inanç ile cümle

inanç kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
5
HARF
2
HECE
11
ORT. KELİME
Alışkanlıklar, kesinlikler, inançlar, ünlem işaretleri, paradigmalar, dogmalar.Abitudini, certezze, convinzioni, punti esclamativi, paradigmi, dogmi.
Alışkanlıklar, kesinlikler, inançlar, ünlem işaretleri, paradigmalar, dogmalar.Gewohnheiten, Gewissheiten, Überzeugungen, Ausrufezeichen, Paradigmen, Dogmen.
Alışkanlıklar, kesinlikler, inançlar, ünlem işaretleri, paradigmalar, dogmalar.Gewoontes, zekerheden, overtuigingen, uitroeptekens, paradigma's, dogma's
Alışkanlıklar, kesinlikler, inançlar, ünlem işaretleri, paradigmalar, dogmalar.Hábitos, certezas, convicciones, signos de exclamación, paradigmas, dogmas.
Alışkanlıklar, kesinlikler, inançlar, ünlem işaretleri, paradigmalar, dogmalar.Hábitos, certezas, convicções, pontos de exclamação, paradigmas, dogmas.
Alışkanlıklar, kesinlikler, inançlar, ünlem işaretleri, paradigmalar, dogmalar.습관, 확신 책임, 느낌표 패러다임, 도그마라는 이름의 모래주머니들을 말입니다.
Alışkanlıklar, kesinlikler, inançlar, ünlem işaretleri, paradigmalar, dogmalar.Návyky, istoty, presvedčenia, výkričníky, vzory, dogmy.
Alışkanlıklar, kesinlikler, inançlar, ünlem işaretleri, paradigmalar, dogmalar.Návyky, jistoty, odsouzení, příkazy, rámce, dogmata.
Alışkanlıklar, kesinlikler, inançlar, ünlem işaretleri, paradigmalar, dogmalar.Obiceiuri, certitudini, convingeri, semne de exclamare, paradigme, dogme.
Alışkanlıklar, kesinlikler, inançlar, ünlem işaretleri, paradigmalar, dogmalar.Szokásokat, biztos dolgokat, előítéleteket, felkiáltójeleket, paradigmákat, dogmákat.
Alışkanlıklar, kesinlikler, inançlar, ünlem işaretleri, paradigmalar, dogmalar.Vanor, säkerheter, övertygelser, utropstecken, tankesystem, dogmas.
Alışkanlıklar, kesinlikler, inançlar, ünlem işaretleri, paradigmalar, dogmalar.Zwyczajów, pewników, przekonań, wykrzykników, wzorców, dogmatów.
Alışkanlıklar, kesinlikler, inançlar, ünlem işaretleri, paradigmalar, dogmalar.Навици, сигурности, убеждения, удивителни знаци, парадигми, догми.
Alışkanlıklar, kesinlikler, inançlar, ünlem işaretleri, paradigmalar, dogmalar.Привычки, очевичные факты, убеждения, восклицания, парадигмы, догмы.
Alışkanlıklar, kesinlikler, inançlar, ünlem işaretleri, paradigmalar, dogmalar.הרגלים, דברים בטוחים, אמונות, סימני קריאה, פרדיגמות, דוגמות.
Alışkanlıklar, kesinlikler, inançlar, ünlem işaretleri, paradigmalar, dogmalar.كالعادات والقناعات والادانات المسبقة وعلامات التعجب والنماذج النمطية و الاعتقادات الاجتماعية
Alışkanlıklar, kesinlikler, inançlar, ünlem işaretleri, paradigmalar, dogmalar.確信 感嘆符 パラダイム ドグマ それらを捨て去ることができれば
Allah'a derin bir inanç beslemiş, çocuklarını sevmiş ve hiçbir sadakayı kabul etmemişti.하나님에게 큰 믿음일 가지며 자식들을 사랑하는 가운데 지원금을 전혀 받으려고 하지 않으셨습니다.
Allah'a derin bir inanç beslemiş, çocuklarını sevmiş ve hiçbir sadakayı kabul etmemişti.האמינה עמוקות באלוהים, אהבה את ילדיה ולעולם לא היתה מקבלת צדקה.
Allah'a derin bir inanç beslemiş, çocuklarını sevmiş ve hiçbir sadakayı kabul etmemişti.لديها إيمان قوي بالله، أحبت أطفالها ولم تقبل مطلقاً بالإعانات.
