Tanım
•İmtiyazı olan, imtiyaz tanınan
•Başkalarından ayrı ve üstün tutulma durumu
Diğer Dillerde
связанный, соотносящийся по значению с существительным концессия; основанный на концессии, принадлежащий концессии и т. п.
Это поколение принимает как должное, что его голос слышен. — Bu yeni nesil kendi seslerini çıkarmak konusunda oldukça imtiyazlılar.
Örnek Cümleler
İMTİYAZLI GEZEGEN
İMTİYAZLI GEZEGEN
İMTİYAZLI GEZEGEN Bölüm 1 (12)
İMTİYAZLI GEZEGEN Bölüm 1 (12)
Bu yeni nesil kendi seslerini çıkarmak konusunda oldukça imtiyazlılar.
This is a generation that's grown up taking their voices pretty much for granted.
Para yalnızca imtiyazlı şirketlere ve Miloseviç'e yakın çevrelere veriliyordu.
Money was only available to privileged companies and those close to the Milosevic regime.
İmtiyazlı bir hocayım, bu temel olarak şu demek; artık çalışmak zorunda değilim.
I'm a tenured professor, which means, basically, I don't have to work anymore.
Kurum, büyük kısmı gazilere ödenen 180 bin imtiyazlı emekli maaşında kesinti yapılmasını önerdi.
The institution recommended reductions of 180,000 privileged pensions, most of which go to veterans.
İmtiyazlı hisse senetleri ile, yatırımcılar genellikle sürekli bir temettü garantisi altındadırlar.
With preferred shares investors are usually guaranteed a fixed dividend forever.
imtiyazlı ile daha fazla örnek cümle →