inançlı ile cümle
inançlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Dünyada faydalı olmak için çok istekli ve inançlıydım.Mondhatom, ez hatott rám. Buzgón próbáltam a világ hasznára lenni.
Dünyada faydalı olmak için çok istekli ve inançlıydım.Olin siis melko psyykattu. Halusin olla hyödyksi maailmassa.
Dünyada faydalı olmak için çok istekli ve inançlıydım.Saya merasa cukup menghayatinya. Saya sangat gembira untuk berguna bagi dunia.
Dünyada faydalı olmak için çok istekli ve inançlıydım.Toen was ik aardig verward. Ik was erg gretig om nuttig te zijn in de wereld.
Dünyada faydalı olmak için çok istekli ve inançlıydım.Οπότε ήμουν πολύ νευρική. Ήμουν πολύ πρόθυμη να χρησιμεύσω σε κάτι.
Dünyada faydalı olmak için çok istekli ve inançlıydım.В то время это очень меня взволновало. Я очень стремилась быть полезной в этом мире.
Dünyada faydalı olmak için çok istekli ve inançlıydım.Сега, аз много се развълнувах. Бях много нетърпелива да съм полезна на света.
Dünyada faydalı olmak için çok istekli ve inançlıydım.Тож я була доволі схвильована. Я прагнула бути корисною в цьому світі.
Dünyada faydalı olmak için çok istekli ve inançlıydım.התלהבתי מאוד מהרעיון. השתוקקתי להביא תועלת לעולם.
Dünyada faydalı olmak için çok istekli ve inançlıydım.وكنت متهيئة لذلك وكان لدي اصرار كبير لان اصبح شيئاً مفيداً في هذا العالم
Dünyada faydalı olmak için çok istekli ve inançlıydım.世界の役に立ちたいと思いました 誰もが感じたことのある あの感覚です
"Efendim?" Tam arkamda duran, Jeeves vardı inançlı."Gospod?" Ni bilo Jeeves, stoji za mano, poln of vnemo.
"Efendim?" Tam arkamda duran, Jeeves vardı inançlı."선생님?"전체, 내 뒤에 서, Jeeves가 발생했습니다
"Efendim?" Tam arkamda duran, Jeeves vardı inançlı."Monsieur?" Il y avait Jeeves, debout derrière moi, plein de zèle.
"Efendim?" Tam arkamda duran, Jeeves vardı inançlı."Pane?" Bol Jeeves, ktorý stál za mnou, plné horlivosti.
"Efendim?" Tam arkamda duran, Jeeves vardı inançlı."Pane?" Byl Jeeves, který stál za mnou, plné horlivosti.
"Efendim?" Tam arkamda duran, Jeeves vardı inançlı."Signore?" C'era Jeeves, in piedi dietro di me, pieno di zelo.
"Efendim?" Tam arkamda duran, Jeeves vardı inançlı."Sir?" Ada Jeeves, berdiri di belakang saya, penuh semangat.
"Efendim?" Tam arkamda duran, Jeeves vardı inançlı."Sir?" Der var Jeeves, stående bag mig, fuld af iver.
"Efendim?" Tam arkamda duran, Jeeves vardı inançlı."Sir?" Det var Jeeves, stående bakom mig, full av iver.
"Efendim?" Tam arkamda duran, Jeeves vardı inançlı."Sir?" Er was Jeeves, stond achter me, vol van ijver.
"Efendim?" Tam arkamda duran, Jeeves vardı inançlı."Sir?" Es gab Jeeves, der hinter mir stand, voll der Eifer.
"Efendim?" Tam arkamda duran, Jeeves vardı inançlı."Sir?" Nie było Jeeves, stoi za mną, pełen z zapałem.
"Efendim?" Tam arkamda duran, Jeeves vardı inançlı."Sir?" Nu a fost Jeeves, în picioare în spatele meu, plin de zel.
"Efendim?" Tam arkamda duran, Jeeves vardı inançlı."Sir?" Oli Jeeves, seisoo takanani, täynnä of innokkaasti.
"Efendim?" Tam arkamda duran, Jeeves vardı inançlı."Thưa ông?" Có Jeeves, đứng phía sau tôi, đầy đủ của lòng nhiệt thành.
"Efendim?" Tam arkamda duran, Jeeves vardı inançlı."Uram?" Nem volt Jeeves, mögöttem állt, a teljes buzgalommal.
"Efendim?" Tam arkamda duran, Jeeves vardı inançlı."Κύριε;" Υπήρξε Jeeves, στέκεται πίσω μου, την πλήρη του ζήλο.
"Efendim?" Tam arkamda duran, Jeeves vardı inançlı."Сер?" Існував Дживс, у мене за спиною, повна завзяття.
"Efendim?" Tam arkamda duran, Jeeves vardı inançlı."Сър?" Имаше Jeeves, стоящи зад мен, пълен усърдие.
"Efendim?" Tam arkamda duran, Jeeves vardı inançlı."Сэр?" Существовал Дживс, у меня за спиной, полная рвения.
"Efendim?" Tam arkamda duran, Jeeves vardı inançlı."سيدي الرئيس؟" كان هناك جيفيس ، واقفا ورائي ، والكامل
"Efendim?" Tam arkamda duran, Jeeves vardı inançlı.熱意の。お部屋にきらめくこの物質中の
Eğer inançlı, Tanrı'ya inanan biriyle karşılaşsan, nasıl inandığını ve bu fikri nereden edindiğini sor.Voglio dire,se incontri un uomo credente in Dio, chiedigli come fa a credere e da dove ha avuto questa idea.
Eğer inançlı, Tanrı'ya inanan biriyle karşılaşsan, nasıl inandığını ve bu fikri nereden edindiğini sor.Ако срещнете човек, вярващ в Бог, попитайте го по какъв начин вярва и откъде е получил тази идея.
İnançlı bir düşünce savaş bile çıkarabilir.Ajatus johon uskotaan, voi aloittaa jopa sodan.
İnançlı bir düşünce savaş bile çıkarabilir.Um pensamento em que se acredita pode até mesmo começar uma guerra.
İnançlı bir düşünce savaş bile çıkarabilir.Une pensée chargée de croyance peut aller jusqu'à déclencher une guerre.
İnançlı bir düşünce savaş bile çıkarabilir.Un pensamiento con convicción puede empezar incluso una guerra.
İnançlı bir düşünce savaş bile çıkarabilir.Мысль, наделенная верой, может разжечь войну.
İnançlı bir kimse tanrının varlığı konusunda müthiş güven sahibidri.Ein gläubiger Mensch ist sehr überzeugt davon, dass Gott existiert.
İnançlı bir kimse tanrının varlığı konusunda müthiş güven sahibidri.Вярващият човек е изключително убеден, че Бог съществува.
İnançlı kişi, hikayenin gerçek olup olmadığına bakmaz, anne, zekanın ne olduğunu sormaz.Ma i credenti non chiedono se la storia è vera,
İnançlı kişi, hikayenin gerçek olup olmadığına bakmaz, anne, zekanın ne olduğunu sormaz.Mais le croyant ne demande pas si l'histoire est réelle
İnançlı kişi, hikayenin gerçek olup olmadığına bakmaz, anne, zekanın ne olduğunu sormaz.Pero el que lo cree no se pregunta si la historia es real,
İnançlı kişi, hikayenin gerçek olup olmadığına bakmaz, anne, zekanın ne olduğunu sormaz.Но вярващият човек не поставя под въпрос дали историята на религията е вярна.
İnançlıyım, mesela Orta Doğu'daki barış olası; karşıt görüşü destekleyen bir sürü kanıta rağmen.Imam vero, denimo, da je mir na Bližnjem vzhodu možen, kljub čedalje večjemu številu dokazov o nasprotnem.
İnançlıyım, mesela Orta Doğu'daki barış olası; karşıt görüşü destekleyen bir sürü kanıta rağmen.Jag tror till exempel att fred i Mellanöstern är möjlig trots de ständiga bevisen om motsatsen.
İnançlıyım, mesela Orta Doğu'daki barış olası; karşıt görüşü destekleyen bir sürü kanıta rağmen.예를 들어, 지금까지의 모든 증거가 반대 편을 가리킴에도 불구하고 저는 중동에 평화가 가능하다고 믿습니다.
İnançlıyım, mesela Orta Doğu'daki barış olası; karşıt görüşü destekleyen bir sürü kanıta rağmen.Verím napríklad, že mier na Blízkom východe je možný napriek nekonečnému hromadeniu sa dôkazov o opaku.
İnançlıyım, mesela Orta Doğu'daki barış olası; karşıt görüşü destekleyen bir sürü kanıta rağmen.Още имам вяра, че например мирът в Близкия Изток е възможен, въпреки постоянните доказателства за обратното.
İnançlıyım, mesela Orta Doğu'daki barış olası; karşıt görüşü destekleyen bir sürü kanıta rağmen.Я вірую у те, що мир на Близькому Сході можливий, попри масу доказів, які вказують на протилежне.
İnançlıyım, mesela Orta Doğu'daki barış olası; karşıt görüşü destekleyen bir sürü kanıta rağmen.יש לי אמונה, למשל, ששלום במזרח התיכון אפשרי למרות הראיות ההולכות ומצטברות שההפך מזה קורה.
İnançlıyım, mesela Orta Doğu'daki barış olası; karşıt görüşü destekleyen bir sürü kanıta rağmen.عندي إيمان، مثلا، أن السلام في الشرق اﻷوسط ممكن على الرغم من الدﻻئل المتراكمة بعكس ذلك.
İnançlıyım, mesela Orta Doğu'daki barış olası; karşıt görüşü destekleyen bir sürü kanıta rağmen.そうは行かないという証拠が 大量に積み上げられる中でも 実現可能であると信じています 確信はありません
Kendi insanlarını koruyacak ve inançlı insanların dualarına cevap verecektir.Będzie On chronić swój lud i odpowiadać na modlitwy wiernych.
Kendi insanlarını koruyacak ve inançlı insanların dualarına cevap verecektir.Bude chránit své vlastní lidi a odpovídat na modlitby věrných.
Kendi insanlarını koruyacak ve inançlı insanların dualarına cevap verecektir.Che proteggerà il suo popolo, e risponderà alle preghiere dei fedeli.
Kendi insanlarını koruyacak ve inançlı insanların dualarına cevap verecektir.Él protegerá a su propio pueblo, y responderá las plegarias de los fieles.
Kendi insanlarını koruyacak ve inançlı insanların dualarına cevap verecektir.Er beschützt die seinen und erhört die Gebete der Treuen.