inanılmaz ile cümle

inanılmaz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Bu inanılmaz renk skalası sırf zevk almamız için bize durmadan sunulan.That incredible array of colors that is constantly offered to us for pure enjoyment.
Medeniyetin bize verdiği inanılmaz hediyelere yüreğinizi açın.Open your heart to the incredible gifts that civilization gives to us.
Bu inanılmaz.That is awesome.
Araştırmacılar arasında mutluluk ile ilgili inanılmaz bir merak dalgası mevcut.There is a huge wave of interest in happiness, among researchers.
İnanılmaz harika hissettiren bir şey bu.It feels wonderful.
Okyanusun yarısını fil fok balıkları kapsıyor, 548m. Derinlikten inanılmaz veri aldık.These elephant seals cover half an ocean, take data down to 1,800 feet -- amazing data.
İnanılmaz şeyler görüyorsunuz.You see some incredible stuff.
İnanılmaz bir hikaye ve ilk defa Afrika'da oldu.An amazing story, and it happened first in Africa.
Okyanusun inanılmaz bir iyileşme yeteneği var, yeter ki onu rahat bırakalım.The ocean has an amazing ability to recover, if we'll just leave it alone.
Cevap ise bu çeşitlilikler gerçekten inanılmaz.And the answer is that these variations are absolutely unbelievable.
İnanılmaz bir fikir.It's an unbelievable thing.
Doğal dünyanın inanılmaz karmaşası ve ihtişamında.In the incredible intricacy and magnificence of the natural world.
İnanılmaz. Hiçbir Hollywood tasarımcısı bundan daha ilginç bir şey yaratamazdı.It's just incredible; no Hollywood designer could come up with something more interesting than that.
Inanılmaz işler yaptılar.They've done incredible stuff, unbelievable stuff.
Ve bu gerçekleşirse inanılmaz bir dilek olur.And that would be a mind-blowing wish to come true.
İnanılmaz bir şekilde faydalı bir bitki, protein olarak da, tıbbi olarak da.Fantastically useful plant, both for protein and for medicine.
İnsanların her gün yaptığı bir sürü inanılmaz şey var ve bunlar fark edilmiyor.There's an amazing amount that people do every single day, that goes unrecognized.
İnanılmaz derecede güçlü.She's incredibly powerful.
Bu inanılmaz dedim.I was like, this is unbelievable.
Hafızası o kadar kötü ki, bir hafıza problemi olduğunu bile hatırlamıyor, bu inanılmaz.His memory was so bad, that he didn't even remember he had a memory problem, which is amazing.
Hatalı öğretiler, insanlar arasında inanılmaz hasarlara sebep olabilir.Erroneous values can cause unbelievable suffering amongst people.
Dudakların inanılmaz görünüyor.Your lips look amazing.
Kavraması zor, ama inanılmaz bir olay.It's hard to grasp, but it's an incredible fact.
Bu gerçekten inanılmaz bir grafik.This is an absolutely staggering chart.
Pardon, şu an burada olmak, inanılmaz bir fırsat.Sorry, this is such a wonderful opportunity and everything, to be here right now.
Bir yandan, can sıkıcı bir biçimde zayıf ve inanılmaz derecede yakısıklı bir kocam var.One the one hand, I have a husband who's annoyingly lean and incredibly handsome.
Meryem'in ilişkisini inanılmaz başarılı yansıtmış. . .We're in Saint Peter's Basilica, standing in front of Michelangelo's Pieta
Orada gerçekten inanılmaz bir çeşitlilik var.There's a just unbelievable diversity.
Bu hücrelerden her biri inanılmaz bir elektrik aleti.Every one of these cells is an incredible electrical device.
Oldukça sıkıcı duruyor ama oyunlar bunu inanılmaz derecede ilginç hale getirebiliyor.This sounds immensely boring but games are able to make this process incredibly compelling.
Tekstil endüstirisi inanılmaz derecede hareketli.Trade is the key, not aid.
Seyahatlerimde gördüğüm en inanılmaz şeylerden biri böyle yeni bir türün ortaya çıkışıydı.One of the amazing things that I've discovered in my travels is that there is this emerging species.
Bu inanılmaz bir ışık gösterisi.This is an unbelievable light show.
İnanılmaz derecede yakışıklı ama işinde pek iyi değil.He's an incredibly handsome young man, but he's not very good at his job.
Bu yüzden, bu inanılmazdı.I mean, this was fantastic.
Bu tünellerin tarihi, özellikle bizim baktığımız... ...inanılmazdı.The history to these tunnels, the ones in particular that we were looking at, was just incredible.
İnanılmaz derecede yakın bir korelasyon.It's an extraordinarily close correlation.
İnanılmaz yıkıcı, eğer toplumdaki yeteneklerini kullanmaktan bahsediyorsanız.Extraordinarily damaging, if you're talking about using the talents of the population.
Fakat,bu üç insan... ...birbirlerini tanımıyor... ...ama inanılmaz derecede ortak yanları var.But these three people don't know each other, but they do have an awful lot in common.
Ve bunlar bölgeden bölgeye inanılmaz miktarda değişmektedir.And these vary tremendously from region to region.
Fark ettik ki büyük parçalar halinde sentetik DNA üretmek inanılmaz zordu.We found that synthesizing accurate DNA in large pieces was extremely difficult.
Sonuçlar başta inanılmaz görülebilir ancak Marshall McLuhan'ın da dediği gibi,And the results may at first seem incredible, but as Marshall McLuhan said,
Bana öyle bir duvar ördü ki, inanılmazdı.And she stonewalled me. It was unbelievable.
İnanılmaz derecede birbirlerine bağlı harika bir insan topluğuydu.And it's a great cadre of people, incredibly close-knit community of people.
Teknoloji inanılmaz.I mean, come up with that? Ah, seriously...
Çocuklatın spor yaptığı bir salonda kumar oynatmak, bu inanılmaz.It is unbelievable that gambling took place in a studio where children do sports.
Çekirdek inanılmaz derecede küçüktür.The nucleus is crazy small.
O inanılmaz.She's amazing.
Bir konferans, ve gürültülü görgü tanığı inanılmaz bir kanıt yoktu.There was a conference, and the incredible evidence of a vociferous eye-witness.
"Bu inanılmaz," dedi Cuss - "inanılmaz."It's incredible," said Cuss--"incredible.
"Ah! çeneni kapa! "Ses ani inanılmaz bir gayretle dedi."Oh! shut up!" said the Voice, with sudden amazing vigour.
Diğeri inanılmaz bir suçluluk duygusu.And the other is unbelievable guilt.
İnanılmaz bir ahenk duygusu var, çok hareketli bir sahne.There is an incredible sense of rhythm and actually movement
Fakat Disney Dünyası kendine inanılmaz derecede dürüst.But Disney World is wonderfully true to itself.
Bu politika için inanılmaz önemli.But that's enormously important for policy.
O sebzeler inanılmaz keser yolu.The way he cuts vegetables is amazing.
Örneğin, sörfçüler, bunu inanılmaz bir şekilde bilirler.Surfers, for example, know this incredibly.
Embriyo kök hücreleri gerçekten inanılmaz hücrelerdir.So, embryonic stem cells are really incredible cells.
Sağlık sisteminin inanılmaz büyüleyici ve önemli bir parçası olduğunu düşünüyorum.I think it is incredibly fascinating and an important component of health.
İnanılmazsın. Çok şaşırdım. Biraz dinleneceğim.I am really traumatized, I am going to rest.

İlgili Sayfalar