imkansız ile cümle

imkansız kelimesiyle kurulmuş örnek cümleler ve İngilizce çevirileri.
60
BU SAYFADA CÜMLE
8
HARF
3
HECE
5
ORT. KELİME
Tom'un başarılı olacağı imkansız görünüyordu.It seemed impossible that Tom would succeed.
O benim için imkansızdır.That is impossible for me.
Onunla geçinmeye çalıştım ama bu imkansızdır.I've tried to get along with her, but it's impossible.
Onun gerçekten neye inandığını söylemek imkansız.It's impossible to tell what she really believes.
Onların gerçekten neye inandıklarını söylemek imkansız.It's impossible to tell what they really believe.
O, fiziksel olarak imkansızdır.That's physically impossible.
Bunu tanımlamak imkansız.It's impossible to describe.
Sanırım bu, Tom için imkansız.I think it's impossible for Tom.
Biz bunun imkansız olduğunu biliyoruz.We know that this is impossible.
İnanç, imkansızı denemenize izin verir. Ancak şüphe, sizi mümkün olandan bile alıkoyar.Faith lets you try the impossible. Doubt, however, deters you even from the possible.
Onu belirlemek neredeyse imkansızdır.That's nearly impossible to determine.
Elde etmek neredeyse imkânsızdır.It's almost impossible to achieve.
Tom onun bilimsel olarak imkansız olduğunu söyledi.Tom said it was scientifically impossible.
Tom Mary'nin hayatını imkansız hale getirdi.Tom made Mary's life impossible.
İmkansız bir görev olacak.It'll be an impossible task.
Onu yapmam imkansız.It's impossible for me to do that.
O, yapılması imkansızdır.That's impossible to do.
Onu yapmak imkansızdır.That's impossible to do.
Rüyalarda ve aşkta hiçbir imkânsızlık yoktur.In dreams and in love there are no impossibilities.
Tom'la iyi geçinmek imkansızdır.Tom is impossible to get along with.
İmkansızıı mümkün yapmak bizim işimizdir.It is our job to make the impossible possible.
Sizin için imkansız olan şey başkası için çok iyi mümkün olabilir.What is impossible for you could very well be possible for someone else.
Bunun tamamını tek başıma yapmak imkansızdır.It's impossible to do this all by myself.
Bu parçayı çalmak imkansız.This piece is impossible to play.
Onu sevmemek imkansızdır.It's impossible not to love it.
Bu lekeyi çıkarmak imkansız olacak.It'll be impossible to remove this stain.
Sadece bunu yapmak imkansız.It's just impossible to do.
Bugün ütopya gerçekleşebilir bir imkansızlık anlamına geliyor.Utopia today means a realisable impossibility.
Başka kayıplar olmadan kazanmak imkansızdır.It is impossible to win without another one losing.
Tom imkansızı mümkün yapan insandır.Tom is a man who makes the impossible possible.
Bunu yapman muhtemelen imkansız olacak.It'll probably be impossible for you to do that.
Bunu kendi başına yapmak imkansız olurdu.It would be impossible to do that by yourself.
Tom'un sınavı geçmesi neredeyse imkansız.It's virtually impossible for Tom to pass the exam.
Bunu bir günde yapmamız imkansız olurdu.It would be impossible for us to do that in one day.
Tom onun kazanabilmesinin imkansız olduğunu biliyor.Tom knows there's no way he can win.
Bunu yapmak neredeyse imkansız olacak.It's going to be almost impossible to do that.
Bunu yapmak imkansız olacak.It's going to be impossible to do that.
Zor olabilir, ancak imkansız olmayacaktır.It may be difficult, but it won't be impossible.
Kısa sürede bir vize almak imkansız olacak.It's going to be impossible to get a visa on short notice.
Tom yapması imkansız olan bir şeyi yapmaya çalışıyor.Tom is trying to do something that's impossible to do.
İmkansız olduğunu sanmıyorum.I don't think it's impossible.
Sami, onu tanımayı imkansız hale getirmek için Leyla'nın kafasını kesti.Sami cut Layla's head off to make it impossible to identify her.
Sami o hapisten kaçmanın imkansız olduğunu söyledi.Sami said it was impossible to escape from that jail.
Bunun mümkün olduğunu kanıtlamak imkansızdır.It's impossible to prove that it's possible.
Şimdi gitmem imkansız.It's impossible for me to leave now.
Bunu yapmak neredeyse imkansızdı.It used to be nearly impossible to do this.
Sanırım bunu bugün yapmamız imkansız.I think it's impossible for us to do that today.
Bunu yapmamız imkansız olacak.It'll be impossible for us to do that.
Geleceği tahmin etmek imkansız.It's impossible to predict the future.
Tamiri imkânsız.It's completely beyond repair.
Sanırım bunu yapmanın imkansız olduğunu biliyorsun.I think you know that's impossible to do.
Tom'un sorularının tümüne cevap vermem imkansızdı.It was impossible for me to answer all of Tom's questions.
Tom'un tüm sorularına cevap vermek benim için imkansızdı.It was impossible for me to answer all of Tom's questions.
"Bu imkansız!" "Mümkün.""This is impossible!" "Possible."
Yüzünüze dokunmayı tamamen bırakmanız neredeyse imkansız.It's more or less impossible to completely stop touching your face.
Seni sevmemek imkânsız.It's impossible not to love you.
150 yaşına kadar yaşamak imkânsız mı?Is it impossible to live to be 150?
İmkânsız olanı başaramayız, ama en azından bize işaret fişeği olmuş olur.We cannot achieve the impossible, but it serves us as a beacon.
Bence Tom'u yenmemiz imkânsız.I think it's impossible for us to beat Tom.
Kimseden imkansızı yapması beklenmiyor.Nobody is expected to do the impossible.

İlgili Sayfalar