inanıyor ile cümle
inanıyor kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
4
HECE
8
ORT. KELİME
Tom hayatının tehlikede olduğuna inanıyor.Том вважає, що його життя в небезпеці.
Aylardır üzerinde çalışmaktaydım ve şu an bitmiş olduğuna güçlü bir şekilde inanıyorum.Pracovala jsem na tom měsíce a silně cítím, že pro tuto chvíli mám hotovo.
Sonuç olarak, O elektronların proton etrafından döndüğüne inanıyordu.Z těchto dvou názorů usoudil, že elektron obíhá okolo protonu.
2. Biz insanların Adem'in itaatsizliğinden dolayı değil, kendi günahları için cezalandırılacağına inanıyoruz.Věříme, že lidé budou potrestáni za své vlastní hříchy, a ne za přestupek Adamův.
Tanrı'ya inanıyorum.")Vyznání víry.)
Geride kalan sezonun bana çok şey kattığına inanıyorum.V dalších sezónách už tolik nezářila.
Yeteneğin tamamen içten geldiğine inanıyorum.Tady se jeho talent projevil naplno.
Bunlar; 1. Biz Ebedi Baba Tanrı'ya, O'nun Oğlu İsa Mesih’e ve Kutsal Ruh'a inanıyoruz.Věříme v Boha, Věčného Otce, a v Jeho Syna, Ježíše Krista, a v Ducha Svatého.
19. yüzyılın başına kadar insanlar yaygın olarak yaşamın canlı olmayan maddeden kaynaklandığına inanıyorlardı.Do začátku 19. století lidé všeobecně věřili na spontánní vznik určitých forem života z neživé hmoty.
Müzelere inanıyorum.O Myslibořicích .
"Tanrı'ya inanıyor musunuz?" sorusuna ise "Tabii ki inanıyorum." cevabını vermiştir.Na otázku "Věříš na lásku na první pohled?", odpovídá, "Dám ti vědět."
İnanıyorum ki...Jak mi zní...
Fikirlerine ve bilime olan katkısına odaklanması gerektiğine inanıyordu.Věnoval se popularizaci vědy a vědeckého myšlení.
Filmin neredeyse aynı ekiple ilkinden tam 9 sene sonra çekilmesinin gerçekçiliği arttırdığına inanıyor.Film získal ještě větší ohlas než spolupráce stejných tvůrců před devíti lety na snímku Před úsvitem.
1970'te belirgin bir şekilde kadın akımlarını tanımladı çünkü her zaman bir feminist olduğuna inanıyordu.V 70. letech byla důležitou postavou v debatách o feminismu, ačkoli sama se za feministku nepovažovala.
Birbirimize inanıyoruz ve bu bana yeter.Credem unul în celălalt, este destul pentru mine.
Aylardır üzerinde çalışmaktaydım ve şu an bitmiş olduğuna güçlü bir şekilde inanıyorum.Am lucrat la el luni întregi, și cred cu tărie că este terminat chiar acum.
Diğerleri çerezin kısaca ve telaffuz edilmesi kolay olduğu için Oreo adının olduğuna inanıyorlar.Alții cred că biscuiții au fost numiți Oreo pentru că e un nume scurt și ușor de pronunțat.
Konuşmaktan imtina etmenin kendisine iç huzuru getirdiğine inanıyordu.El credea că abstinența de la vorbire îi aducea pacea interioară.
2. Biz insanların Adem'in itaatsizliğinden dolayı değil, kendi günahları için cezalandırılacağına inanıyoruz.Noi credem că oamenii vor fi pedepsiți pentru propriile lor păcate și nu pentru greșeala lui Adam.
Eski Mısırlılar, her insanın ruhsal ve fiziksel parçalar ya da boyutlardan oluştuğuna inanıyorlardı.Egiptenii credeau că fiecare ființă umană era compusă din componente fizice și spirituale.
Başarılı olacağıma inanıyorum.Știam că vom reuși.
"'Üçüncü göz'e inanıyorum"."La Tri Cărămizi".
Gaga "tüm iyi müziklerin piyano başında söylenebileceğine ve yine de birer hit olabileceğine" inanıyor.Artista este de părere că „toată muzica bună poate fi cântată la pian și tot va suna ca un hit”.
Tanrı'ya inanıyorum.")Voi credeți în Dumnezeu."
Hitler hala savaşın kazanılabileceğine inanıyordu.Hitler dorea să declanșeze războiul.
Ben inanıyorum ki gerçek komedi acıdan doğar''.Tragicul se consumă în grotesc.”
Adaya yaklaşının radarlar tarafından tespit edilmediğine inanıyordu fakat tespit edilmişti.Frecvența folosită de aceste stații radar nu fusese detectată de germani și ca atare nu fusese bruiată.
