Ana içeriğe geç
Sözlük

inş ile cümle

inş kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
3
HARF
1
HECE
9
ORT. KELİME
Daha fazla okul mu inşa edersiniz?Do you build more schools?
Şehirlerde yaratıcı gruplar inşa et; daha çok ARGE parkları yarat, vesaire.Build creative clusters in cities; create more R&D parks, so on and so forth.
Biz böyle bir şeyi nasıl inşa edeceğiz.How do we construct something like this?
Biz duyurun ve bu kritik kütle inşa böylece.So that we can spread the word, and build this critical mass.
Larry ve Sergey -- Web'in olduğu gibi inşasından yardım edenler, ve buna çok minnettarım.Larry and Sergey -- people who have helped build the Web as it is, and I'm grateful for that.
Bu fosil yakıtlar medeniyetimizi inşa etmiştir.Those fossil fuels have built our civilization.
Hakikaten çok ucuz bir biçimde inşa edildi kitaplar için bir otopark olarak.It's literally built in a very inexpensive way -- it is a parking garage for books.
Peki, nasıl inşa edeceğiz.So, how to build this.
Evet. Çekirdekleri inşa ederek başlıyoruz.So, we begin by building the cores.
Çekirdekleri inşa ederken, çağdaş sanat müzesini aşamalı olarak inşa ediyoruz.As we're building the cores, we build the contemporary art museum at grade.
Sıhhatiniz iyidir inşallah?How is your health?
Para ile doğmuş ailelere kıyasla... ...imparatorluklarını sıfırdan inşa edenlerini destekliyorum.We like people who are self-made, not those who inherit money.
1930'larda, Robert Moses tarafından inşa edilmişti.It was built in the 1930s by Robert Moses.
Bu, 1885'te 1,100 kişiyi barındırmak için inşa edilmiş bir evsiz sığınağının altında çekildi.This was taken under a homeless asylum built in 1885 to house 1,100 people.
1500'lerin başlarında inşa edildi.It was built in the early 1500s.
Bu benim için inşa edilmiş bir miras ve bu benim paraya çevirdiğim bir miras.And this is a legacy that was built for me, and it's a legacy that I've been cashing out on.
Yani tasarım yaparken ve değişim oluşturmaya çalışırken, onu gerçekten inşa etmek çok önemli.So it's really important that if we're designing and trying to create change, we build that change.
Çocukların ebeveynleri tarafından inşa edildi.It's built by the parents of the kids.
Çocuklar orada arazide, binaları inşa ediyorlar.The kids are out there on-site, building the buildings.
Yeniden inşaya katılan 1500 gönüllümüz vardı.We've had over 1,500 volunteers rebuilding, rehabbing homes.
Ve biz yardım ediyoruz, onlarla yeni bir bina inşa etmek için çalışıyoruz.And we're helping, working with them to create a new building.
Ve bizden önce giden nesillerin yenilikleri üzerine inşa ediyoruz.And we're building upon innovations of generations who went before us.
Çin nükleer enerji santrali inşa ediyor.China is building nuclear power stations.
Şimdi inşa ettiğimiz alet de bu.This is the device we're building now.
Ve o şeyi bir sonraki konseptte inşa edersin.And then you go build on that in the next concept.
Şimdi, türlü türlü binalar inşa eden insanları düşün.Consider now the people who build all kinds of buildings.
Buna yeniden inşa edilen anı denir.It's called reconstructed memories.
Tüm anılarımız, yeniden inşa edilmiş haldeler.All our memories are reconstructed memories.
Babam Ukrayna'daki küçük köyümüzdeki en güzel ek binayı henüz inşa etmişti.My father has just built the best outhouse in our little village in Ukraine.
İlk inşa ettiğim yapı 20 sene önceydi.The first building I built was 20 years ago.
Şangay'da bir yapıyı inşa etmeye davet edilmiştik--neyden bahsediyorum; davet edilmemiştik,In Shanghai, we were invited to build -- well we weren't invited; what am I talking about.
