inançla ile cümle
inançla kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bu gerçekten de inançlarıma sadık kalmamın tek yolu.Людям необходимо оставаться верным своим убеждениям.
Katoliklik boş inançlardan başka bir şey değildir.Но шиваизм это не только лишь следование религиозным традициям.
Bu dinin inançla ilgili prensipleri şunlardı.Поговорим о происхождении религий.
Yeni inançlar zaten vardı ve diğer inançlar ile kaynaştılar.Это взволновало верующих и дало им новую надежду.
Birçoğu onun politik inançları ve ekonomik zenginliğinin kesişmesiyle ilgilidir.Для него несомненна связь между политической экономией и нравственностью.
Pek çok insan o yerlere inançlarını kapatıp ziyarete çıkıyorlar.Так многие здесь теперь верят и ожидают.
Köy, inançsal olarak ise Alevi inançlarına mensuptur.Так или иначе, но им приходится нести ответственность за свои псевдоубеждения.
Âhiret inançları kuvvetlidir.الإيمان بعوالم الآخرة ومواقفها.
Ülkedeki diğer tüm inançlarda olduğu gibi bu politikayla da İslam köklü değişiklikler geçirdi.بسبب هذه السياسة، خضع الإسلام مع كل الديانات الأخرى في البلاد لتغييرات جذرية.
Bununla birlikte bu kuramları halkın inançlarına ters düşmüştür.لقد فرح الناس بهؤلاء الفتية المؤمنين.
Yüksek güven düzeyleri bireylerin kendi inançlarını destekleyen bilgi arama tercihlerini azaltmaktadır.تُقلِّل مستويات الثقة المرتفعة من تَفضيل المعلومات المؤيِّدة لمعتقدات الفرد.
Lüksemburg laik bir devlet olmasına karşın, devlet bazı inançları resmî olarak tanır.لوكسمبورغ هي دولة علمانية، لكن الدولة تعترف بأديان معينة كديانات رسميَّة.
Gandi inançlarını ilk olarak "Tanrı Doğruluktur" diyerek özetlemiş.ولخص غاندي أول معتقداته في الله هو الحقيقة.
Felsefe tarihine göre birçok filozof dinî inançlara veya bilime de eğilmiştir.من الناحية التاريخية ارتكزت أكثر الفلسفات إمّا على معتقدات دينية، أَو علمية.
Sümer inançlarında bir tufan meydana getirerek insanları cezalandıran da odur.ٱلمُؤْمِن: هو الذي سلم أوليائه من عذابه، والذي يصدق عباده ما وعدهم.
Halbuki annesi İrini kendi inançları doğrusunda bir "putsever (ikonodul)" idi.لولا أن أمها (زوجة الابن) تكن له مشاعر الكره، فتنجح في إقناع زوجها بطرد والده من البيت.
Bu gerçekten de inançlarıma sadık kalmamın tek yolu.أنا آسف حقا، ولكن هذا هو السبيل الوحيد للخروج بالنسبة لي.
Aksine onu inançlarına davet ederler.وطلب منه أن يؤمن به.
Havva, değişik inançlarda ve İbrahimi dinlerde ilk insan Âdem'in eşidir.قابيل هو أول أبناء آدم في جميع الديانات السماوية.
Örtülü ateizm – "Bilinçli bir reddiyede bulunmaksızın teistik inançların noksanlığı"."الصادق بوعبان الذي لا أعرفه - آراء حرة".
Altayların ve Yakutların Tengricilik inançlarında koruyucu tanrıçalarındandır.وتتكون النقوش في القاعة الرئيسية من آلهة الحماية.
İnançları uğruna ölmeye hazırdılar ve en nihayetinde öldüler."تأملوا بسيرتهم حتى النهاية واقتدوا بإيمانهم".
Şah’ın ilk kitapları “azınlık inançları” dediği konudaki araştırmalardı.Os primeiros livros de Shah eram estudos do que chamava de "crenças minoritárias".
Muğlak ve hoş sözler genellikle böyle hareket ve inançları haklı göstermek için kullanılır.Frases genéricas agradáveis são, frequentemente, usadas para justificar essas ações ou crenças.
Ad resmen çeşitli inançlardan grupların katılımı nedeniyle değiştirildi.O nome mudou oficialmente devido à crescente participação de partido de várias religiões.
Yine de halkın dinsel inançları hakkında bilinen çok az bilgi elit tabakanın gelenekleriyle uyumludur.Mas no geral, o pouco que se sabe sobre a crença religiosa popular é consistente com a tradição da elite.
Geleneksel inançlara göre hareket etme.Não aja de acordo com as crenças habituais.
İslam ve Yahudilik gibi dinler de Avrupa Birliği içinde temsil edilen inançlardandır.Outras religiões, tais como islamismo e o judaísmo, também estão representados na sua população.
İnsan hayatının tüm yönlerini inançlarına göre yönetebilecek toplumlar oluşturmaya çalıştılar.Pessoas que possam guiar suas vidas de acordo com suas convicções.
Katoliklik boş inançlardan başka bir şey değildir.A participação italiana não se limitou apenas à fé católica.
