inançla ile cümle
inançla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bazı inançlarda ölü gömülür, bazılarında ise yakılır.Според различните вероизповедания, покойниците се погребват или изгарят.
Hristiyan inançlarında evlilik dışı cinsel yaşam iffetsizlik olarak adlandırılır.U kršćanstvu, spolni odnosi izvan braka smatraju se teškim grijesima.
İslâm öncesi inançları içermektedir.Očuvali su i predislamska vjerovanja.
Türkiye'de din, çeşitli dinî inançlardan oluşur.Religija u Turskoj zastupljena je s nekoliko vjerskih zajednica.
Horasan Türk halk inançları ^ İran yönetimi Türkmenleri ezmeye çalışıyor.Albanci sve više traže oslobođenje od turske vlasti.
İsa'nın dirilişi Hristiyanlık'ın en önemli inançlarından biridir.Štovanje Srca Isusova jest najkompletnija ispovijest kršćanske vjere.
Aybastı’da inançlara büyük önem verilir."Čistoća je ključna za vjeru."
Bununla birlikte deistlerin ruhun ölümsüzlüğüne dair inançları hayli çeşitlidir.Vjerovali su i u besmrtnost duše.
Bu gerçekten de inançlarıma sadık kalmamın tek yolu.Naozaj, je to jediná cesta ako môžem zostať verný tomu, čomu verím.
Mısırlıların ölümsüz hayata olan inançları bir mezar mimarisi oluşturmalarını sağladı.Takéto hrobky podľa viery Egypťanov zaručovali večný život.
Bu inançlara mensup kişiler, kendi dini kurallarına göre yargılanırdı.Na základe tohto patentu sa mohli títo veriaci slobodne hlásiť k svojmu vierovyznaniu.
Alışılmadık inançlara bağlı olmaya daha fazla meyillidirler.Obzvlášť je pevne spojené s odmietaním tradičnej náboženskej viery.
Babası bir rahip ve güçlü kişisel inançları olan bir Hristiyandı.Njegov oče je bil duhovnik, predan kristjan z močno osebno vero.
Bu inançlara mensup kişiler, kendi dini kurallarına göre yargılanırdı.Sodniki so razsojali skladno z zakoni njihove vere.
İnançlara göre bu ruh insanı öldürmez, bedenine zarar verir.Ljudje verjamejo, da ta izvir zdravi ne le telo ampak tudi dušo.
Muğlak ve hoş sözler genellikle böyle hareket ve inançları haklı göstermek için kullanılır.Miglotos ir malonios frazės yra dažnai naudojamos, kad pateisintų tokius veiksmus ar tikėjimus.
Kalanı ise Hristiyanlık, Konfüçyanizm, Budizm ve Putperestlik gibi inançlara sahiptirler.Kitos religijos Matarame yra krikščionybė, budizmas, induizmas ir konfucionizmas.
Roma mitolojisi, Antik Roma'da yaşayan insanların mitolojik inançlarının bütününe verilen isimdir.Romėnų mitologija – Senovės Romos žmonių religiniai tikėjimai ir praktikos.
Halkın çoğunluğu kendi yerli inançlarına sahiptir.Dalis indėnų praktikuoja savo tikėjimus.
Çok garip inançları olan biridir.Temos išskirtinai religingos.
Katoliklik boş inançlardan başka bir şey değildir.Altorius nėra išimtinai krikščionybės atributas.
Aksine onu inançlarına davet ederler.Ta ei saa lihtsalt väita, et ta usub neid.
Katoliklik boş inançlardan başka bir şey değildir.Viimsepäevakujutelmad pole omased üksnes religioonidele.
İnançlarına göre günah işleyerek günahtan çıkılabilir.Jumal näib olevat vastutav patu eest.
"1927'den beri, dini inançla zekâ veya eğitim durumunun ilişkisini araştıran결론을 인용하자면, "1927년부터 수행된 43건의 연구에서
"1927'den beri, dini inançla zekâ veya eğitim durumunun ilişkisini araştıranA tudományos irodalmat elemezve, Bell arra jut, hogy, idézem:
"1927'den beri, dini inançla zekâ veya eğitim durumunun ilişkisini araştıranBell concluye que, cito:
"1927'den beri, dini inançla zekâ veya eğitim durumunun ilişkisini araştıranBell päättelee että, -- lainaan:
"1927'den beri, dini inançla zekâ veya eğitim durumunun ilişkisini araştıranBell vyvozuje, že, cituji:
"1927'den beri, dini inançla zekâ veya eğitim durumunun ilişkisini araştıranBell wnosi:
"1927'den beri, dini inançla zekâ veya eğitim durumunun ilişkisini araştıranBell zaključi da, citiram:
"1927'den beri, dini inançla zekâ veya eğitim durumunun ilişkisini araştıranBell zistil že, citujem:
"1927'den beri, dini inançla zekâ veya eğitim durumunun ilişkisini araştıranБелл делает вывод, что, я цитирую:
"1927'den beri, dini inançla zekâ veya eğitim durumunun ilişkisini araştıranכי, אני מצטט, "מ-43 מחקרים שבוצעו מאז 1927 בנוגע
"1927'den beri, dini inançla zekâ veya eğitim durumunun ilişkisini araştıranيستنتج بول وانا أقتبس، "من مجموع 43 دراسة منذ العام 1927..
