inanıyor ile cümle
inanıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Bunlar; 1. Biz Ebedi Baba Tanrı'ya, O'nun Oğlu İsa Mesih’e ve Kutsal Ruh'a inanıyoruz.Vi tror på Gud, den evige Fader, og på hans Sønn, Jesus Kristus, og på Den hellige ånd.
İnanıyorum ki...Utvalde av ….
Babası, zihinsel özgürlüğün önemine inanıyor ve çocuklarını bu doğrultuda yetiştiriyordu.Moren var metodist, og oppdro barna i denne tro.
Ben, vampirleri yenebileceğimize inanıyorum.Han ønsker å gjøre dem til vampyrer.
Allah'a ve İslam dinine inanıyorum.Muslimenes tro og vår egen tro.
"'Üçüncü göz'e inanıyorum".«Tyskland anerkjenner et tredje kjønn».
Ben inanıyorum ki o savaş akide savaşıdır.Briseis var imidlertid Akilles' krigsbytte.
Birçok petites perceptions olduğuna inanıyordu, hissedeceğimiz fakat fark edemeyeceğimiz.Hunder kan oppfatte og kjenne igjen svært mange dufter vi ikke har mulighet for å kjenne.
Web sitemizin bu irtibat ve bağları güçlendireceğine inanıyoruz.Troppen skal ha kapasitet for å støtte samband og kommunikasjon.
Beşiktaş’ta 11 oyuncusu olacağına inanıyorum.I LME vil vært lag bestå av 19 spillere.
Diğer kültürlerde de dahiler inanıyordu.Lignende prinsipper fantes også i andre kulturer.
Geride kalan sezonun bana çok şey kattığına inanıyorum.Den påfølgende sesongen gikk derimot mye tyngre.
Pamuk, bir söyleyişisinde ise kendi romancılığı için: "Ben edebi ilhama inanıyorum.«Jeg er sikker på min oppriktighet, min sannhetsdyrkelse,» skrev han i sin selvbiografi.
Birbirimize inanıyoruz ve bu bana yeter.Kami percaya pada satu sama lain, itu sudah cukup bagiku."
Gaga "tüm iyi müziklerin piyano başında söylenebileceğine ve yine de birer hit olabileceğine" inanıyor.Gaga percaya bahwa "semua musik bagus bisa dimainkan di piano dan masih terdengar seperti sebuah hit".
Hıristiyan olmasına rağmen, İslamın "Arap zekası"nın kanıtı olduğuna inanıyordu.Meskipun menganut Kristen, ia meyakini Islam adalah "kejeniusan Arab".
Çünkü ben, onun yalancı olduğuna inanıyorum.”Mengapa engkau menipu aku?"
Azmi ise bir tespih göstererek Ben Allah'ıma inanıyorum. der.Ya Allah, kepada-Mu lah aku bersujud, karena-Mu aku beriman, kepada-Mu aku berserah diri.
Eski Mısırlılar, her insanın ruhsal ve fiziksel parçalar ya da boyutlardan oluştuğuna inanıyorlardı.Masyarakat mesir percaya bahwa setiap manusia terdiri dari bagian fisik dan spiritual.
Lenin, eğer Sovyetler teknolojide gelişmiş dünyanın gerisinde kalısa asla onları geçemeyeceğine inanıyordu.Lenin percaya bahwa Soviet tidak akan pernah bisa menjadi negara maju jika tidak mengembangkan teknologi.
Tesla, kafasında integral hesabı yapabildiğinde öğretmenleri onun hile yaptığına inanıyordu.Tesla mampu menghitung kalkulus integral dalam kepalanya, sehingga gurunya mengira bahwa ia mencontek.
Sigara içmesinin sesini daha kısık yaptığına inanıyordu.Di antaranya, merokok terasa lebih ringan.
“Beraber inşa edip büyüyebileceğimize inanıyorum.Kami memahami bagaimana untuk tumbuh dan berkembang.
Ülkenin yararına bir şeyler yaptığımıza inanıyorduk.Ia tetap berpendapat bahwa ia telah melakukan yang terbaik bagi negaranya.
Bunu başaracağımıza inanıyorum çünkü çok sıcak bir ortam var burada.Tembakau cocok sekali untuk tumbuh di wilayah ini karena daerahnya yang panas.
Bazıları ise “dang”isminin Batı Hint Adaları ’ndan geldiğine inanıyorlar.Orang-orang lain berpendapat bahwa nama "dengue" berasal dari West Indies.
Ayrıca beşeriyetin böyle bir Tanrı'ya inanmaya ihtiyacı olduğuna inanıyor.Kristen percaya akan satu Allah.
