nietzsche, atalarının Leh olduğuna inanıyordu.ウルヴァシーが実は先祖であった事に気付いたのである。
"Tanrı'ya inanıyor musunuz?" sorusuna ise "Tabii ki inanıyorum." cevabını vermiştir.<問>我らは何故服従するのか? <答>我らの信念ゆえに。
Bu yapıtın böyle bir anlaşmayı kolaylaştıracağına inanıyoruz."これによって結果的に開発が容易になる。
Fakat, Einstein evrenin bariz bir biçimde sabit olduğuna inanıyordu.それでも、リングワールドは安定に思える。
Adaya yaklaşının radarlar tarafından tespit edilmediğine inanıyordu fakat tespit edilmişti.このとき、搭載機はレーダー探知されたが、攻撃されることはなかった。
Ben inanıyorum ki gerçek komedi acıdan doğar''.「恐怖は寄生する」。
Futbolda verilerin çok önemli olduğuna inanıyorum.サッカーの実力は相当なものである。
Başaracağımıza inanıyorum.”diye konuştu.やったらあかんことよ」と発言した。
Bunu başaracağımıza inanıyorum çünkü çok sıcak bir ortam var burada.そのおかげで朕が即位できたので、司空には大功がある。
Ben inanıyorum ki hayallerimiz gerçeğe dönüşecek şeklinde Parlamentoya ilk konuşmasını yapmıştır.しかし、その実態は我侭で気まぐれなため最初の計画をあっさり変更するだけの女性であった。
Herkes için özgürlüğe ve eşit haklara inanıyoruz." diyerek devam etti.その中には我々は皆平等な権利と義務を共有している」と表明した。
Kim ne derse inanıyor.君の言う事なら誰も信じてくれるだろう。
Bu hikâyeye inanıyorum.私はその話を信じる。
Ona tamamen inanıyorum.あなたは彼を完全に信用しています。
Birbirimize inanıyoruz ve bu bana yeter.我们信任彼此,对我来说这就够了。
“Beraber inşa edip büyüyebileceğimize inanıyorum.“我相信我们可以一起建设和发展。
Ben inanıyorum ki gerçek komedi acıdan doğar''.我相信,最真实的喜剧都是诞生在痛苦之中”。
Hıristiyan olmasına rağmen, İslamın "Arap zekası"nın kanıtı olduğuna inanıyordu.虽然他是一名基督徒,却相信伊斯兰教是“阿拉伯天才”的证明。
"'Üçüncü göz'e inanıyorum".』是為第三見。
İnanıyorum ki devlet başkanımızın öldürülmesinin getirdiği sonuçların acısını çekiyoruz.我们正在承受失去国家元首所带来的后果。
Ben, vampirleri yenebileceğimize inanıyorum.能與吸血鬼組對戰。
İlk beşe gireceğine inanıyorum.初登場於第五回。
Halk size inanıyor.很多人相信。
Bowen, ejderha kalbinin Einon bükülmüş inanıyor ve tüm ejderhalar intikam yemin ediyor.波恩認為是魔龍的心扭曲了艾恩,並且發誓將向所有的魔龍報仇。
Çok doğru bir yere geldiğime inanıyorum, hedefleri olan bir takımdayım.我感觉到一个稳固的基础,我看到了一个可靠的目标。
Alman popülasyonun büyük bir kısmı, bir “Yahudi Problemi”nin olduğuna ve çözülmesi gerektiğine inanıyordu.迪珀继续辩称,反对派“中大部分德国人... 认为“犹太问题”存在,应该得到解决...”。
Bizim yazdıklarımız ve söylediklerimize diğerleri de inanıyor.他們自己都不相信自己說的那些話。
Senato yeni bir imparator seçme hakkı olduğuna inanıyordu.因此法皇決定另立新的天皇。
Ülkenin yararına bir şeyler yaptığımıza inanıyorduk.我要做我认为对美国人民有益的事情。
Ben inanıyorum ki o savaş akide savaşıdır.這場戰役是雷伊泰灣海戰的一部分。
