İnsan oğlunun konuşma yeteneği vardır.Man has the ability to speak.
İnsana da aşırı sıcaklıklara karşı koruyucu cihazlar verilmektedir.Man, too, has been given protective devices against extreme temperatures.
İnsan oğlu birçok şekilde iletişim kurar.Human beings communicate in many ways.
İnsan ve hayvan yaşamı atmosferik çevreye gösterdikleri tepkilerden etkilenirler.Human and animal life are influenced by their reactions to the atmospheric environment.
Açlık insan güdülerinin belkide en güçlüsüdür.Hunger is perhaps the strongest of all human drives.
Para her zaman insan ilişkilerinde çok önemli sayılmaz.Money doesn't always count for much in human relationships.
Korku değil, umut insan ilişkilerinde yaratıcı ilkedir.Hope, not fear, is the creative principle in human affairs.
İnsanlar kendi aralarında mücadele ederken melekler yukarıdan izlerler.Angels watch from above as men fight amongst themselves.
İnsanlar aynı anda koşmaya başladılar.People started to run all at once.
İnsanların hakkımızda söylediklerinin doğru olduğunu bilmek ne kadar kötü!How awful to reflect that what people say of us is true!
İnsanlar krizin bittiğini söylüyor.People are saying that the crisis is over.
İnsanlar krizin bittiğini söylüyorlar.People are saying that the crisis is over.
İnsanların barışı savaşa tercih ettiklerinden şüphe yok.There is no doubt that people prefer peace to war.
İnsanlar sahilin yanında oynuyorlar.People are playing near the beach.
Bir grup insan kar botlarıyla yola koyuldular.A group of people started off in snow boots.
İnsanlar korkuyla doluydu.People were filled with fright.
İnsanların her zaman olduğundan daha çok boş zamanı var.People have more leisure than they have ever had.
Bir zamanlar insanlar dünyanın düz olduğuna inanırdı.People once believed the world was flat.
İnsanlar bu raporun doğru olduğuna inanıyor.People believe this report true.
İnsanlar bunu anneme sık sık söyledi.People often said this to my mother.
İnsanlar birbiri ardına hayvanat bahçesindeki garip hayvanı görmeye geldiler.People came to see the strange animal in the zoo one after another.
İnsanlar yetime acıdı.People took pity on the orphan.
İnsanlar çocuğa güldü.People laughed at the boy.
İnsanlar ünlü orkestrayı dinlemek için konser salonun geldiler.People came to the concert hall to listen to the famous orchestra.
İnsanlar futbol oynamaya bile teşvik edildi.People were even encouraged to play football.
İnsanlar fazla ve daha fazla portakal suyu içmek için geldiler.People came to drink orange juice more and more.
İnsanlar genelde havadan şikayet eder.People often complain about the weather.
İnsanlar onun arkasından ona gülerdi.People used to laugh at him behind his back.
İnsanlar onun müziğini dinlemek için evlerinden çıktılar.The people came out of their houses to listen to his music.
Bütün insanlar sizin fikrin taraftarı.All the people are in favor of your idea.
İnsanlar orada kiliseler ve okullar kurdu.People established churches and schools there.
İnsanlar birbirlerini sevmeliler.People must love one another.
İnsanlar özgürlüğü seviyor.People love freedom.
İnsanlar özgürlüğü sever.People love freedom.
İnsanlar gelecek hakkında endişeli görünüyordu.People seemed to be anxious about the future.
İnsanlar kaleden dışarı koştular.People ran out of the castle.
İnsanlar genel olarak gazetelerin söylediği her şeye inanıyorlar.People in general have faith in everything newspapers say.
İnsanlar dili sadece insanların kullanabildiğini düşünürdü.People used to think that only humans could use language.
İnsanlar ırksal sorunlar hakkında kaygı duyuyorlar.People are concerned about racial problems.
İnsanlar ırksal sorunlar hakkında kaygılılar.People are concerned about racial problems.
İnsanlar hayata bakış açısı yönünden çok farklı olurlar.People greatly differ in their views of life.
İnsanlarda bir savaş korkusu var.People have a fear of wars.
İnsanlar köylerde yaşıyordu.People lived in villages.
İnsanlar diğerlerine ön yargı ile bakmak eğilimindedir.People tend to look at others with bias.
İnsanlar, Devlet Başkanı'nın imzasını almak için sıraya girdiler.The people were in a line to get the signature of the president.
İnsanlar artık erkeklerin saçlarını uzatmalarına acayip olarak bakmıyorlar.People no longer consider it strange for men to let their hair grow long.
İnsanlar sokaktaki karları temizliyorlar.People were removing the snow on the street.
İnsanların genelde dahiler için hiçbir sempatisi yoktur.People often have no sympathy for geniuses.
İnsanlar şehrin sıcağından kaçış arıyorlar.People seek escape from the heat of the town.
İnsanlar onun ölüm haberine ağlıyorlardı.People were weeping at the news of his death.
İnsanlar onun ani ölümüne derinden üzüldüler.People regretted his sudden death deeply.
İnsanlar onu cesaretinden dolayı övdü.The people praised him for his courage.
İnsanlar iyi şanslarıyla övündüler.The people exulted over their good luck.
İnsanlar ona Dave diyor.People call him Dave.
İnsanlar ona kral olarak seslendiler.People hailed him as king.
İnsanlar ona güldü.People laughed at him.
İnsanlar onun ölü olduğuna inandı.People believed her to be dead.
İnsanlar onun tablolarını beğenmek için geldiler.People came to like her paintings.
İnsanlar her zaman göründüğü gibi değildir.People are not always what they seem.
İnsanlar yoksulluğa karşı mücadele etti.People struggled against poverty.