Ana içeriğe geç
Sözlük

imtiyazlı ile cümle

imtiyazlı kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
ÖRNEK CÜMLE
9
HARF
4
HECE
10
ORT. KELİME
İmtiyazlı hisse senetleri ile, yatırımcılar genellikle sürekli bir temettü garantisi altındadırlar.With preferred shares investors are usually guaranteed a fixed dividend forever.
İmtiyazlı bir hocayım, bu temel olarak şu demek; artık çalışmak zorunda değilim.I'm a tenured professor, which means, basically, I don't have to work anymore.
Bu yeni nesil kendi seslerini çıkarmak konusunda oldukça imtiyazlılar.This is a generation that's grown up taking their voices pretty much for granted.
İMTİYAZLI GEZEGEN Bölüm 1 (12)İMTİYAZLI GEZEGEN Bölüm 1 (12)
İMTİYAZLI GEZEGENİMTİYAZLI GEZEGEN
Kurum, büyük kısmı gazilere ödenen 180 bin imtiyazlı emekli maaşında kesinti yapılmasını önerdi.The institution recommended reductions of 180,000 privileged pensions, most of which go to veterans.
Para yalnızca imtiyazlı şirketlere ve Miloseviç'e yakın çevrelere veriliyordu.Money was only available to privileged companies and those close to the Milosevic regime.
Sarah imtiyazlı bir çocukluk geçirmiştir.Sarah hatte eine privilegierte Kindheit.
Onun yerine "imtiyazlı ortaklık" önermektedir.Stattdessen wurde „sichere Anlage in Immobilien“ versprochen.
Sarah imtiyazlı bir çocukluk geçirmiştir.Marie était une enfant précoce.
Onun yerine "imtiyazlı ortaklık" önermektedir.Elles ont par contre introduit l'idée d'« interposition ».
Savaştan hemen sonra otomobil yalnızca bazı imtiyazlı kimseler tarafından alınabiliyordu.Seule la voiture de queue pouvait être empruntée par les fumeurs.
Onun yerine "imtiyazlı ortaklık" önermektedir.En su lugar, propone la llamada «flexibilidad compartimentada».
Savaştan hemen sonra otomobil yalnızca bazı imtiyazlı kimseler tarafından alınabiliyordu.وبعد الحرب مباشرة تمكن شراء السيارات من قبل بعض الناس أصحاب الامتيازات فقط.
Doğu Rumeli imtiyazlı vilayet haline geldi.În Rumelia Orientală s-a declarat mobilizarea.
İngiliz tüccarlar, iç ticarette en imtiyazlı yerli tüccardan daha fazla vergi ödemeyecekti.Ezzel a brit kereskedők olcsóbban árulhatták a teát, mint a helyi kereskedők.
Berlin Antlaşması ile Bosna Vilayeti, imtiyazlı bir vilayet olmuştur.Kroateille sopimus.lupasi laajan alueen.
Cohors torquata (LA): torques taşıma imtiyazlı bir destek birliği.Cohors torquata (LA): støtteenhet dekorert med en torques (militær dekorasjon).
Bakunin aynı şekilde herhangi bir imtiyazlı konumu veya sınıfı reddetmiştir.Taube selv benektet imidlertid enhver likhet med figuren.
Sarah imtiyazlı bir çocukluk geçirmiştir.Elizabeth có một tuổi thơ đầy khó khăn.
Bakunin aynı şekilde herhangi bir imtiyazlı konumu veya sınıfı reddetmiştir.バクーニンはまたあらゆる特権的地位や階級という概念を拒絶した。
1899'da International Steam Pump Company'nin imtiyazlı ve adi hisselerinin halka arzını gerçekleştirdi.1899年には、同社初となる社債の引き受け(International Steam Pump Company)を行った。
Cohors torquata (LA): torques taşıma imtiyazlı bir destek birliği.Cohors torquata: auxiliárna jednotka s poskytnutým torques (vojenská dekorácia).
Yani kimse imtiyazlı olamaz.Nobena oseba se ne sme vzeti za jamstvo.
Bu yeni nesil kendi seslerini çıkarmak konusunda oldukça imtiyazlılar.C'est une génération qui a grandi en tenant leurs voix pour acquises.
Bu yeni nesil kendi seslerini çıkarmak konusunda oldukça imtiyazlılar.Đây là thế hệ dùng tiếng nói của mình để đấu tranh cho quyền lợi.
Bu yeni nesil kendi seslerini çıkarmak konusunda oldukça imtiyazlılar.Dies ist eine Generation, die damit aufgewachsen ist, ihre Stimme als selbstverständlich zu sehen.
Bu yeni nesil kendi seslerini çıkarmak konusunda oldukça imtiyazlılar.Dit is een generatie die is opgegroeid met een soort vanzelfsprekende mondigheid.
Bu yeni nesil kendi seslerini çıkarmak konusunda oldukça imtiyazlılar.Ei sunt o generație care a crescut crezând că i se cuvine să îi fie ascultate opiniile.
Bu yeni nesil kendi seslerini çıkarmak konusunda oldukça imtiyazlılar.Esta es una generación que ha crecido tomando la palabra y dando eso casi por sentado.
Bu yeni nesil kendi seslerini çıkarmak konusunda oldukça imtiyazlılar.Esta é uma geração que cresceu sem que a sua voz fosse muito questionada.
Bu yeni nesil kendi seslerini çıkarmak konusunda oldukça imtiyazlılar.È una generazione cresciuta dando un po' per scontato che la si ascolti.
Bu yeni nesil kendi seslerini çıkarmak konusunda oldukça imtiyazlılar.Ez egy olyan generáció, akik úgy nőttek fel, hogy természetes volt hallatniuk a hangjukat.
