inançlı ile cümle

inançlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
9
ORT. KELİME
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.Имаше много хора... вярващите баха дошли с техните инвалидни колички, патерици, и т.н.
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.Там было много людей — верующие в инвалидных колясках и на костылях, и тому подобное.
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.היו שם הרבה אנשים - המאמינים באו לשם על גבי -
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.كان هناك الكثير من الناس هناك -- المؤمنون كانوا هناك --
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.松葉づえをついた人など 信心深い人々がいました
Bizler inançlı Müslümanlarız, ama özgür toplumlardaki özgür insanlar gibi yaşamak istiyoruz," dediler.Hívő muszlimok vagyunk, de szabad emberként akarunk élni egy szabad társadalomban."
Bizler inançlı Müslümanlarız, ama özgür toplumlardaki özgür insanlar gibi yaşamak istiyoruz," dediler.Jsme věřící muslimové, ale chceme žit jako svobodní lidé ve svobodné společnosti."
Bizler inançlı Müslümanlarız, ama özgür toplumlardaki özgür insanlar gibi yaşamak istiyoruz," dediler.Kami Islam, tetapi kami ingin hidup bebas di masyarakat yang bebas."
Bizler inançlı Müslümanlarız, ama özgür toplumlardaki özgür insanlar gibi yaşamak istiyoruz," dediler.우리는 이슬람교 신도들이지만, 자유로운 사회에서 자유로운 사람으로 살고 싶다"고 말했습니다.
Bizler inançlı Müslümanlarız, ama özgür toplumlardaki özgür insanlar gibi yaşamak istiyoruz," dediler.Nous sommes des croyants Musulmans, mais nous voulons vivre en peuple libre dans des sociétés libres."
Bizler inançlı Müslümanlarız, ama özgür toplumlardaki özgür insanlar gibi yaşamak istiyoruz," dediler.Siamo Musulmani credenti, ma vogliamo vivere come persone libere in una società libera."
Bizler inançlı Müslümanlarız, ama özgür toplumlardaki özgür insanlar gibi yaşamak istiyoruz," dediler.Sme moslimskí veriaci, ale chceme žiť ako slobodní ľudia v slobodnej spoločnosti."
Bizler inançlı Müslümanlarız, ama özgür toplumlardaki özgür insanlar gibi yaşamak istiyoruz," dediler."Somos crentes muçulmanos, "mas queremos viver como um povo livre numa sociedade livre."
Bizler inançlı Müslümanlarız, ama özgür toplumlardaki özgür insanlar gibi yaşamak istiyoruz," dediler.Somos musulmanes creyentes, pero queremos vivir como personas libres en sociedades libres".
Bizler inançlı Müslümanlarız, ama özgür toplumlardaki özgür insanlar gibi yaşamak istiyoruz," dediler.Suntem credincioși musulmani, dar vrem să trăim ca oameni liberi în societăți libere."
Bizler inançlı Müslümanlarız, ama özgür toplumlardaki özgür insanlar gibi yaşamak istiyoruz," dediler.Vi är troende muslimer, men vi vill leva som fria människor i fria samhällen."
Bizler inançlı Müslümanlarız, ama özgür toplumlardaki özgür insanlar gibi yaşamak istiyoruz," dediler.Wij zijn moslimgelovigen, maar we willen leven als een vrij volk in een vrije samenleving."
Bizler inançlı Müslümanlarız, ama özgür toplumlardaki özgür insanlar gibi yaşamak istiyoruz," dediler.Wir sind muslimische Gläubige, aber wir wollen als freie Leute in einer freien Gesellschaft leben.".
Bizler inançlı Müslümanlarız, ama özgür toplumlardaki özgür insanlar gibi yaşamak istiyoruz," dediler.Είμαστε μουσουλμάνοι αλλά θέλουμε να ζήσουμε ως ελεύθεροι άνθρωποι σε ελεύθερες κοινωνίες."
Bizler inançlı Müslümanlarız, ama özgür toplumlardaki özgür insanlar gibi yaşamak istiyoruz," dediler.Ми віруючі мусульмани, але ми хочемо жити як вільні люди у вільному суспільстві".
Bizler inançlı Müslümanlarız, ama özgür toplumlardaki özgür insanlar gibi yaşamak istiyoruz," dediler.Мы мусульманские верующие, но мы хотим жить как свободные люди в свободных обществах."
Bizler inançlı Müslümanlarız, ama özgür toplumlardaki özgür insanlar gibi yaşamak istiyoruz," dediler.Ние сме мюсюлмани, но искаме да живеем като свободни хора в свободни общества."
Bizler inançlı Müslümanlarız, ama özgür toplumlardaki özgür insanlar gibi yaşamak istiyoruz," dediler.אנחנו מוסלמים מאמינים, אבל אנחנו רוצים לחיות כאנשים חופשיים בחברה חופשית."