Allah'a derin bir inanç beslemiş, çocuklarını sevmiş ve hiçbir sadakayı kabul etmemişti.施しは絶対受け取りません でもそれは 市場での機会があったからです
Ama ancak onları kaybettikten sonra bu inancın aynı zamanda bir çeşit kibir olduğunu anladımAbia dupa ce i-am pierdut am realizat ca a fost o aroganta din partea mea.
Ama ancak onları kaybettikten sonra bu inancın aynı zamanda bir çeşit kibir olduğunu anladımAle to się zmieniło, kiedy ich straciłem, bo zdałem sobie sprawę, że to była forma arogancji.
Ama ancak onları kaybettikten sonra bu inancın aynı zamanda bir çeşit kibir olduğunu anladımDe miután elvesztettem őket, rájöttem, hogy ez is egyfajta önteltség volt.
Ama ancak onları kaybettikten sonra bu inancın aynı zamanda bir çeşit kibir olduğunu anladım하지만 그것도 오만이었다는 것을 걔들을 잃고 나서 깨달았어
Ama ancak onları kaybettikten sonra bu inancın aynı zamanda bir çeşit kibir olduğunu anladımMaar nadat ik hen verloor besefte ik dat dat ook een vorm van arrogantie was.
Ama ancak onları kaybettikten sonra bu inancın aynı zamanda bir çeşit kibir olduğunu anladımMais ce n'est qu'après les avoir perdu que j'ai réalisé que c'était aussi une forme d'arrogance.
Ama ancak onları kaybettikten sonra bu inancın aynı zamanda bir çeşit kibir olduğunu anladımMa non è stato finchè li ho persi che ho realizzato che era solo una forma di arroganza.
Ama ancak onları kaybettikten sonra bu inancın aynı zamanda bir çeşit kibir olduğunu anladımMutta se oli siihen asti kunnes menetin heidät ja tajusin, että se oli myös röyhkeyttä.
Ama ancak onları kaybettikten sonra bu inancın aynı zamanda bir çeşit kibir olduğunu anladımNhưng cho tới khi ông đánh mất chúng (bố mẹ Ji Hoo) ông mới nhận ra rằng đó cũng là tính ngạo mạn.
Ama ancak onları kaybettikten sonra bu inancın aynı zamanda bir çeşit kibir olduğunu anladımTapi tidak sampai saya kehilangan mereka, baru saya menyadari kalau itu semua hanya keegoisan saya.
Ama ancak onları kaybettikten sonra bu inancın aynı zamanda bir çeşit kibir olduğunu anladımΑλλά δεν ήταν παρά μόνο αφού τους έχασα που<br /> κατάλαβα ότι αυτό ήταν μια μορφή υπεροψίας...
Ama ancak onları kaybettikten sonra bu inancın aynı zamanda bir çeşit kibir olduğunu anladımНо это было до того как я потерял их. Тогда я осознал что это было формой высокомерия
Ama ancak onları kaybettikten sonra bu inancın aynı zamanda bir çeşit kibir olduğunu anladımلكنّي لم أعرف أنّه نوع من العناد سوى عند فقدانهما فقط
Ama ancak onları kaybettikten sonra bu inancın aynı zamanda bir çeşit kibir olduğunu anladımお前まで失うかもしれないという 恐れのせいで
Ama başarısızlık bir opsiyon olmalı sanatta ve araştırmada, çünkü bu bir inanç sıçraması.Ale v umění a průzkumnictví musíte mít možnost selhat, protože víte, že hodně riskujete.
Ama başarısızlık bir opsiyon olmalı sanatta ve araştırmada, çünkü bu bir inanç sıçraması.Dar eșecul trebuie să fie o opțiune în artă și în explorare, pentru că este o chestiune de încredere.
Ama başarısızlık bir opsiyon olmalı sanatta ve araştırmada, çünkü bu bir inanç sıçraması.하지만 실패는 선택 사항 중 하나여야만 합니다. 예술이나 탐험에 있어서는요. 왜냐하면 믿음이 더 두터워질 기회거든요.
Ama başarısızlık bir opsiyon olmalı sanatta ve araştırmada, çünkü bu bir inanç sıçraması.Maar mislukking moet een optie zijn in kunst en ontdekking, omdat het een sprong in het diepe is.