Müridleri şeyhe silah işlemeyeceğine inanıyordu.Unii ar fi vrut ca cei care poartă arme să nu aibă inimă.
"Tanrı'ya inanıyor musunuz?" sorusuna ise "Tabii ki inanıyorum." cevabını vermiştir.Când a fost întrebată dacă crede în viața de apoi a răspuns că „Da; cred că da”.
Bunu başaracağımıza inanıyorum çünkü çok sıcak bir ortam var burada.Este posibil să-și fi ales această destinație, deoarece avea deja un client important în această zonă.
Carly tatlı ama bazen de saf olabiliyor, insanlara eksiksiz inanıyor.Cuticula este uscată, netedă, dar poate deveni ușor încrețită la bătrânețe.
Bunlar; 1. Biz Ebedi Baba Tanrı'ya, O'nun Oğlu İsa Mesih’e ve Kutsal Ruh'a inanıyoruz.Noi credem în Dumnezeu, Tatăl Veșnic, și în Fiul Său, Isus Hristos, și în Duhul Sfânt.
Zaten kendisi çok büyük bir yetenek benden daha iyi olacağına inanıyorum.Măcar apreciați-mă că sunt mai creativ de atât.
İnanıyorum ki...Se pare că….
Televizyon izlemenin zaman kaybı olduğuna inanıyorum.Cred că este o pierdere de timp să te uiți la televizor.
İnsanlar istediklerine inanıyorlar.Oamenii cred în ceea ce vor.
Bu fotoğrafın mayıs ayında çekildiğine inanıyorum.Cred că această fotografie a fost făcută în luna mai.
Aylardır üzerinde çalışmaktaydım ve şu an bitmiş olduğuna güçlü bir şekilde inanıyorum.Hónapokig dolgoztam rajta, és most már erősen érzem, hogy készen van.
2. Biz insanların Adem'in itaatsizliğinden dolayı değil, kendi günahları için cezalandırılacağına inanıyoruz.2. Hisszük, hogy az emberek saját bűneikért lesznek megbüntetve, nem pedig Ádám vétkéért.
"'Üçüncü göz'e inanıyorum".3. „Fogadj szívedbe”.
İnanıyorum ki...Fogadjunk, hogy...
Ben inanıyorum ki gerçek komedi acıdan doğar''.Az igazi szenvedés a léleké.”
Yargı, inanıyorum ki elinden geleni yapacak.Mindent megteszünk, és bízom benne, hogy sikerülni fog.
Batıyı taklit ederek Ruslar en çok ikinci sınıf olabileceklerine inanıyordu.A nyugati művészet másolásával úgy érezte, hogy a legjobb orosz művészek csak másodrendűek lehetnek.
Senato yeni bir imparator seçme hakkı olduğuna inanıyordu.A senatus pedig azon a véleményen volt, hogy az új császár megválasztása az ő hatáskörükbe tartozik.
Buna gerçekten inanıyorum.Tényleg így gondolom.
Eğer onlara bir güvence verilirse inanıyoruz ki hepsi gelip teslim olur.Ha tudsz gyere el, Hisz minket minden érdekel.
Ülkenin yararına bir şeyler yaptığımıza inanıyorduk.Biztos vagyok abban, hogy a hazám javát szolgáltam munkámmal.
Çoğu kişi onların öldüğüne inanıyor.Sokak szerint már kipusztult.
Sovyetler Birliği yenilgiye uğratıldığında İngiltere'nin barış isteyeceğine inanıyordu.A Szovjetunió 1941-es legyőzősétől azt remélte, hogy végül Anglia is hajlandó lesz a békekötésre.
Sigara içmesinin sesini daha kısık yaptığına inanıyordu.Haragosan csendre inti a cipészt.
Wilson, The Beatles'ın aynı yönelimi Rubber Soul (1965) albümleriyle yaptığına inanıyordu.A Beatles kísérletező korszaka 1965-ös Rubber Soul című albumukkal kezdődött.
Ayrıca beşeriyetin böyle bir Tanrı'ya inanmaya ihtiyacı olduğuna inanıyor.De Péter bátorította őt, hogy higgyen Isten erejében.
İlk beşe gireceğine inanıyorum.Az Egyesült Királyságban bekerült az első 5-be.
Tanrı'ya inanıyorum.")Lelke Isten keblén nyugszik.”)
Hayaletlerin varlığına inanıyor.Hisz a kísértetekben.
Azmi ise bir tespih göstererek Ben Allah'ıma inanıyorum. der.Kappaletta ”I Will Follow” kuvaili näin: »This is a song about faith.
İnanıyorum ki...Sanotaan, että...
Robert Knox ise Asyalı bir hayvan doldurucusunun işi olduğuna inanıyordu.Robert Knox arveli vesinokkaeläimen olleen jonkun aasialaisen eläintentäyttäjän luomus.