inançlı ile cümle
inançlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.60
BU SAYFADA CÜMLE
7
HARF
3
HECE
8
ORT. KELİME
O zamanlar aşırı inançlı ve koyu dindar hatta fanatik dindar bir kişi olarak bilinmekteydi.Hij stond bekend als sociaal en diep gelovig.
Bektaşi inançlı Dadaliler, camiye gider, vakit namazlarını kılar, oruç tutarlar.Gelovigen kunnen hun geloof aanroepen, en hiermee wonderen verrichten in tijd van nood.
İbrahim Bey Kuran'a gönülden bağlı, inançlı bir insandır ve sufi'dir.Abraham jest określany „ojcem wierzących”.
İnançlılara hizmet etmektedir.Wierzy w przepowiednie.
Şamanist inançlı avcı ve toplayıcıdırlar.Są wiernymi i inteligentnymi towarzyszami myśliwych.
İbrahim Bey Kuran'a gönülden bağlı, inançlı bir insandır ve sufi'dir.Den gör Abraham till den allt överskuggande förebilden för den troende.
Margaret da inançlı bir Metodist Hıristiyan olarak yetişti.Thatcher uppfostrades som metodist och hon förblev också under sitt liv en troende kristen.
Seçildiğinde inançlı bir komünist olduğunu belirtmiştir.Do smrti zůstal přesvědčeným komunistou.
Çek Cumhuriyeti, dünyadaki en eski inançlı nüfuslardan birine sahiptir.Česko má jednu z nejméně náboženských populací na světě.
İnançlı ve yürekli insanlardır.Fiți mândri și curajoși!
Michelet Demokrasi'nin inançlı bir taraftarı ve dahi Ruhban sınıfı'nın sert bir muhalifti.Meggyőződéses pacifista és demokrata volt, a weimari köztársaság elszánt védelmezője és szószólója.
"Tanrı'ya inanıyorum, ama inançlı değilim.Hän on uskollinen Jumala, ei hän vääryyttä tee.
Rubin inançlı bir Yahudidir ve bilim ile din arasında bir çelişki görmez.Η Ρούμπιν δεν είδε ποτέ σύγκρουση ανάμεσα στην επιστήμη και στη θρησκεία.
İnançlılara hizmet etmektedir.Den respekterer alle trosretninger.
Şamanist inançlı avcı ve toplayıcıdırlar.De var antagelig jegere og samlere.
"Tanrı'ya inanıyorum, ama inançlı değilim.“Ah Bapa Suci, pernahkah aku tidak setia kepadamu?
Margaret da inançlı bir Metodist Hıristiyan olarak yetişti.Keluarganya adalah penganut kristen Methodist.
Şamanist inançlı avcı ve toplayıcıdırlar.Một thợ săn tiền thưởng và lính đánh thuê nổi tiếng.
Tanrı bu inançlı kızkardeşlere bir geyik gönderir.居士・大姉 あつい信仰を持った信者に贈られる。
"Tanrı'ya inanıyorum, ama inançlı değilim.神を信じており、嫌いな物は無い。
İnançlılara hizmet etmektedir.信仰に身を捧げている。
Bektaşi inançlı Dadaliler, camiye gider, vakit namazlarını kılar, oruç tutarlar.すると海神は出迎えて拝(おろが)み、招き入れて慇懃(ねんごろ)(丁重)に慰め奉る。
Rubin inançlı bir Yahudidir ve bilim ile din arasında bir çelişki görmez.魯賓是一位嚴謹的猶太教徒,她認為科學與宗教並不存在衝突。
"Tanrı'ya inanıyorum, ama inançlı değilim.」她也曾說:「我信仰上帝,而非魔法。
Númenor kıtası battığında İnançlılar, Orta Dünya üzerindeki tek Númenorlu topluluğu değildi.אולם המשפחה ההאשמית לא הייתה הכוח היחיד בחצי האי ערב.
