İmtiyazlı bir hocayım, bu temel olarak şu demek; artık çalışmak zorunda değilim.Állandósított professzor vagyok, ami nagyjából annyit tesz, nem kell többé dolgoznom.
İmtiyazlı bir hocayım, bu temel olarak şu demek; artık çalışmak zorunda değilim.Als vastbenoemde professor hoef ik niet meer te werken.
İmtiyazlı bir hocayım, bu temel olarak şu demek; artık çalışmak zorunda değilim.Ich bin ein fest angestellter Professor, das heisst, eigentlich muss ich nicht mehr arbeiten.
İmtiyazlı bir hocayım, bu temel olarak şu demek; artık çalışmak zorunda değilim.Jeg er en fastansat professor, hvilket betyder, dybest set, at jeg ikke behøver at arbejde mere.
İmtiyazlı bir hocayım, bu temel olarak şu demek; artık çalışmak zorunda değilim.Jestem profesorem z gwarancją zatrudnienia, co w zasadzie oznacza, że nie muszę już pracować.
İmtiyazlı bir hocayım, bu temel olarak şu demek; artık çalışmak zorunda değilim.Je suis un professeur titulaire, ce qui signifie simplement que je n'ai plus à travailler.
İmtiyazlı bir hocayım, bu temel olarak şu demek; artık çalışmak zorunda değilim.Jsem profesorem na stálo, což znamená, že už vůbec nemusím pracovat.
İmtiyazlı bir hocayım, bu temel olarak şu demek; artık çalışmak zorunda değilim.저는 종신 교수이며 이 것은 곧 더 이상 일을 안해도 된다는 의미입니다.
İmtiyazlı bir hocayım, bu temel olarak şu demek; artık çalışmak zorunda değilim.Sono un professore titolare di cattedra, che in pratica significa che non devo più lavorare.
İmtiyazlı bir hocayım, bu temel olarak şu demek; artık çalışmak zorunda değilim.Sunt profesor titular, înseamnând simplu pus că nu mai trebuie să muncesc.
İmtiyazlı bir hocayım, bu temel olarak şu demek; artık çalışmak zorunda değilim.Yo soy profesor titular, lo que significa, básicamente, que no tengo que trabajar más.
İmtiyazlı bir hocayım, bu temel olarak şu demek; artık çalışmak zorunda değilim.Аз съм преподавател на постоянна длъжност, което по същество значи, че вече не се налага да работя.
İmtiyazlı bir hocayım, bu temel olarak şu demek; artık çalışmak zorunda değilim.На самом деле мне гарантирована моя должность, мне даже работать больше не надо.
İmtiyazlı bir hocayım, bu temel olarak şu demek; artık çalışmak zorunda değilim.אני מרצה בעל קביעות, זאת אומרת, שבעצם אין לי עוד חובה לעבוד.
İmtiyazlı bir hocayım, bu temel olarak şu demek; artık çalışmak zorunda değilim.أنا أستاذ مثبت، و هذا يعني ببساطة انه لا يجب علي أن أعمل بعد الآن.
İmtiyazlı bir hocayım, bu temel olarak şu demek; artık çalışmak zorunda değilim.とても奇妙なビジネスモデルです。私は毎日出勤して一日中、
Örneğin bu imtiyazlı hisse senetleri, her ülkenin mevzuatında yer almıyor olabilir. -Aktíva, fuu rozmýšľam nad nejakým vhodným číslom, aktíva sú v hodnote 10 miliónov dolárov.
Örneğin bu imtiyazlı hisse senetleri, her ülkenin mevzuatında yer almıyor olabilir. -A možná aktiva - přemýšlím nad pěkným kulatým číslem - aktiva jsou 10 milionů dolarů v aktivech.
Örneğin bu imtiyazlı hisse senetleri, her ülkenin mevzuatında yer almıyor olabilir. -E forse le attività - fatemi pensare ad un numero corretto - le attività sono 10 milioni.
Örneğin bu imtiyazlı hisse senetleri, her ülkenin mevzuatında yer almıyor olabilir. -I może aktywa - wymyślę dobrą okrągłą liczbę - aktywa wynoszą 10 milionów $.
Örneğin bu imtiyazlı hisse senetleri, her ülkenin mevzuatında yer almıyor olabilir. -Tässä on pääoma-- otanpas jonkin pyöreän numeron-- olkoon varat 10 miljoonaa dollaria.
Örneğin bu imtiyazlı hisse senetleri, her ülkenin mevzuatında yer almıyor olabilir. -І, можливо, активи (я добре подумаю про кількість) активи становлять 10 мільйонів доларів.