Ama başarısızlık bir opsiyon olmalı sanatta ve araştırmada, çünkü bu bir inanç sıçraması.Mais l'échec doit être une option dans l'art et dans l'exploration, parce que c'est un acte de foi.
Ama başarısızlık bir opsiyon olmalı sanatta ve araştırmada, çünkü bu bir inanç sıçraması.Ma l'errore deve essere un'opzione nell'arte e nell'esplorazione, perché è come fare un salto nel vuoto.
Ama başarısızlık bir opsiyon olmalı sanatta ve araştırmada, çünkü bu bir inanç sıçraması.Mas o fracasso tem que ser uma opção na arte e na exploração, porque é um salto de fé.
Ama başarısızlık bir opsiyon olmalı sanatta ve araştırmada, çünkü bu bir inanç sıçraması.Men fiasko skal være en mulighed i kunst og udforskning, fordi det er et trosspring .
Ama başarısızlık bir opsiyon olmalı sanatta ve araştırmada, çünkü bu bir inanç sıçraması.Mutta epäonnistumisen on oltava vaihtoehto taiteessa ja tutkimusmatkailussa, koska se on hyppy tuntemattomaan.
Ama başarısızlık bir opsiyon olmalı sanatta ve araştırmada, çünkü bu bir inanç sıçraması.Pero fallar ha de ser una opción en el arte y la exploración, porque es un salto de fe.
Ama başarısızlık bir opsiyon olmalı sanatta ve araştırmada, çünkü bu bir inanç sıçraması.Αλλά η αποτυχία πρέπει να υπάρχει ως επιλογή στην τέχνη και την εξερεύνηση, γιατί είναι ένα άλμα στο άγνωστο.
Ama başarısızlık bir opsiyon olmalı sanatta ve araştırmada, çünkü bu bir inanç sıçraması.Але право на помилку повинно бути і в мистецтві, і в дослідженні, тому що це сміливий крок.
Ama başarısızlık bir opsiyon olmalı sanatta ve araştırmada, çünkü bu bir inanç sıçraması.Но неуспехът трябва да е опция в изкуството и в изследванията, защото това е въпрос на доверие.
Ama başarısızlık bir opsiyon olmalı sanatta ve araştırmada, çünkü bu bir inanç sıçraması.Но право на ошибку должно быть и в искусстве, и в науке, потому что это путь в неизвестность.
Ama başarısızlık bir opsiyon olmalı sanatta ve araştırmada, çünkü bu bir inanç sıçraması.אבל הכשלון חייב להיות אפשרות באמנות ובמחקר, כי זו קפיצה מתוך אמונה.
Ama başarısızlık bir opsiyon olmalı sanatta ve araştırmada, çünkü bu bir inanç sıçraması.ولكن الفشل يجب أن يكون خياراً في الفن و الاستكشاف ..لانها تحتاج إيمان عالٍ.
Ama başarısızlık bir opsiyon olmalı sanatta ve araştırmada, çünkü bu bir inanç sıçraması.あるべきです 信じて飛び込むべきなんです 革新的な試みは全て
Ama belki de inanç maymun ve cüce olarak biz.Dar poate că este o convingere, cum suntem ca maimuţele sau ca homunculus.
Ama belki de inanç maymun ve cüce olarak biz.하지만 이건 우리가 실제로 원숭이나 호문쿨루스라는 확신일 수 있습니다.
Ama belki de inanç maymun ve cüce olarak biz.Ma è forse la convinzione di come siamo sia scimmia che omuncolo.
Ama belki de inanç maymun ve cüce olarak biz.Mais c'est peut-être la conviction du singe et de l'homoncule que nous sommes.
Ama belki de inanç maymun ve cüce olarak biz.Może to być też przekonanie o naszym podobieństwie do małpy i homonkulusa.
Ama belki de inanç maymun ve cüce olarak biz.Pero puede ser la convicción de mono y homúnculo que somos.
Ama belki de inanç maymun ve cüce olarak biz.Ίσως όμως να είναι η καταδίκη σαν πίθηκοι και ανθρωπάρια που είμαστε.
Ama belki de inanç maymun ve cüce olarak biz.А може и да е убеждението ни като маймуни и хомункулуси, каквито сме.
İlgili Sayfalar