inançla ile cümle
inançla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Siyonizm karşıtı güçlü inançları vardır.Scientology har flere forskellige overbevisninger.
Bu husus, Dağ Ruhuna (Dağ İyesine) olan inançla bağlantılıdır.Bygda har fått en idrettshall med Bjerkreimshallen.
İnançlarına göre günah işleyerek günahtan çıkılabilir.De kan for eksempel tilgi synder.
Efesliler Kibele'ye taparlardı ve inançlarının büyük bir kısmında Artemis'i de dahil ettiler.Efeserne dyrket Kybele, og integrerte mye av denne troen i dyrkingen av Artemis.
Katolik inancının statüsü tanınsa da inançlara tolerans korundu.De respekterte den katolske kirken, men viste også toleranse overfor andre trosretninger.
Birçok din ve inanç hareketi kendi kutsal metinlerinin ilahi ya da inançla ilham alınmış olarak görmektedir.Mange religioner tror at deres hellige skrifter er guddommelige eller guddommelig inspirert.
İşte bu döneme kabilelerin oluşumu, ilk sanat ve inançlarındaki (tapınma, ibadet) oluşması tesadüf ediyor.Dia senantiasa memungkinkan terjadinya suatu permulaan baru oleh kasih karunia melalui iman kepada-Nya.
Ülkedeki diğer tüm inançlarda olduğu gibi bu politikayla da İslam köklü değişiklikler geçirdi.Karena kebijakan ini seperti semua agama lainnya, Islam mengalami perubahan yang radikal.
Animistik (onların ruhların gelişine inanç) inançlar da vardır.(Yaitu) orang-orang yang beriman dan mereka selalu bertaqwa.
İnançlarına göre günah işleyerek günahtan çıkılabilir.Hanya dengan cara inilah Ia dapat menghindari dosa.
İslam inançları ve şeriatın ana kaynağı Kur'an'dır.Al-Qur'an menyajikan mereka sebagai kerangka kerja untuk ibadah dan tanda komitmen untuk iman.
Hükümdar, onları çağırıp tehdit eder, onlarsa inançlarından ayrılmak istemezler.Maka tanpa adanya amalan, meskipun ada keyakinan dan ucapan, tidaklah disebut beriman.
Hikâye, yaygın Japon inançlarından olan deniz kızı eti yiyenlerin ölümsüzlüğe ulaşacağını konu alır.Menurut cerita rakyat Jepang, jika manusia memakan daging putri duyung, maka akan memperoleh keabadian.
Babası bir rahip ve güçlü kişisel inançları olan bir Hristiyandı.Cha của ông là một mục sư sùng đạo, có đức tin mạnh mẽ.
Madde 11 Düşüncelerin ve inançların serbestçe dışavurumu en değerli insan haklarından bir tanesidir.Tự do trao đổi suy nghĩ và ý kiến là một trong những quyền quý giá nhất của con người.
Katoliklik boş inançlardan başka bir şey değildir.Dù vậy, nghĩa cửa thánh tử đạo không chỉ nói riêng về đức tin của tôn giáo.
Alttan alta, dozunda ve kendi inançlarına zarar vermeden eleştirdi.Quả nhiên Hạng Vũ vốn đa nghi, không tin Chung Ly Muội và Phạm Tăng.
Bu gerçekten de inançlarıma sadık kalmamın tek yolu.Nhưng việc cần phải chú trọng tuyệt đối chính là việc giữ vững niềm tin nơi Phật pháp.
Zira "Dünyalar Ağacı" bu inançlarda da bulunmaktadır.Sức mạnh của cây đại thụ World Trê cũng được giới thiệu trong phần này.
İslam ve Yahudilik gibi dinler de Avrupa Birliği içinde temsil edilen inançlardandır.Các tôn giáo khác, chẳng hạn như Hồi giáo và Do Thái giáo, cũng góp mặt trong Liên minh châu Âu.
Geleneksel inançlara göre hareket etme.伝統を信じてはいけません。
İnançlarına göre insan gözünün biri Cebrail diğeri de Azrail’dir.幻人衆――すなわち幻人(げんじん)、幻者(げんしゃ)である。
Bu husus, Dağ Ruhuna (Dağ İyesine) olan inançla bağlantılıdır.地元の信仰ではこの山は神々(あるいは精霊)の住処となっている。
Dünyadaki çeşitli mitler ve inançlar insanlığın ve dünyanın sonunun öngören veya tasvir eden hikâyeler içerir.世界各地の神話や宗教には世界や人間社会の終わりを描写したもの、予言したものが多く存在する。
Âhiret inançları kuvvetlidir.信仰心が厚く頑固者である。
Batıl inançlardan vazgeçilmelidir.迷信などを信じる。
Aksine onu inançlarına davet ederler.あんば様として信仰されている。
Bu gerçekten de inançlarıma sadık kalmamın tek yolu.私はこれらの信念にゆるぎなく忠実である。
İsa'nın dirilişi Hristiyanlık'ın en önemli inançlarından biridir.キリストの磔刑はキリスト教の信条にとっての主要な出来事のひとつである。
Bu dinin inançla ilgili prensipleri şunlardı.この一つが、信教の自由に関する草案だった。
Gandi inançlarını ilk olarak "Tanrı Doğruluktur" diyerek özetlemiş.ガンディーは自分の理念をまとめ、初めは「神は真理である」と述べていたが、後になると「真理は神である」という言葉に変えている。
Her bir din, tarikat ve mezhep başka inançlara sahiptir.それぞれの神殿や特定の信仰対象を持ちながらも、多神教的な信仰もしている。
Ülkedeki diğer tüm inançlarda olduğu gibi bu politikayla da İslam köklü değişiklikler geçirdi.このため、国内のあらゆる宗教と同様、イスラム教も抜本的な変革を迫られることとなる。
B noktasında A durumuna dair olan inançlar yer alır.Bに対して権利を有する者については争いがある。
Genel olarak dinsel inançlar insanın bedeninde onu yaşatan bir ruh bulunduğu inancını kabul ederler.霊魂信仰の考え方では、霊魂が肉体の中に安定しているときその人は生きていられる、と考える。
Bununla birlikte bu kuramları halkın inançlarına ters düşmüştür.(我曾见过你们人类难以置信的东西。
Yehova ("YeHoWaH"), Yahudilik ve Hristiyanlık inançlarında tek; zıddı, benzeri ve ortağı olmayan yaratıcıdır.经文:信道的人們啊!你們不要以猶太教徒和基督教徒為盟友。
Ama içlerinden pek azı - birkaç bin - bugüne kadar geleneklerini devam ettirip, inançlarını korumuşlardır.」命二衞共千人處理弘微喪事,追贈太常。
Evlenme çağına gelen kadınlar, içinde bulundukları yörenin gelenek ve inançlarına göre gelin olurlar.嫁給穆斯林的婦女可以轉信伊斯蘭教,否則如果她們的宗教信仰和習俗要得到認可就要為此而繳稅。
Bu anlamda tekrar dirilme inançları vardır.他重新找到了创作的信心。
Batıl inançlardan vazgeçilmelidir.提倡迷信邪說者。
Geleneksel inançlara göre hareket etme.不為流俗之成見所局。
O yıllarda ülkenin durumu oldukça fenalaşmış, insanların bugüne ve geleceğe inançları ortadan çıkmıştı.」 13. 「十多年來,共產黨員受的壓力太大了,今天這樣,明天那樣,大家把信心完全失掉了。
Ortodoksluk ve Katolik inançlarını benimsemişlerdir.他们信仰天主教。
İslâm öncesi inançları içermektedir.舍前之忿可也。
Âhiret inançları kuvvetlidir.심신(深信)은 굳센 믿음을 가리킨다.
Bununla birlikte bu kuramları halkın inançlarına ters düşmüştür.그러나 그는 오히려 사람들에게 자기 신앙을 거듭 확고히 다졌다.
Rene Descartes’in dini inançları akademi çevrelerinde sıkı bir tartışma konusu olmuştur.르네 데카르트의 종교적 믿음은 학계에서 엄밀히 논쟁되어 왔다.
İnançlarını anlatan felsefe çalışmaları yapmıştı.그는 자기의 정신의 역사로서 철학을 이야기하려고 한 것이다.
Aksine onu inançlarına davet ederler.당신께 당신을 믿음을 증명하려 합니다.
İnsan hayatının tüm yönlerini inançlarına göre yönetebilecek toplumlar oluşturmaya çalıştılar.חברי הקבוצות הללו שאפו ליצור קהילות שבהן כל ההיבטים של החיים ייקבעו על פי אמונתם.
Şah’ın ilk kitapları “azınlık inançları” dediği konudaki araştırmalardı.ספריו המוקדמים של שאה חקרו מה שהוא כינה "אמונות שוליים".
Devlet, dini inançlardan herhangi birisini ya da hiçbirisini desteklememeli ya da önlememelidir.לכל אדם תהא הזכות להאמין או שלא להאמין בכל דת.
Bu gerçekten de inançlarıma sadık kalmamın tek yolu.אני חושבת שהמוטו היחידי שלי הוא להיות נאמנה לעצמי".
Bu anlamda tekrar dirilme inançları vardır.נראה שבהמשך חזר בו מאמונותיו השבתאיות.
Büyük Hayal Kırıklığının ardından Millercilerin çoğu inançlarını bıraktı.בהמשך עזבו מרבית אנשי הגרעין הדתי.
Rene Descartes’in dini inançları akademi çevrelerinde sıkı bir tartışma konusu olmuştur.Религиозните възгледи на Рене Декарт са предмет на ожесточени спорове между изследователите.
Bazı inançlarda tepesinde boynuz olduğu söylenir.Изкачва се от вярващите само на колене.
Roma mitolojisi, Antik Roma'da yaşayan insanların mitolojik inançlarının bütününe verilen isimdir.Римска митология се нарича сборът от митове, съставящи вярванията на обитателите на Древен Рим.
Ortodoksluk ve Katolik inançlarını benimsemişlerdir.Католическа и православна вяра.
İlgili Sayfalar