Örneğin bu imtiyazlı hisse senetleri, her ülkenin mevzuatında yer almıyor olabilir. -それでは、資産は1,000万ドルだとしましょう。
Ve biz bunu sonuna kadar imtiyazlı biçimde kullanırız, çünkü biz dile sahip bir türüz.Berieme to úplne ako samozrejmosť, lebo sme druh, ktorý sa cíti úplne ako doma, pri používaní jazyka.
Ve biz bunu sonuna kadar imtiyazlı biçimde kullanırız, çünkü biz dile sahip bir türüz.E lo diamo assolutamente per scontato, perché la nostra specie ha molta familarità con il linguaggio.
Ve biz bunu sonuna kadar imtiyazlı biçimde kullanırız, çünkü biz dile sahip bir türüz.Et nous le considérons totalement pour acquis, parce que nous sommes une espèce si à l'aise avec le langage.
Ve biz bunu sonuna kadar imtiyazlı biçimde kullanırız, çünkü biz dile sahip bir türüz.In to jemljemo kot samoumevno, ker smo vrsta, ki ji je jezik nekaj tako domačega.
Ve biz bunu sonuna kadar imtiyazlı biçimde kullanırız, çünkü biz dile sahip bir türüz.Jako gatunek nie doceniamy języka, bo jest dla nas czymś naturalnym.
Ve biz bunu sonuna kadar imtiyazlı biçimde kullanırız, çünkü biz dile sahip bir türüz.Kita menganggap ini sebagai sesuatu yang biasa, karena kita spesies yang sudah sangat terbiasa dengan bahasa.
Ve biz bunu sonuna kadar imtiyazlı biçimde kullanırız, çünkü biz dile sahip bir türüz.Och vi tar detta helt för givet, eftersom vi är en art som är så hemma med språket.
Ve biz bunu sonuna kadar imtiyazlı biçimde kullanırız, çünkü biz dile sahip bir türüz.Og vi tager dette helt for givet, fordi vi er en art, som føler sig så hjemme i sproget.
Ve biz bunu sonuna kadar imtiyazlı biçimde kullanırız, çünkü biz dile sahip bir türüz.Și credem că asta vine de la sine pentru că suntem o specie care se simte bine folosind limbajul.
Ve biz bunu sonuna kadar imtiyazlı biçimde kullanırız, çünkü biz dile sahip bir türüz.Tomamos isto como um dado adquirido, porque nos sentimos muito confortáveis com a linguagem.
Ve biz bunu sonuna kadar imtiyazlı biçimde kullanırız, çünkü biz dile sahip bir türüz.Und wir nehmen das einfach als gegeben hin, denn wir sind eine Gattung, die in der Sprache sehr heimisch ist.
Ve biz bunu sonuna kadar imtiyazlı biçimde kullanırız, çünkü biz dile sahip bir türüz.Wij vinden dit vanzelfsprekend, omdat we een soort zijn die zo thuis is in taal.
Ve biz bunu sonuna kadar imtiyazlı biçimde kullanırız, çünkü biz dile sahip bir türüz.Y damos esto completamente por sentado, porque somos una especie que se siente cómoda con el lenguaje.
Ve biz bunu sonuna kadar imtiyazlı biçimde kullanırız, çünkü biz dile sahip bir türüz.Το παίρνουμε αυτό ως δεδομένο, επειδή είμαστε ένα είδος εξοικειωμένο με τη γλώσσα.
Ve biz bunu sonuna kadar imtiyazlı biçimde kullanırız, çünkü biz dile sahip bir türüz.И мы всё это воспринимаем как должное, потому что мы привыкли к языку.
Ve biz bunu sonuna kadar imtiyazlı biçimde kullanırız, çünkü biz dile sahip bir türüz.И ние приемаме това безусловно за даденост, защото ние сме вид, който се чувства у дома си с езика.
Ve biz bunu sonuna kadar imtiyazlı biçimde kullanırız, çünkü biz dile sahip bir türüz.Ми приймаємо це як належне, бо наш вид має мову за щось дуже рідне.
Ve biz bunu sonuna kadar imtiyazlı biçimde kullanırız, çünkü biz dile sahip bir türüz.ואנחנו לוקחים את זה כמובן מאליו, מכיוון שאנחנו מין שמרגיש בנוח עם השפה.
Ve biz bunu sonuna kadar imtiyazlı biçimde kullanırız, çünkü biz dile sahip bir türüz.نحن أخذنا هذا كشيء مسلم به، لأننا جداً معتادين على اللغة.
Ve biz bunu sonuna kadar imtiyazlı biçimde kullanırız, çünkü biz dile sahip bir türüz.人間にとって言語はとても身近な存在ですから しかし考えてみて下さい
Ve biz bunu sonuna kadar imtiyazlı biçimde kullanırız, çünkü biz dile sahip bir türüz.우리는 이것을 매우 당연하게 여기죠. 왜냐하면 우리는 언어를 자유자재로 사용할 수 있는 종(種)이기 때문입니다.