Tanrılar bu dönemden önce tarihöncesi dinsel inançlardan kaynaklanarak ortaya çıkmış olmalıdır.Deus teria tomado esta decisão antes da criação do Universo.
Ailesinin dini inançlarını reddetti, evli kadınlarla ve hayat kadınlarıyla ilişkiler kurdu.Ele morreu sob a nossa espada livre, com suas mulheres e seus filhos.
Bazı inançlarda ölü gömülür, bazılarında ise yakılır.Sepultavam-se os mortos e, certas vezes, queimavam-se.
Klamath inançlarına göre Mazama Dağı'nda yeraltında "Llao" adlı yeraltı tanrısı yaşamaktadır.Acredita-se que o deus Krishna "habita" no patchuli.
İnançların yorumunda yanlılık zekâ düzeyinden bağımsız olarak kalıcıdır.Vieses na interpretação de crenças são persistentes, independentemente do nível de inteligência.
İnançlarına göre günah işleyerek günahtan çıkılabilir.Ou dizendo a si mesmos que seus pecados eram justificáveis.
Ülkedeki diğer tüm inançlarda olduğu gibi bu politikayla da İslam köklü değişiklikler geçirdi.Como em todo movimento separatista, este também teve alguma oposição.
Katolik inançların egemen olduğu Fransa'da yaşamı tehlikeye girince İsviçre'ye kaçtı.Sua conduta durante a ocupação francesa da Suíça levou-o à morte.
Alışılmadık inançlara bağlı olmaya daha fazla meyillidirler.Ele os considera desnecessários à vida religiosa.
Babası bir rahip ve güçlü kişisel inançları olan bir Hristiyandı.Zijn vader was een priester met een sterk persoonlijk geloof.
Bu husus, Dağ Ruhuna (Dağ İyesine) olan inançla bağlantılıdır.Behalve het geloof van een heer, dat bergen verzet.”
İşte bu döneme kabilelerin oluşumu, ilk sanat ve inançlarındaki (tapınma, ibadet) oluşması tesadüf ediyor.De bewoners geloven wat hij zegt en beginnen te vasten.
İnsanlar dünyadaki hareketlerine ve inançlarına göre cennete veya cehenneme giderler.Mensen kunnen na de dood, afhankelijk van hun aardse daden en geloof, naar de hel of naar het paradijs gaan.
Emunoth ve-Deoth (İnançlar ve Fikirler Kitabı) Gaon'un en önemli çalışmasıdır.Zijn belangrijkste werk is Emunoth ve-Deoth (Boek van overtuigingen en meningen).
Ayrıca Endonezya halkının öldükten sonraki yaşama olan inançlarını bildirir.Het impliceert ook dat het Indonesische volk gelooft in een leven na de dood.
Bu anlamda tekrar dirilme inançları vardır.Hierdoor kan men weer morele overtuigingen hebben.
Batıl inançlardan vazgeçilmelidir.Hij weigert uit godsdienstige overwegingen.
Bu inançların birçoğunda ölmüş kişiler ruh varlıklar şeklinde yaşamlarını sürdürmeye devam ederler.Mensen die aan deze aandoening lijden, gaan op den duur in hun eigen leugens geloven.
İnsan hayatının tüm yönlerini inançlarına göre yönetebilecek toplumlar oluşturmaya çalıştılar.Ze willen als gemeenschap in alles orde scheppen.
Mantık, yanlış sonuca inançla ulaşmanın sistematik bir metodudur.Logica is een systematische methode om betrouwbaar uit te komen op de verkeerde conclusie.
Aksine onu inançlarına davet ederler.Silnie wierzy w swe przekonania.
Bu gerçekten de inançlarıma sadık kalmamın tek yolu.Jedynym powodem, dla którego odnoszę sukces jest to, że pozostaję wierną sobie.
Onlardan ise inançlarında aktif olanların sayısı 150'den fazla değildi.Ogółem liczyły one nie więcej niż 150 osób.
İnançlarına göre totem olan hayvana ne zarar verebilir, ne de öldürebilir.Urban Legends Can Kill To, w co nie wierzysz, nie może Cię zabić. (ang.)
Tanrısal ve ahirete ilişkin inançlar, başlangıcından beri antik Mısır Uygarlığı'nda desteklendi.Przekleństwa i formy obraźliwe występują w języku od początku cywilizacji.
Ateistik inançlar, Thomas Aquinas gibi filozoflar tarafından düzen ve toplum için tehdit olarak görülmüştür.Filozofowie tacy jak Tomasz z Akwinu uważali, że przekonania ateistyczne zagrażały porządkowi i społeczeństwu.
Yine de uzaylı ziyaretçilerine yaygın inançla (bkz.Inni: Spotkania z pozaziemską inteligencją (Die Anderen.
Yakutların inançlarında sık sık bahsedilen varlıklardır.Frazy wypowiadane przez króliki często się powtarzają.
İnançlarına göre günah işleyerek günahtan çıkılabilir.Wszyscy postanawiają wyspowiadać się z grzechów.
Gandi inançlarını ilk olarak "Tanrı Doğruluktur" diyerek özetlemiş.Gandhi summerade sina trosuppfattningar först när han sade ”Gud är Sanning”.
İlgili Sayfalar