inanılmaz ile cümle
inanılmaz kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
9
HARF
4
HECE
7
ORT. KELİME
Silikonla inanılmaz şeyler yapıyorlar.They do amazing stuff with silicon.
Kutup ayıları inanılmaz birer avcılar.Polar bears are amazing hunters.
Seni uyuşturucu batağından ... kurtarması inanılmazIt is incredible he would help you... go off drugs
İnanılmazsın !You are hopeless
Ve bu durumda ikinci elektronu koparmak inanılmaz derecede zordur.So to remove that second electron is super-duper-duper difficult.
Şimdi, inanıyorum ki eğer bunu yaparsanız, inanılmaz bir şey olacak.Now, I believe that one really amazing thing will happen if you do this.
Kullandıkları silahlar inanılmaz.The weapons they use are unbelievable.
Yaralanmanın olduğu yerde inanılmaz bir tahribat oluyor.Wherever the injury is, we see incredible damage.
Patlamanın gerçekleştiği bölgeye giderseniz inanılmaz bir manzarayla karşılaşırsınız.If you go to the site of the blowout, it looks pretty unbelievable.
Bugün buraya trenle gelirken inanılmaz bir hikaye duydum.I heard the most incredible story today when I was on the train coming here.
Fakat hep güler yüzle, azimle çalışıyorlar, inanılmaz bu.But always with a smile, always with an enthusiasm, that is incredible.
5,000 doların altında inanılmaz kameralar var.Incredible cameras cost under 5,000 dollars.
Sen gerçekten inanılmaz bir insansın.You're really an amazing person.
Gerçekten inanılmazsın.You are amazing.
Eğer karın ağrın olmasaydı bu inanılmaz olurdu.It would be amazing if you didn't get a stomachache.
"Bu tropik balıkla inanılmaz bir karşılaşma."This is an incredible encounter with a manta.
Bu kadar hafif olması da inanılmaz bir şey.It's incredible just how light this thing is.
Universal Subtitles herhangi bir videoya altyazı eklemeyi inanılmaz derecede kolaylaştırır.Universal Subtitles makes it incredibly easy to add subtitles to almost any video.
Diğer bir neden ise bu inanılmaz yatağın parıldaması.The other reason is this amazing bush glows.
Böyle bir Mısırlıyı, bu inanılmaz Mısırlıyı göreceğimi hiç düşünmemiştim.I never had in my mind to see this Egyptian, the amazing Egyptian.
250 metre genişliğindeki bu göktaşı, inanılmaz bir zarar verecek.And it's 250 meters across, so it would do unbelievable damage.
İnanılmaz lezzetlidir.It's sublimely delicious.
Ulusal psişemizin biraz sert ve eli çabuk bir gerçekle yani işsizlikle olan inanılmaz eşleşmesi.Incredible mapping of our national psyche with some hard and fast facts: unemployment.
Motivasyonlarımız inanılmaz derecede enteresan.Our motivations are unbelievable interesting, I mean,
Bir sürü inanılmaz derecede araştırma var.There's a whole set of unbelievably interesting studies.
Ve, o inanılmaz derecede başarılıydı.And he's tremendously successful.
Ve oraya gittiğinde yönetimin inanılmaz derecede popüler olmadığını görür.And once he gets back there, he sees that the Directory is unbelievably unpopular.
Bunun üzerine o, bir görüntüleyici ve fizikçi olarak, bu inanılmaz şeyi yaptı.So she, being an imager and a physicist, did this incredible thing.
Aslında haklıydı, inanılmaz bir hayal kırklığı yaşamıştım.I was very frustrated, until one day.
İnsanlara inanılmaz şekilde teshir ediyordum.People were incredibly drawn.
Çetelerce kuşatılmıştı ve inanılmaz bir öğretmen değişim oranına sahipti.It was gang-infested, huge teacher turnover rate.
Bu inanılmaz bir hikayeIt's an amazing story.
İnanılmaz, değil mi?Incredible, isn't it?
İnanılmaz derecede benzerler.They're stunningly similar.
Bu beyzbol modeli inanılmaz derecede problemli.This baseball model is incredibly problematic.
Dünyanın dörtbir yanından inanılmaz ve etkileyici birçok müzisyenle çalıştım.And I've collaborated with so many incredible, inspirational musicians around the world.
İnanılmaz bir şey; çünkü ona rastgeldiğimde gözlerime inanamadım.It's incredible, because I couldn't believe my eyes when I once just happened to bump into him.
Bu yüzden, bu kadının yapabileceği bir şey varsa inanılmaz güzel olur.So if there was something that she could do, that would be amazing.
Bir düşünsenize. İnanılmaz bir şey bu.Think about that, it's an incredible fact.
Şu anda, şimdiki zamanda sıkışıp kalmış, ama önümüzde inanılmaz fırsatlar var.It's stuck in the present right now, but we have an amazing opportunity.
Bu açıkçası inanılmaz derece acı veren bir tecrübe.This is obviously an incredibly painful experience.
Şimdi açıkçası, bu tür pişmanlıklar inanılmaz biçimde kuvvetli ve kalıcı oluyorlar.Now obviously, those kinds of regrets are incredibly piercing and enduring.
Çünkü bu halinle inanılmazsın'cause you're amazing just the way you are.
Bu halinle inanılmazsınGirl, you're amazing just the way you are.
Çünkü evet bu halinle inanılmazsın'cause girl you're amazing just the way you are, yeah.
İnanılmaz büyük çapta bilgi ve bilinmişleri küçük bir boşluğa sıkmak gibi bir yoldur.It's a way of squeezing an enormous amount of information and understanding into a small space.
Ve bunu yapmak inanılmaz havalı geliyor.And it feels just incredibly cool to do that.
Söyleyeceğim, bu hediye sizin için inanılmaz şeyler yapacak.I will tell you, it's going to do incredible things for you.
Bedeli? 55,000 dolar. Ve bu inanılmaz bir miktar.The price? $55,000, and that's an incredible deal.
Yaşadığımız, hepimiz için inanılmaz bir deneyim ve inanılmaz bir kavrayıştı.And it was an amazing occurrence and an amazing understanding.
Zamanla inanılmaz diyebileceğim veriler elde ettim.I have further results, which are almost unbelievable, of scores which go up with time.
Herkes yaptığı inanılmaz şeylerle övünmeye başladığından beri bunlardan daha çok görüyoruzçYou've seen multiple of these today, when everyone's bragging about the amazing things they've done.
(Alkış) Bizim deyimimizle, sahne inanılmaz bir yerdir.(Applause)
Kesinlikle inanılmazdı.It was incredible.
Bir anlamda inanılmaz.Kind of incredible.
Pekala, her şeyden önce, hepimiz inanılmaz derecede güzeliz.Well, first of all, we're all incredibly good-looking.
Biliyorsunuz, güç aktarımı için inanılmaz bir yöntem olarak kullanılabiliyor.You know, it can be used as an incredible means of transmitting power.
Koordinasyon için inanılmaz bir yöntem bilgi akışları, çok ufak tanecikli bir şekilde.It's an incredible means of coordinating, in a very fine-grained way, information flows.
İnanılmazlar, düş ürünü gibiler; deniz gergedanları böyle görünüyor.They're fantastic, from fantasy; the narwhals look like that.
Titanik harika bir gemiydi, inanılmaz bir hikâye.Titanic was a fantastic ship, a great story.