Sovyetler Birliği yenilgiye uğratıldığında İngiltere'nin barış isteyeceğine inanıyordu.Ia yakin Inggris akan menuntut perdamaian, setelah Jerman menang di Uni Soviet.
Allah'a ve İslam dinine inanıyorum.Allah dan Pluralisme Religius.
İnanıyorum ki...Amin Aku percaya...
Ben, vampirleri yenebileceğimize inanıyorum.Hingga Digo menjadi pangeran vampire yg tak terkalahkan.
"Tanrı'ya inanıyorum, ama inançlı değilim.“Ah Bapa Suci, pernahkah aku tidak setia kepadamu?
Tagore bir şeyler yapmak gerektiğine inanıyordu.Barry kemudian menyadari bahwa dia harus melakukan sesuatu.
Futbolda verilerin çok önemli olduğuna inanıyorum.Prestasi di kancah sepak bola cukup bagus.
Birbirimize inanıyoruz ve bu bana yeter.Chúng tôi tin tưởng nhau, điều đó là đủ đối với tôi."
Eski Mısırlılar, her insanın ruhsal ve fiziksel parçalar ya da boyutlardan oluştuğuna inanıyorlardı.Người Ai Cập tin rằng mỗi con người được cấu tạo từ các bộ phận cơ thể và phần linh hồn.
Parti büyükleri, uzun süren gösterilerin ülke istikrarını tehdit ettiğine inanıyordu.Những lãnh đạo lớn tuổi tin rằng những cuộc biểu tình kéo dài là một mối đe doạ tới sự ổn định của đất nước.
"'Üçüncü göz'e inanıyorum".Nó có "con mắt thứ ba" của riêng mình.
Ama bir şekilde bu rolün altından kalktığıma inanıyorum.Tuy nhiên một số chức năng bị giới hạn ở phần chơi này.
Başaracağımıza inanıyorum.”diye konuştu."Tôi tin chúng ta chắc chắn sẽ thành công," ông nói.
Einstein genel göreliliği formülüze ederken, o ve bilim adamları evrenin durağan olduğuna inanıyordu.Khi Einstein trình bày thuyết tương đối rộng, ông và các đồng nghiệp của ông tin vào một vũ trụ tĩnh.
Yeteneğin tamamen içten geldiğine inanıyorum.Khả năng sáng tác của anh hoàn toàn kiệt quệ...
Eğer onlara bir güvence verilirse inanıyoruz ki hepsi gelip teslim olur.Nếu ông nhận thấy là ở đó có sự chống cự, ông có thể đưa ra cơ hội để họ đầu hàng và cống nộp.
Halk size inanıyor.Mọi người không tin tôi.
Vesalius, bu iki dalın birbirine bağlı olduğuna inanıyordu.Donkey nói rằng hai người có rất nhiều điểm chung.
İnanıyorum ki...のつもりが…。
"'Üçüncü göz'e inanıyorum".第三の目を開眼する” と言う。
Hıristiyan olmasına rağmen, İslamın "Arap zekası"nın kanıtı olduğuna inanıyordu.キリスト教徒ではあったが、イスラム教を「アラブの才能」の証拠であると信じていた。
Halk size inanıyor.人間を信じている。
Çoğu kişi onların öldüğüne inanıyor.彼等の多くが殺されたものと考えている。
Ben inanıyorum ki o savaş akide savaşıdır.これは秋田戦争の端緒になった。
Ülkenin yararına bir şeyler yaptığımıza inanıyorduk.だが、国のために尽くしていた。
İlk beşe gireceğine inanıyorum.第5回で初登場。
Biz bu Hadise inanıyoruz.私はその任務を信じた。
Konuşmaktan imtina etmenin kendisine iç huzuru getirdiğine inanıyordu.話すのを控えることで、心の平穏が得られると信じたのである。
Buna gerçekten inanıyorum.本当に信じている。
Yargı, inanıyorum ki elinden geleni yapacak.信条は「全力を尽くす。
Verimli işler yapacağına inanıyorum.有能に仕事をこなす。
'İnanıyorum ki,' dedi, 'korkaklık ile şiddet arasında bir seçim yapmak gerekirse şiddeti öğütlerdim.'"わたしの信念によると、もし、臆病と暴力のうちどちらかを選ばなければならないとすれば、わたしはむしろ暴力をすすめるだろう。
Tisza, Romanya'nın başlangıçtan beri bir düşman olacağına inanıyordu.富野は当初、リュウを黒人にする事を想定していた。