Böylece Birleşik Krallık fuar pavyonunu inşa etmek için yarışmayı kazandık.So we won the competition to build the U.K. pavilion.
Ayrı bir bina inşa edip ayrı bir içeriğe sahip olmak istemedik.We didn't want to make a separate building and have separate content.
Böylece bu da, futbol sahası büyüklüğünde bir inşaat alanı ile birlikte karışımın içindeydi.So that was also in the mix with the site the size of a football pitch.
Bir futbol sahası büyüklüğünde bir yapı inşa etmek yerine biz bu unsur üzerinde yoğunlaştık.Instead of building a building as big as the football pitch, we focused it on this one element.
Ve Malezya'da inşa ettiğimiz proje bir müteahhid için apartman binaları.And the project that we're building in Malaysia is apartment buildings for a property developer.
Ve bir parça arazinin içinde işte o inşaat alanı.And it's in a piece of land that's this site.
Böylece bu binaları inşa ediyoruz.So we're building these buildings.
Bunlar yapıyı inşa ederken yaptığımız testlerin birkaçı.These are a few of the tests we did when we were building the structure.
Hikayeleriniz inşa ediliyor.Your stories are constructed.
Heykelin kendisi mantıklı bir yolla inşa edilmemiş.[Dennis] The sculpture itself is not built in a rational way
Bu inşaat kılavuzları, heykelin hayatı boyunca onunla birlikte kalacak.These instruction manuals will stay with the sculpture for the rest of its life.
Sağlam inşa edilmiş, kalıcı -- bunlar tamamen kendine özgü, nazik ve geçiciydiler.Durable, engineered, permanent -- those are in opposition to idiosyncratic, delicate and ephemeral.
Bunu bildiğim demir bir çemberle inşa edemedim.I couldn't build this with a steel ring, the way I knew.
Bu grafik şu an bizim çevreyi inşa ederken neyle uğraştığımızı gösteriyor.This graph represents what we're dealing with now in the built environment.
Bu benim, altı saattir bir prototip inşa eden.This is me building a prototype for six hours straight.
Yani kendi kendilerini inşa eden programlanabilir malzemeleri kastediyorum.But I mean programmable materials that build themselves.
Geçen yıl TED Long Beach'te, düzenekleri inşa eden bir kurulum yaptık.Last year at TED Long Beach, we built an installation that builds installations.
Bunlar karmaşık şekillerde buluşan karmaşık parçalar ile inşa edilmiş karmaşık şeylerdir.These are complex things built with complex parts that come together in complex ways.
Şehir inşa edilebilir.The city can be built.
Orada yeni bir şehrin inşa edilmesine izin verin.Allow a new city to be built up there.
Ve ortalama olarak sadece bunların inşaat süresi, tüm planlama zamanları hariç, 7.1 sene.And the average, just for the construction time of these, is 7.1 years on top of any planning times.
Başkalarının suça ortak olmasına dayalı bir iş alanı inşa ettiler.They have a built a business based on other people committing crimes.
Versiyon 4.0 ve herhangi bir tarım projesinin inşası için belkemiği.It's version 4.0 and it's the backbone of any kind of construction of agriculture project.
Dünyadaki herkesin bunu kendi başına inşa etmesi için bütün dokümantasyon bulunmaktadır.It has all the documentation that anybody in the world would need to build this independently.
Çin örneğin, 10 yılda 400 tane havaalanı inşa etti.China, for example, which in the next ten years will create 400 new airports.
Bu toplumun demokratik değerler adına sırada neyi inşa edeceğini garanti etmez.That doesn't guarantee that what comes next will be a society built on democratic values.
Bu yüzden, eşinin şerefine kendininkinin karşısına bir tapınak inşa etti.So, he built a temple in her honor, facing his.
"şehir" adını verdikleri devasa maymun inleri inşa ederlerThe monkeys build giant monkey hives that they call "cities"
Yeni fabrika inşa edilmişti.A new factory was constructed
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod