inançla ile cümle

inançla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Küçük oranda halk ise geleneksel inançlara sahiptir.En liten minoritet utövar traditionella religioner.
Yine de uzaylı ziyaretçilerine yaygın inançla (bkz.Finns \ existerar det verkligen utomjordingar?).
Şah’ın ilk kitapları “azınlık inançları” dediği konudaki araştırmalardı.Shahs tidigare böcker handlade om vad han kallade "minoritetstro".
Bazı dinlerde ve inançlarda ilahi söylemek bir tür ibadettir.I många religioner anses bön eller meditation vara ett sätt.
Dinsel ve batıl inançlar yerine deneyselliğe ve akılcı düşünceye geri dönüldü.De styrdes mera av det känslo- och upplevelsemässiga istället för det reflekterande och analytiska.
Türbelerle ilgili görüşlerin arkasındaki temel neden, insanların ölümden sonraki yaşamla ilgili inançlardır.Asatroende personer har olika trosuppfattningar om livet efter döden.
Birçoğu onun politik inançları ve ekonomik zenginliğinin kesişmesiyle ilgilidir.Detta syftar ofta på att förtydliga deras enighet och politiska självständighet.
Kimse inançları yüzünden -ki bunlar dini inanç bile olsa- rahatsız edilmeyecektir ilkesini savunuyordu.Även utan religion, även som icke-troende, har vi förmågan att befrämja dessa ting.
Her grup farklı inançları vardı ve farklı yerlerde yerleşmişlerdi.Alla i gruppen hade olika bakgrund och de inspirerade varandra.
Şah’ın ilk kitapları “azınlık inançları” dediği konudaki araştırmalardı.Ранні книги Шаха вивчали те, що він називав «малими вірами».
Vudu gibi kimi inançlarda büyü amaçlı olarak da kullanılır.Як і Локк, я хочу вірити в магію.
Yüksek güven düzeyleri bireylerin kendi inançlarını destekleyen bilgi arama tercihlerini azaltmaktadır.Вищі рівні впевненості знижують ступінь надання переваги інформації, що підтримує власні переконання.
Bu arada inançlarını ve yazdıklarından bazılarını "açık inkara" zorlandı.Багатьом з цих явищ і присвячені афоризми «Словника від Лукавого».
Madde 11 Düşüncelerin ve inançların serbestçe dışavurumu en değerli insan haklarından bir tanesidir.Вільне повідомлення ідей і поглядів є одним з найцінніших прав людини.
Ayrıca bu evrede, inançlarla ilgili birtakım belirtilerin ortaya çıktığı görülüyor.Він також запитує індійського мудреця про існування цих створінь.
Muğlak ve hoş sözler genellikle böyle hareket ve inançları haklı göstermek için kullanılır.Щоб виправдати такі дії та переконання часто використовуються розмиті та приємні фрази.
Ülkedeki inançlar ; Katolikler %89, Protestan %6, diğer %5 şeklinde özetlenebilir.89 % віруючих мексиканців — католики, 6 % — протестанти, 5 % — прихильники інших релігій.
Aksine onu inançlarına davet ederler.Přemysl jí uvěří.
Ateistik inançlar, Thomas Aquinas gibi filozoflar tarafından düzen ve toplum için tehdit olarak görülmüştür.Filozofové jako Tomáš Akvinský vnímali ateistické názory jako ohrožující pořádek a společnost.
İnançlarına göre günah işleyerek günahtan çıkılabilir.Člověk musí nést následky svého hříchu.
Katoliklik boş inançlardan başka bir şey değildir.Upanišady nejsou klasickou náboženskou literaturou.
İşte bu döneme kabilelerin oluşumu, ilk sanat ve inançlarındaki (tapınma, ibadet) oluşması tesadüf ediyor.První příklad hned na počátku církve, že knihy špatné ničeny, věřícím zapovídány."
Onların Tibet Budist inançlarında, ona saygı gösterildiğinden beri.Podle tibetské buddhistické tradice byl zpopelněn.
Başkurt inançlarına göre kanatlarını hiç kimse göremez.Všichni na novoročním večírku nemohou uvěřit svým uším.
Hükümdar, onları çağırıp tehdit eder, onlarsa inançlarından ayrılmak istemezler.O svoje věřící se věrně staral a nezanedbával je.
İsa'nın dirilişi Hristiyanlık'ın en önemli inançlarından biridir.Modlitba patřila a patří od počátku k nejdůležitějším výrazovým formám křesťanské víry.
Batıl inançlardan vazgeçilmelidir.Nu se poate asimila în credința supraomului.
Psikoz delüzyonel veya paranoid inançlar içerebilir.Psihoza poate implica credințe iluzorii sau paranoide.
Lüksemburg laik bir devlet olmasına karşın, devlet bazı inançları resmî olarak tanır.Luxemburgul este un stat secular⁠(d), dar statul recunoaște anumite religii ca fiind oficial aprobate.
Şah’ın ilk kitapları “azınlık inançları” dediği konudaki araştırmalardı.Primele cărți publicate de Idries Shah au fost studii pe teme refritoare la „credința minorităților”.
Türbelerle ilgili görüşlerin arkasındaki temel neden, insanların ölümden sonraki yaşamla ilgili inançlardır.Crezul geților în ceea ce privește nemurirea este următorul.
Birbirimizin inançlarına saygı göstermeliyiz.Trebuie să ne respectăm credințele reciproc.
Halkın büyük çoğunluğu bu inançla gayrimenkule yatırım yaptı.A község lakosságának egy része ezt a nagy beruházást fenntartásokkal fogadta.
İnsanlar ya da toplumların din ve inançları, sosyal yapılarına uygun gerçeklik düzeyinin güzel bir örneğidir.A népek vallásai és hitei jó példák a valóság ezen szintjére.
Çin geleneksel dini, Çin halkının dinsel uygulamaları ve inançları paylaştığı bir dini gelenektir.A hagyományos kínai kultúra hisz Istenben és az ég parancsában.
Ortodoksluk ve Katolik inançlarını benimsemişlerdir.A katolikus szokásokat és ünnepeket megtartja.
Katoliklik boş inançlardan başka bir şey değildir.A vallásosságukat nem egyetlen, kizárólagos hit határozza meg.
İnsanlar dünyadaki hareketlerine ve inançlarına göre cennete veya cehenneme giderler.Emiatt az ember lelke vagy a Pokolba, vagy a Mennybe juthatott.
İnançları sarsmak, ilmi sarsmaktan daha zordur.A dolgot megnehezíti, hogy Kardos doktor hülyébb mint valaha.
İnançlarını anlatan felsefe çalışmaları yapmıştı.Hitt az illúzióiban.
Japon mitolojisi, eski Japon mitleri, efsaneleri ve inançlarıdır.Japanilainen mytologia tarkoittaa muinaisten japanilaisten jumaltarustoa, legendoja ja uskomuksia.
Aksine onu inançlarına davet ederler.Hän kuitenkin katsoi, että siihen tulee uskoa.
Şah’ın ilk kitapları “azınlık inançları” dediği konudaki araştırmalardı.Shaahin varhaiset teokset olivat tutkimuksia "vähemmistöuskomuksista", kuten hän niitä kutsui.
İnançlarına göre günah işleyerek günahtan çıkılabilir.Vain heidän keskuudessaan on mahdollista saada synnit anteeksi.
Bazı inançlarda ölü gömülür, bazılarında ise yakılır.Osa vainajista polttohaudattiin ja osa haudattiin ruumishautaan.
Ortodoks olmayan inançlarından ötürü Püritenler kamu görevlerinden dışlanmaktaydılar.Joukkoihin liittyneet maaorjat vapautettiin feodaalivelvollisuuksistaan.
Kalanı ise Hristiyanlık, Konfüçyanizm, Budizm ve Putperestlik gibi inançlara sahiptirler.Moonilaisuudessa on aineksia kristinuskosta, taolaisuudesta, buddhalaisuudesta ja kungfutselaisuudesta.
Madde 11 Düşüncelerin ve inançların serbestçe dışavurumu en değerli insan haklarından bir tanesidir.Vapaa ajatusten ja mielipiteiden vaihto on ihmisten kallisarvoisimpia oikeuksia.
Onlardan ise inançlarında aktif olanların sayısı 150'den fazla değildi.Uhrien määrä kasvoi myöhemmin yli 150:een.
Bu inançla, babasını karanlık taraftan döndürmek için çabalar ve başarır.Hän yrittää tuloksetta käännyttää isänsä pois Voiman pimeältä puolelta.
Geleneksel inançlara göre hareket etme.Älä oleta tavallista poliittista sääntöjenmukaisuutta.
Madde 11 Düşüncelerin ve inançların serbestçe dışavurumu en değerli insan haklarından bir tanesidir.Άρθρο 11 - Η ελεύθερη ανταλλαγή σκέψεων και ιδεών είναι ένα από τα πολυτιμότερα δικαιώματα του ανθρώπου.
Şah’ın ilk kitapları “azınlık inançları” dediği konudaki araştırmalardı.Τα πρώτα βιβλία του Σαχ ήταν μελέτες πάνω σε αυτό που ο ίδιος αποκαλούσε "μειονοτική πίστη".
Batıl inançlardan vazgeçilmelidir.Πίστευε σε υπερφυσικές δυνάμεις.
Bu inançlar çok güçlü ve ısrarcı olabilir.Αυτοί οι τρόποι συμπεριφοράς μπορεί να είναι επίμονοι και πολύ δύσκολο να αλλάξουν.
Çok zengin bir tarihi olup, bazı dini inançlar yönünden önemli bir kenttir.Είναι ένας πολύ σημαντικός χώρος για το άτομο αυτό και ένα μεγάλο βήμα του προς τη θρησκεία.
Yine de eski inançlar bütünüyle silinmedi.Imidlertid forsvandt de gamle strukturer ikke fuldstændig.
İnançlarına göre günah işleyerek günahtan çıkılabilir.De tør håbe på syndesygens overvindelse.
Bunlara Sasani yönetimi altında inançlarını özgürce yaşayan Hristiyanlar da dahildi.De omfattede kristne, som havde tilladelse til frit at dyrke deres tro under sassanidisk styre.
Bu inançlara mensup kişiler, kendi dini kurallarına göre yargılanırdı.En borger havde ret til at blive dømt i overensstemmelse med lovene for sin religion.
İlgili Sayfalar