Müzelere inanıyorum.文化功勞者稱號。
Şair olup da seni bu gözlerle görende Varlığa inanmakla sana inanıyorum.诸君皆忠烈之士,亦当同孤徇此举。
Bunlar; 1. Biz Ebedi Baba Tanrı'ya, O'nun Oğlu İsa Mesih’e ve Kutsal Ruh'a inanıyoruz.耶穌基督後期聖徒教會之信條 我們信神,永恆的父,和祂的兒子耶穌基督,及聖靈。
Artık onun için ölüm cezasının geldiğine inanıyorum; fakat cezanın acısız olmasını arzu ediyorum.我同意对他判处死刑,但我希望执行的方式不要过分残忍。
"Tanrı'ya inanıyorum, ama inançlı değilim.」她也曾說:「我信仰上帝,而非魔法。
"Tanrı'ya inanıyor musunuz?" sorusuna ise "Tabii ki inanıyorum." cevabını vermiştir.愿上帝帮助我!” “所以你相信上帝吗?” ——“是的,我相信主上帝。
Batıyı taklit ederek Ruslar en çok ikinci sınıf olabileceklerine inanıyordu.伊斯蘭教是俄羅斯繼俄羅斯正教會以後在的第二大宗教。
Şunu söyleyebilirim ki Marzia ile birlikte tekrar yoğun ilişkiye başlayacağına inanıyorum."나는 마르치아와 다시 강한 관계를 시작할 것이라고 믿는다."라고 말했다.
"'Üçüncü göz'e inanıyorum".3차 희망버스를 꼭 저지'”.
Ben inanıyorum ki gerçek komedi acıdan doğar''."진정한 이타주의는 자기희생에서 비롯된다."
Ama bir şekilde bu rolün altından kalktığıma inanıyorum.그러나 이러한 종류에 속하는 탑으로서는 걸작에 속한다고 하겠다.
Senato yeni bir imparator seçme hakkı olduğuna inanıyordu.총리는 새 총독을 추천할 수 있는 권한이 있다.
İlk beşe gireceğine inanıyorum.5화에서 처음 등장한다.
Bunlar; 1. Biz Ebedi Baba Tanrı'ya, O'nun Oğlu İsa Mesih’e ve Kutsal Ruh'a inanıyoruz.우리는 영원하신 아버지 하나님과 그의 아들 예수 그리스도와 성신을 믿는다.
Çoğu kişi onların öldüğüne inanıyor.탑승자는 대부분 사망한 것으로 추정된다.
Ona çalışmalarında yapabileceğim yardımın en iyisini yaptığıma inanıyorum...조직은 내가 적임인 업무에서 가능한한 최고의 업무를 주려고 한다.
Ben, vampirleri yenebileceğimize inanıyorum.이전에는 Vampire라는 아이디를 사용하기도 했다.
“Her şeyin ateşle arındırıldığına inanıyorlar.차라리 불에 다 태워버리겠다.”
Doğu'da zaferin birkaç ay içinde kazanılacağına inanıyordu.3개월이면 전쟁은 북부의 승리로 끝날 것이라 믿었다고 한다.
Şair olup da seni bu gözlerle görende Varlığa inanmakla sana inanıyorum.또한, 성체를 신자들이 직접 눈으로 보며 공경할 수 있도록 하기 위해서 성광 안에 성체를 모시기도 한다.
Ben inanıyorum ki o savaş akide savaşıdır.이 전쟁은 라플란드 전쟁으로 불린다.
Zaten kendisi çok büyük bir yetenek benden daha iyi olacağına inanıyorum.그제서야 그의 재능이 남보다 뛰어난 줄을알았습니다.
Emir etsin, yahut emre tâbi olsun bütün Mu sakinleri tek Tanrı'ya inanıyordu."그에게 믿음의 도약이란 이성의 한계 밖에 있는 것을 믿거나 받아들이는 행위를 말한다.
Fakat, Einstein evrenin bariz bir biçimde sabit olduğuna inanıyordu.아즈텍인들은 우주가 주기적으로 순환하고 있다고 생각했다.
Çünkü Alman halkı, II. Wilhelm’in barışı getirmekte başarısız olduğuna inanıyordu.옳든 그르든 독일 국민은 황제 빌헬름 2세가 독일의 평화를 보장할 수 없을 것이라고 생각했다.

İlgili Sayfalar