inanıyor ile cümle

inanıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Tanrı'ya inanıyorum.")Hän on Herramme. (...)"
Doğu'da zaferin birkaç ay içinde kazanılacağına inanıyordu.Länsimaat povasivat Irakille voittoa muutamassa viikossa.
Ben, vampirleri yenebileceğimize inanıyorum.He haluavat tuhota vampyyrilajin.
2. Biz insanların Adem'in itaatsizliğinden dolayı değil, kendi günahları için cezalandırılacağına inanıyoruz.Me uskomme, että ihmiset saavat rangaistuksen omien syntiensä eivätkä Aadamin rikkomuksen tähden.
"Tanrı'ya inanıyorum, ama inançlı değilim.Hän on uskollinen Jumala, ei hän vääryyttä tee.
Hıristiyan olmasına rağmen, İslamın "Arap zekası"nın kanıtı olduğuna inanıyordu.Aflaq, joka oli itse kristitty, piti islamia osoituksena "arabien viisaudesta".
Bütün Parisliler bu efsaneye az çok inanıyordu.Jotkut ovat hylänneet tämän legendan kokonaan.
Allah'a ve İslam dinine inanıyorum.Herran kansa ry Uskonnot Suomessa.
Diğer kültürlerde de dahiler inanıyordu.Suojelushenkiin uskottiin monissa muissakin kulttuureissa.
Zaten kendisi çok büyük bir yetenek benden daha iyi olacağına inanıyorum.Hänellä on vielä yksi taito, jossa hän on lahjakas.
Oğuzhan hem takımımıza hem de Türk millî takımına katkıda bulunacağına inanıyoruz.Hän toimii sekä TsSKA Moskovan että Venäjän maajoukkueen maalivahtina.
Bunu başaracağımıza inanıyorum çünkü çok sıcak bir ortam var burada.He menevät ulos, koska paikka näyttää autiolta.
Senato yeni bir imparator seçme hakkı olduğuna inanıyordu.Tavan mukaan armeija valitsi seuraavan keisarin.
İlk beşe gireceğine inanıyorum.Hän sijoittui viidenneksi.
Ona inanıyorum.Uskon sen.
Ona inanıyorum.Uskon häneen.
Ben sansüre inanıyorum. Onun sayesinde bir servet yaptım.Uskon sensuuriin. Sen ansiosta ansaitsin omaisuuden.
O, siyahların şiddet olmaksızın eşit haklar için mücadelelerini kazanabileceklerine inanıyordu.Hän uskoi, että mustat saattoivat voittaa taistelun tasa-arvosta ilman väkivaltaa.
Bizim yazdıklarımız ve söylediklerimize diğerleri de inanıyor.Όσα γράψαμε και είπαμε τα πιστεύουν και άλλοι.
Ülkenin yararına bir şeyler yaptığımıza inanıyorduk.Και εγώ θα έχω κάνει το καλύτερο για τη χώρα.
Ben, vampirleri yenebileceğimize inanıyorum.Τότε, βρικόλακες αρπάζουν τον Σάιμον.
Eski Mısırlılar, her insanın ruhsal ve fiziksel parçalar ya da boyutlardan oluştuğuna inanıyorlardı.Οι αρχαίοι Αιγύπτιοι πίστευαν πως ο κάθε άνθρωπος αποτελείται από το φυσικό και το πνευματικό μέρος του.
"'Üçüncü göz'e inanıyorum".«Αφιέρωμα στο Ως3».
“Her şeyin ateşle arındırıldığına inanıyorlar.Όλα δείχνουν ότι καταστράφηκε από πυρκαγιά.
Biz böyle bir teori mümkün olduğuna, yine de, inanıyoruz.Για όσο διάστημα μια θεωρία καλύπτει όσα παρατηρούμε, η θεωρία αυτή θεωρείται αληθής.
Çoğu kişi onların öldüğüne inanıyor.Οι υπόλοιποι την θεωρούν νεκρή.
Herkes için özgürlüğe ve eşit haklara inanıyoruz." diyerek devam etti.«Η αρχή μας είναι να τηρούμε την παράδοση και το επαγγελματικό ήθος», υποστηρίζει.
Ayrıca Berkeleyizm'e de inanıyordu.Αγωνίστηκε και στον Παναθηναϊκό.
Ama bir şekilde bu rolün altından kalktığıma inanıyorum.Ωστόσο, το παιχνίδι συνεχώς έπεφτε από αυτή τη βαθμολογία.
Adaya yaklaşının radarlar tarafından tespit edilmediğine inanıyordu fakat tespit edilmişti.Ανακαλύφθηκε κοντά στο Αστεροσκοπείο, αλλά δεν ερευνήθηκε.