"1927'den beri, dini inançla zekâ veya eğitim durumunun ilişkisini araştıran宗教的な信仰とその人の知性ないし教育レベルとの 間に見られる関係についての43の研究では
1. gün bir kurum hakkında inançlar doğrultusunda... ...denenmemiş bir yığın hipotez vardı.1일차와 5일차를 비교해 보면 1일차에는 창업가의 믿음에 기반한 검증되지 않은 가설들이 많았고
1. gün bir kurum hakkında inançlar doğrultusunda... ...denenmemiş bir yığın hipotez vardı.Pierwszy dzień to seria nieprzetestowanych hipotez i przedsięwzięcie oparte na wierze.
1. gün bir kurum hakkında inançlar doğrultusunda... ...denenmemiş bir yığın hipotez vardı.День перший - ряд неперевірених припущень, підприємство засноване на вірі.
1. gün bir kurum hakkında inançlar doğrultusunda... ...denenmemiş bir yığın hipotez vardı.في اليوم الخامس. في اليوم الأول سلسلة من الفرضيات غير المفحوصة، ومشروع قائم على الحدس.
1. gün bir kurum hakkında inançlar doğrultusunda... ...denenmemiş bir yığın hipotez vardı.最初は憶測に基づいたビジネスモデルでしたが 最後には憶測が事実に変わりました
5. gün inançlar gerçeklere dönüştü.5일차에는 그 믿음이 팩트로 바뀌었죠
5. gün inançlar gerçeklere dönüştü.A piątego dnia ta wiara przeistoczyła się w fakty.
5. gün inançlar gerçeklere dönüştü.На п"ятий день ця віра трансформувалася у факти.
5. gün inançlar gerçeklere dönüştü.وفي اليوم الخامس تحول الحدس إلى حقائق.
5. gün inançlar gerçeklere dönüştü.このスタートアップはその後も
Ailelerde dini inançlar kızlarının hasta değil de sadece gay olduklarını kabullenmeyi zorlaştırıyor.A családjaik vallásos hite megnehezíti annak elfogadását, hogy lányaik nem betegek, csupán homoszexuálisak.
Ailelerde dini inançlar kızlarının hasta değil de sadece gay olduklarını kabullenmeyi zorlaştırıyor.가족안에서의 종교적 믿음은 그들의 딸들이 아픈것이 아니라 단지 동성애자라는 것을 받아들이기 어렵게 했죠
Ailelerde dini inançlar kızlarının hasta değil de sadece gay olduklarını kabullenmeyi zorlaştırıyor.В семьях религиозные убеждения усложняют принятие того факта, что их дочери не больны, а просто другие.
Ailelerde dini inançlar kızlarının hasta değil de sadece gay olduklarını kabullenmeyi zorlaştırıyor.במשפחות בהן האמונה הדתית מקשה על קבלת העובדה שבנותיהן אינן חולות, אלא פשוט אחרות (גם=הומוסקסואליות).
Ailelerde dini inançlar kızlarının hasta değil de sadece gay olduklarını kabullenmeyi zorlaştırıyor.من عائلات عقائدها الدينية تجعل من الصعب عليها تقبل أن بناتهم لسن مرضى ولكن فقط شواذ.
Ailelerde dini inançlar kızlarının hasta değil de sadece gay olduklarını kabullenmeyi zorlaştırıyor.娘が病気なのではなく、同性愛者である ということが認めづらいのです グループ立ち上げにかかわったリアによると、
Alışkanlıklar, kesinlikler, inançlar, ünlem işaretleri, paradigmalar, dogmalar.Abitudini, certezze, convinzioni, punti esclamativi, paradigmi, dogmi.
Alışkanlıklar, kesinlikler, inançlar, ünlem işaretleri, paradigmalar, dogmalar.Gewohnheiten, Gewissheiten, Überzeugungen, Ausrufezeichen, Paradigmen, Dogmen.
Alışkanlıklar, kesinlikler, inançlar, ünlem işaretleri, paradigmalar, dogmalar.Gewoontes, zekerheden, overtuigingen, uitroeptekens, paradigma's, dogma's
Alışkanlıklar, kesinlikler, inançlar, ünlem işaretleri, paradigmalar, dogmalar.Hábitos, certezas, convicciones, signos de exclamación, paradigmas, dogmas.
Alışkanlıklar, kesinlikler, inançlar, ünlem işaretleri, paradigmalar, dogmalar.Hábitos, certezas, convicções, pontos de exclamação, paradigmas, dogmas.
Alışkanlıklar, kesinlikler, inançlar, ünlem işaretleri, paradigmalar, dogmalar.습관, 확신 책임, 느낌표 패러다임, 도그마라는 이름의 모래주머니들을 말입니다.
Alışkanlıklar, kesinlikler, inançlar, ünlem işaretleri, paradigmalar, dogmalar.Návyky, istoty, presvedčenia, výkričníky, vzory, dogmy.
Alışkanlıklar, kesinlikler, inançlar, ünlem işaretleri, paradigmalar, dogmalar.Návyky, jistoty, odsouzení, příkazy, rámce, dogmata.
İlgili Sayfalar