Bizler inançlı Müslümanlarız, ama özgür toplumlardaki özgür insanlar gibi yaşamak istiyoruz," dediler." نحن جميعا مسلمون .. ولكننا نريد ان نعيش كأحرار .. في مجتمعات حرة "
Bizler inançlı Müslümanlarız, ama özgür toplumlardaki özgür insanlar gibi yaşamak istiyoruz," dediler.自由な社会で自由な市民として生きたいのです。" もちろん、長い道のりです。
Böylece anneannemin küçük ve batıl inançlı orta sınıf muhitinden dışarıya çıkarak,Ich wurde also aus dieser kleinen, abergläubischen
Böylece anneannemin küçük ve batıl inançlı orta sınıf muhitinden dışarıya çıkarak,그래서 외할머니가 살고 계셨던 조그마한 마을에서 미신을 믿으며 살던 중산층 사람들과 작별을 하고
Böylece anneannemin küçük ve batıl inançlı orta sınıf muhitinden dışarıya çıkarak,Quindi da questo piccolo, superstizioso quartiere borghese di mia nonna, fui proiettata in questa
Böylece anneannemin küçük ve batıl inançlı orta sınıf muhitinden dışarıya çıkarak,וכך, מהשכונה של סבתי, הקטנה, עתירת האמונות הטפלות ,מהמעמד הבינוני,
Böylece anneannemin küçük ve batıl inançlı orta sınıf muhitinden dışarıya çıkarak,وإذن من هذا الحي الصغير, المؤمن بالخرافات, المنتمي للطبقة المتوسطة, حيث كانت جدتي,
Böylece anneannemin küçük ve batıl inançlı orta sınıf muhitinden dışarıya çıkarak,小さな中流階級の街を離れ マドリッドにある上流階級の
Bunlar inançlıları, havarileri temsil ediyorlar. Ve elbette İsa gibi, Tanrı'nın havarilerini.Reprezentują one wiernych, wszystkich apostołów i oczywiście jak Jezus - Baranka Bożego.
Bu şekilde nasıl inançlı olunabilir?Come si potrebbe praticare una fede così?
Bu şekilde nasıl inançlı olunabilir?Comment peut-on pratiquer une telle foi?
Bu şekilde nasıl inançlı olunabilir?¿Cómo puede practicarse tal fe?
Bu şekilde nasıl inançlı olunabilir?Cum ar putea crede cineva așa?
Bu şekilde nasıl inançlı olunabilir?Hoe kan iemand zo'n geloof beoefenen?
Bu şekilde nasıl inançlı olunabilir?Jak by se dala praktikovat taková víra?
Bu şekilde nasıl inançlı olunabilir?Jak można praktykować taką wiarę?
Bu şekilde nasıl inançlı olunabilir?어떻게 그런 신앙을 일상적으로 실천 할 수 있나요?
Bu şekilde nasıl inançlı olunabilir?Làm sao người ta có thể thực hành một lòng tin như vậy ?
Bu şekilde nasıl inançlı olunabilir?Wie könnte man einen solchen Glauben ausüben?
Bu şekilde nasıl inançlı olunabilir?Πώς μπορεί κανείς να έχει τέτοια πίστη;
Bu şekilde nasıl inançlı olunabilir?Как може някой да практикува подобна вяра?
Bu şekilde nasıl inançlı olunabilir?Так как же следует верить в Бога?
Bu şekilde nasıl inançlı olunabilir?כיצד ניתן לעסוק באמונה כזו?
Bu şekilde nasıl inançlı olunabilir?كيف يمكن للمرء أن يمارس مثل هذا الإيمان؟
Bu şekilde nasıl inançlı olunabilir?流れ出る感情 考えをそっと押しのけて
Dünyada faydalı olmak için çok istekli ve inançlıydım.Acum, eram foarte entuziasmată. Eram foarte nerăbdătoare să îmi aduc folosul în lume.
Dünyada faydalı olmak için çok istekli ve inançlıydım.Ahora estaba bastante mentalizada. Estaba ansiosa por ser útil en el mundo.
Dünyada faydalı olmak için çok istekli ve inançlıydım.Bardzo mnie to poruszyło Chciałam być przydatna w świecie.
Dünyada faydalı olmak için çok istekli ve inançlıydım.Bila sem precej vznemirjena. Zelo sem bila vneta, da bi bila koristna na svetu.
Dünyada faydalı olmak için çok istekli ve inançlıydım.Byla jsem z toho nadšená. Chtěla jsem být strašně moc užitečná.
Dünyada faydalı olmak için çok istekli ve inançlıydım.Celkom ma to vzalo. Bola som odhodlaná byť užitočná pre svet.
Dünyada faydalı olmak için çok istekli ve inançlıydım.Das hat mich sehr aufgewühlt. Ich habe darauf gebrannt, etwas Nützliches zu tun.
Dünyada faydalı olmak için çok istekli ve inançlıydım.Eu sentia-me muito envolvida. Estava sedenta para ser útil no mundo.
Dünyada faydalı olmak için çok istekli ve inançlıydım.Hiện giờ tôi rất là xúc động. Tôi thiết tha được làm người có ích cho thế giới.
Dünyada faydalı olmak için çok istekli ve inançlıydım.Io ero piuttosto entusiasta. Ero davvero desiderosa di rendermi utile.
Dünyada faydalı olmak için çok istekli ve inançlıydım.J"étais débordante d'enthousiasme. J"étais pressée de me rendre utile dans le monde.
Dünyada faydalı olmak için çok istekli ve inançlıydım.저는 꽤나 흥분되었습니다. 저는 세상에 도움이 되는 사람이 정말 되고 싶었기 때문입니다.

İlgili Sayfalar