Barışa inanıyorum.Πιστεύω στην ειρήνη.
Hata yaptığınıza inanıyorum.Πιστεύω ότι κάνετε λάθος.
Birçok kişi devletin dini tarafsızlık yükümlülüğüne inanıyor.Πολλοί πιστεύουν στην υποχρέωση του κράτους για θρησκευτική ουδετερότητα.
Gazis, devrimin ancak kölelerin ruhsal uyanışıyla gerçekleşeceğine inanıyordu.Ο Γαζής πίστευε ότι μόνο με την πνευματική αφύπνιση των υποδούλων θα επιτυγχανόταν η Επανάσταση.
Parti büyükleri, uzun süren gösterilerin ülke istikrarını tehdit ettiğine inanıyordu.Den gamle garde mente at langvarige demonstrationer ville true landets stabilitet.
Gaga "tüm iyi müziklerin piyano başında söylenebileceğine ve yine de birer hit olabileceğine" inanıyor.Gaga mener, at "al god musik kan spilles på et klaver og stadig lyde som et hit".
Artık onun için ölüm cezasının geldiğine inanıyorum; fakat cezanın acısız olmasını arzu ediyorum.Jeg håber, at han i hvert fald får dødsstraf; men jeg ønsker, at straffens hårdhed bliver mildnet.
2. Biz insanların Adem'in itaatsizliğinden dolayı değil, kendi günahları için cezalandırılacağına inanıyoruz."Vi tror, at menneskene vil blive straffet for deres egne synder og ikke for Adams overtrædelse." 3.
Ben, vampirleri yenebileceğimize inanıyorum.De bliver alle opdaget, men besejrer vampyrerne.
Bu deney yapılana kadar bilim insanları genetik malzemenin proteinlerde kodlu olduğuna inanıyorlardı.Man havde indtil da troet, at den genetiske information blev båret af proteiner.
Biz böyle bir teori mümkün olduğuna, yine de, inanıyoruz.Sidstnævnte teori menes at være mest sandsynlig.
Bunu başaracağımıza inanıyorum çünkü çok sıcak bir ortam var burada.Det bliver mindre indbildsk fordi, der er et meget uforudsigelig groove i den.
Ben inanıyorum ki gerçek komedi acıdan doğar''.Sådan grusomhed er sand fromhed."
Bunlar; 1. Biz Ebedi Baba Tanrı'ya, O'nun Oğlu İsa Mesih’e ve Kutsal Ruh'a inanıyoruz."Vi tror på Gud, den evige Fader, og på hans Søn, Jesus Kristus, og på Helligånden." 2.
"'Üçüncü göz'e inanıyorum".Trzeci rok w trzeciej RP."
Zaten kendisi çok büyük bir yetenek benden daha iyi olacağına inanıyorum.På nogle måder er han en lille smule modigere end jeg.
Bu yapıtın böyle bir anlaşmayı kolaylaştıracağına inanıyoruz."Denne tro vil gøre nuet nemmere at holde ud.
Ama bir şekilde bu rolün altından kalktığıma inanıyorum.Det vurderes at der på et tidspunkt er sket et stenskred, som har dannet denne kant.
Adaya yaklaşının radarlar tarafından tespit edilmediğine inanıyordu fakat tespit edilmişti.San Francisco registerede de japanske skibe på radaren, men Scott blev ikke informeret om kontakten.
Sana inanıyorum.Jeg tror på dig.
Ben onun hikayesine inanıyorum.Jeg tror på hendes historie.
Aşkın var olduğuna inanıyorum.Jeg tror på at kærlighed eksisterer.
Onlar ona inanıyorlar.De tror på det.
Tom'a inanıyorum.Jeg tror på Tom.
Sana inanıyoruz.Vi tror på dig.
Ölümden sonraki yaşama inanıyor.Han tror på livet efter døden.
Brawn için bu talihsiz oldu çünkü takımın 2009'da yarış kazanabilecek bir otomobile sahip olduğuna inanıyordu.Dette var uheldig for Brawn ettersom han trodde at teamet hadde en «løpsvinnende bil» for 2009.
Parti büyükleri, uzun süren gösterilerin ülke istikrarını tehdit ettiğine inanıyordu.De eldste i partiet anså at langvarige demonstrasjoner var en fare for landets stabilitet.
2. Biz insanların Adem'in itaatsizliğinden dolayı değil, kendi günahları için cezalandırılacağına inanıyoruz.Vi tror at menneskene vil bli straffet for sine egne synder, og ikke for Adams overtredelse.
Senato yeni bir imparator seçme hakkı olduğuna inanıyordu.I tillegg mente senatet de hadde retten til å velge en ny keiser.

İlgili Sayfalar