Bu inançlı Hindular dinlerini bir yaşam tarzı olarak benimserler.Религиозните вярвания на славяните били свързани с техния начин на живот.
"Tanrı'ya inanıyorum, ama inançlı değilim.Този бог е всевиждащ, но не и всемогъщ.
"Tanrı'ya inanıyorum, ama inançlı değilim.Kršten je, ali nije vjernik.
İnançlılara hizmet etmektedir.Propagoval znášanlivosť vierovyznaní.
Seçildiğinde inançlı bir komünist olduğunu belirtmiştir.Od mladosti bol presvedčený komunista.
Şamanist inançlı avcı ve toplayıcıdırlar.Pygmejovia sú polokočovní lovci a zberači.
Seküler devletlerde dinî bayramlar inançlı kişilerin isteği dahilinde resmî tatil olarak ilan edilebilir.Dreams Come True Med poletnimi počitnicami imajo poseben ogjemet imenovan Believe...
İnançlılara hizmet etmektedir.Buvo skirtas religijai propaguoti.
Devletine, bayrağına o kadar inançlıdır ki bu kararı verirken bir kere düşünmemiştir bile.Pusiaukelėje jis sužinojo, kad vėliava jau pakelta, bet vis tiek nusprendė nufotografuoti jau iškeltą vėliavą.
İnançlı ve yürekli insanlardır.Nad on julged ja enesekindlad koerad.
Ailesini sevdiğine, inançlı olduğuna inanıyorum.Liebt seine Familie, kümmert sich um seinen Glauben.
Batıl inançlısın, öyle mi?"Bist du etwa abergläubisch?"
Batıl inançlısın, öyle mi? Kadındaki sinire bak.Superstiziosa, eh?
Biraz inançlı ol, Gethin.Ai încredere, Gethin.
Biraz inançlı ol, Gethin.Có một số đức tin, Gethin.
Biraz inançlı ol, Gethin.Geloof erin, Gethin.
Biraz inançlı ol, Gethin.Imej upanje, Gethin.
Biraz inançlı ol, Gethin.Ten fe, Gethin.
Biraz inançlı ol, Gethin.Trošku víry, Gethine.
Biraz inançlı ol, Gethin.Έχε πίστη, Γκέθιν.
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.Bylo tam hodně lidí, jezdí tam věřící v kolečkových křeslech a s berlemi a tak podobně.
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.C'erano molte persone - i fedeli arrivavano in sedia a rotelle, con le stampelle e così via.
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.De gelovigen komen er in rolstoelen en op krukken in drommen op af.
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.Der var mange mennesker der -- de troende kommer der -- kørestole og krykker og så videre.
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.Det var mycket folk där -- de troende kom för att vara med i sina rullstolar och sina kryckor och så vidare.
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.Eine Menge Leute waren anwesend - die Gläubigen verkehren dort -
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.Era multă lume acolo... credincioşi veniţi să fie în ... scaune cu rotile şi cârje şi altele.
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.Havia lá muita gente — apareciam fiéis em cadeiras de roda e de muletas.
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.Hay un montón de personas, los creyentes que vienen, sillas de ruedas y muletas y así.
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.Il y avait beaucoup de monde -- les fidèles venaient avec leurs -- fauteuils roulants, leur béquilles, etc.
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.사람들이 많았는데 - 신념에 찬 이들은
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.Siellä oli paljon ihmisiä -- uskovat tulevat pyörätuoleillaan ja kainalosauvoillaan ja muilla.
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.Sokan voltak ott -- a hívők eljöttek kerekesszékben, mankóval, és így tovább.
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.Veliko ljudi je bilo tam, vernikov v invalidskih vozičkih, z berglami in tako naprej.
Bir sürü insan vardı. Tekerlekli sandalyeleri, koltuk değnekleriyle falan gelmiş bir sürü inançlı insan.Zgromadziła się tam cała masa bogobojnych osób, na wózkach inwalidzkich, o kulach, itp.