Bu yeni nesil kendi seslerini çıkarmak konusunda oldukça imtiyazlılar.이 세대는 그들의 발언권을 매우 당연하게 여기며 성장해온 세대입니다.
Bu yeni nesil kendi seslerini çıkarmak konusunda oldukça imtiyazlılar.Tohle je generace, která vyrostla ve světě, kde na jejich hlasu záleží.
Bu yeni nesil kendi seslerini çıkarmak konusunda oldukça imtiyazlılar.To jest pokolenie, przyzwyczajone do tego, że mają głos.
Bu yeni nesil kendi seslerini çıkarmak konusunda oldukça imtiyazlılar.Toto je generácia, ktorá vyrástla s tým, že ich hlasy sú brané ako samozrejmosť.
Bu yeni nesil kendi seslerini çıkarmak konusunda oldukça imtiyazlılar.Αυτή είναι μία γενιά που έχει μεγαλώσει θεωρώντας τη φωνή της λίγο πολύ δεδομένη.
Bu yeni nesil kendi seslerini çıkarmak konusunda oldukça imtiyazlılar.Това е поколение, което е израснало, като приема това, за което гласуват, за подарено.
Bu yeni nesil kendi seslerini çıkarmak konusunda oldukça imtiyazlılar.Це покоління, яке виросло з переконанням, що їх думка беззаперечно приймається до уваги.
Bu yeni nesil kendi seslerini çıkarmak konusunda oldukça imtiyazlılar.Это поколение принимает как должное, что его голос слышен.
Bu yeni nesil kendi seslerini çıkarmak konusunda oldukça imtiyazlılar.זה דור שגדל כשהוא לוקח את קולו כמובן מאליו.
Bu yeni nesil kendi seslerini çıkarmak konusunda oldukça imtiyazlılar.هذا جيل نشأ باعتبار صوته من المسلمات.
Bu yeni nesil kendi seslerini çıkarmak konusunda oldukça imtiyazlılar.主張できるということを当然のものと思って育った世代です この世代は 私たちがしてきたように
Eğer okulda kalırsam da ( mezun olduktan sonra ), bana imtiyazlı bir görev vereceklerini vadettiler.Als ik zal blijven in de school, ze zeiden dat ze me zelfs een vaste aanstelling daar zouden geven.
Eğer okulda kalırsam da ( mezun olduktan sonra ), bana imtiyazlı bir görev vereceklerini vadettiler.Daca raman in scola au spus ca o sa-mi dea chiar si o pozitie inalta aici
Eğer okulda kalırsam da ( mezun olduktan sonra ), bana imtiyazlı bir görev vereceklerini vadettiler.Jeśli zostanę w szkole, to powiedzieli, że daliby mi stałe stanowisko u nich.
Eğer okulda kalırsam da ( mezun olduktan sonra ), bana imtiyazlı bir görev vereceklerini vadettiler.Jika aku tetap berada di sekolah itu, mereka bahkan akan memberikan aku pekerjaan di sana.
Eğer okulda kalırsam da ( mezun olduktan sonra ), bana imtiyazlı bir görev vereceklerini vadettiler.Keď ostanem na škole, po skončení štúdia mi tam nájdu prácu.
Eğer okulda kalırsam da ( mezun olduktan sonra ), bana imtiyazlı bir görev vereceklerini vadettiler.Nếu tôi chịu ở lại trường, họ thậm chí còn để tôi làm giáo sư ở đó.
Eğer okulda kalırsam da ( mezun olduktan sonra ), bana imtiyazlı bir görev vereceklerini vadettiler.Om jag stannar i skolan, sa dom till och med att dom ska ge mig anställd posotion där.
Eğer okulda kalırsam da ( mezun olduktan sonra ), bana imtiyazlı bir görev vereceklerini vadettiler.Se resto nella scuola, hanno detto che mi darebbero anche una posizione elevata lì.
Eğer okulda kalırsam da ( mezun olduktan sonra ), bana imtiyazlı bir görev vereceklerini vadettiler.Si je reste dans l'école, ils ont dit qu'ils me donneraient même une position de titulaire.
Eğer okulda kalırsam da ( mezun olduktan sonra ), bana imtiyazlı bir görev vereceklerini vadettiler.Wenn ich bei der Schule bleibe, sagten sie, dass sie mir dort sogar einen Dauer Position geben würden.
Eğer okulda kalırsam da ( mezun olduktan sonra ), bana imtiyazlı bir görev vereceklerini vadettiler.Αν παραμείνω στο σχολείο, είπαν ότι επιπλέον θα μου δώσουν μια μόνιμη θέση εκεί.
Eğer okulda kalırsam da ( mezun olduktan sonra ), bana imtiyazlı bir görev vereceklerini vadettiler.Ако уча в техния униврситет, дори казаха, че ще ми дадат добра позиция в училището.
Eğer okulda kalırsam da ( mezun olduktan sonra ), bana imtiyazlı bir görev vereceklerini vadettiler.Если я продолжу обучение при школе, сказали, что даже дадут мне постоянную должность.
Eğer okulda kalırsam da ( mezun olduktan sonra ), bana imtiyazlı bir görev vereceklerini vadettiler.אם אני נשאר בתוך בית הספר הם אמרו שהם אפילו יתנו לי משרה קבועה שם
Eğer okulda kalırsam da ( mezun olduktan sonra ), bana imtiyazlı bir görev vereceklerini vadettiler.واذا بقيت في المدرسه قالو انهم سوف يعطوني موقع مثبت هناك
Eğer okulda kalırsam da ( mezun olduktan sonra ), bana imtiyazlı bir görev vereceklerini vadettiler.正教授の席まで与えるって 私は どうして選ばなければ ならないのかって怒られたのに
İlgili Sayfalar
Menü
Giriş Yap
Premium
Platform
Karanlık Mod